Kuzey Afrika ülkeleri neden siyasi istikrarı sağlayamıyor?

Mısır, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas gibi Kuzey Afrika ülkelerde siyasi krizler yaşanmaya devam ediyor. Bu ülkeler iç politikada birçok sorun yaşarken, kendi aralarında da askeri ve siyasi krizlerden kurtulamıyor. Peki, Kuzey Afrika ülkelerinde neler oluyor?

Kuzey Afrika’nın bir zamanlar en güçlü ülkelerinden biri olan Libya, 10 yıldır iç savaştan bir türlü kurtulamıyor. 2011 yılında gerçekleşen NATO müdahalesi, 42 yıl ülkeyi demir yumrukla yöneten Muammer Kaddafi’nin koltuğundan devrilmesine neden olmuştu. Libya, NATO müdahalesinin ardından kanlı çatışmaların, siyasi krizlerin, büyük göç akımlarının yaşandığı bir ülke haline dönüştü.

NATO müdahalesi sonrasında Batılı güçler; ülkeye siyasi istikrarın, özgürlüğün, refahın ve barışın geleceğini savunuyordu. Ancak Batılı güçlerin beklediği gibi bir senaryo gerçekleşmedi. Ülkenin bir kısmı Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti, bir kısmı Tobruk merkezli olmak üzere General Hafter ve küçük bir bir kısmı ise bölgesel aşiretler tarafından yönetilmeye başladı.

2011 yılından günümüze dek Libya’da Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ile General Hafter arasında kanlı çatışmalar yaşanıyor. Başkent Trablus ve çevresindeki bölgeler UBH tarafından kontrol edilirken; Tobruk başta olmak üzere ülkenin büyük bir kısmı ise General Hafter’in kontrolü altında. UBH, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından meşru olarak tanınırken; General Hafter ise hiçbir ülke tarafından meşru olarak tanınmıyor.

Libya’daki bölünme, bölge ülkeleri ile birlikte emperyalist devletlerin de ülkeye olan ilgisinin artmasına neden oldu. Fransa, İtalya ve Rusya gibi ülkeler, General Hafter’a destek verdi. Bu süper güçlerin yanı sıra BAE, Mısır, Suudi Arabistan ve Yunanistan gibi bölge ülkeleri de Hafter ile yakın ilişkiler içerisinde oldu. BM tarafından meşru olarak tanınan UBH ise yalnızca Türkiye ve Katar gibi ülkeler tarafından desteklendi. ABD ise her iki tarafla da iletişim kurmaya çalıştı.

2020 yılının sonlarına doğru Ulusal Birlik Hükümeti’nde yaşanan değişiklik ise Libya’da yeni bir dönemin başlamasına yol açtı. Ulusal Birlik Hükümeti'nde geçici dönem Başbakanlığa Abdulhamid Dibeybe’nin gelmesi, Avrupa’nın Libya politikasının tamamen değişmesine neden oldu. Fransa, Yunanistan ve İtalya gibi Avrupa ülkeleri, Libya’daki UBH ile ilişkilerini güçlendirirken; General Hafter’a verilen desteği ise kesme kararı aldı. Ancak tüm bu gelişmelere rağmen, Libya’da siyasi istikrar sağlandığı söylenemez. Bu yılın sonlarına doğru yapılacak genel seçimler, ülkenin geleceğinin nasıl şekilleneceğini belirleyecek.

Libya’daki çatışmalar son aylarda azalmış gözükse de; iki taraf da henüz silah bırakmış değil. Yaşanabilecek en ufak bir kriz, tarafların yeniden çatışmaya girmesine yol açabilir. Sirte ve Cufra gibi stratejik yerler ise iki taraf arasında hala paylaşılamıyor.

10 yıldır askeri ve siyasi krizlerle boğuşan Libya’nın, kısa vadede siyasi istikrara ve barışa kavuşması zor görünüyor. Başbakan Dibeybe’nin görevinde kalıcı olması, Avrupa ile iyi ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda; Libya’nın geleceği için olumlu sonuçlar doğurabilir. Ayrıca Dibeybe’nin Türkiye ve Katar gibi ülkelerle de olumlu ilişkileri bulunuyor.

TUNUS’TA SİYASİ KRİZ DEVAM EDİYOR

Tunus, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde Arap Baharı sürecinin başladığı ülke. 2010 yılının sonlarına doğru bir seyyar satıcının kendini yakması tüm ülkeyi ayağa kaldırdı. İşsizlik, yoksulluk, pahalılık ve yolsuzluk gerekçelerini öne sürerek kendini yakan seyyar satıcı, tüm Tunus halkının sokaklara dökülmesine neden oldu.

Tunus halkı kısa süre içerisinde kitlesel protesto gösterilerine imza atarak, hükümetin 21 gün içerisinde devrilmesine neden oldu. Tunus’ta başlayan halk hareketi, kısa sürede komşu ülkelere ve daha sonrasında ise tüm bölgeye yayıldı. Arap Baharı adı verilen bu dönemde; Mısır, Libya, Suriye, Sudan ve diğer birçok ülkede halklar sokağa döküldü. Hükümetleri yolsuzluk ve rüşvet iddiaları nedeniyle eleştiren halk; işsizlik, yoksulluk, pahalılık, döviz kuru, açlık ve yüksek enflasyon gibi durumları şikayet etti.

Bölgede Arap Baharı rüzgarı devam ederken; Tunus’ta ise Müslüman Kardeşler hareketine yakınlığıyla bilinen Nahda partisi meclisin başına geçti. Nahda partisinin başındaki isim Gannuşi ise Meclis Başkanı oldu. Tunus’ta uzun yıllardır siyasi olarak herhangi bir kriz yaşanmazken; geçtiğimiz ay Cumhurbaşkanı Kays Said’in aldığı kararlar ülkede kaos çıkmasına neden oldu.

Cumhurbaşkanı Kays Said, Tunus Meclisi’ni feshetme kararı alarak tüm milletvekillerini tasfiye etti. Ayrıca Kays Said, Gannuşi’yi de Meclis Başkanlığı görevinden aldığını duyurdu. Tunus’ta yaşanan bu gelişmeler, kısa süre içerisinde tüm dünyada yankı buldu. Gannuşi bu hamleleri siyasi darbe olarak nitelendirdi. Gannuşi ile birlikte Başbakanı da görevden alan Kays Said, anayasal hakkını kullandığını ve siyasi darbenin söz konusu olmadığını savundu.

Tunus’taki siyasi süreç, belirsizliğini koruyor. Cumhurbaşkanı Kays Said, geçtiğimiz günlerde, geçen ay aldığı kararların süresini uzattığını duyurdu. Ülkede önümüzdeki dönemde neler yaşanacağı bilinmiyor. Ancak her iki tarafın da destekçilerini sokaklara çağırması, bir iç savaş riskini beraberinde getiriyor.

MISIR’DA SON DURUM NE?

2013 yılında Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye siyasi darbe gerçekleştirerek başa geçen Abdulfettah Sisi, görevinin başında kalmayı sürdürüyor. Mısır son dönemde Libya ve İsrail gibi komşu ülkeleri ile ilişkilerini yeniden geliştirirken; aynı zamanda Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve GKRY gibi ülkelerle iş birliğini sürdürüyor.

ABD, Rusya ve Çin gibi süper güçlerle de yakın ilişkiler kuran Mısır, bölgede önemli bir güç haline gelmeye çalışıyor. BAE ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle İhvan konusunda aynı noktada duran Mısır; kendi ülkesinde ve bölgede İhvan’a karşı mücadelesini sürdürüyor.

Mısır, uzun yıllardır ilişkilerinde sorun yaşadığı Türkiye ile de normalleşmek istiyor. Özellikle geçtiğimiz aylarda yayınladığı Doğu Akdeniz haritası, Türkiye tarafından olumlu ve memnuniyetle karşılandı. Mısır’ın Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarını belirlenmesinde Türkiye tezlerine hak veren bir harita yayınlaması, iki ülke arasında temasların yeniden başlamasını beraberinde getirdi. Önümüzdeki dönemde Türkiye-Mısır ilişkilerinin daha da gelişeceğini ve iki ülkenin Doğu Akdeniz’de ortak zemin üzerinde durmaya çalışacağını söylemek mümkün.

CEZAYİR İLE FAS ARASINDA İPLER TAMAMEN KOPTU

Kuzey Afrika’nın önemli iki ülkesi olan Cezayir ile Fas; Batı Sahra meselesi nedeniyle ilişkilerinde sorun yaşıyor. Geçtiğimiz günlerde Cezayir, Fas ile tüm diplomatik ilişkilerini kesme kararı aldı. Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtan Lamamra ise Fas’ın, Cezayir’e yönelik kötü ve düşmanca tavırlarını gerekçe olarak gösterdi.

Fas, Cezayir’i Batı Sahra bölgesinde bulunan ayrılıkçı Polisario Cephesi’ni desteklemekle suçlarken; Cezayir ise Fas’ın Batı Sahra’da attığı adımlara karşı çıkıyor. İki ülke arasındaki sınırlar 1994 yılından bu yana kapalı bulunuyor.

Fas Başbakanı Saddeddin el-Osmani ise Cezayir’in bu karından dolayı derin üzüntü duyduklarını ve kısa zamanda bu sorunu aşmayı dilediklerini dile getirdi. Ancak iki ülke arasında uzun zamandır etkili olan Batı Sahra krizinin, kısa vadede çözülmesi zor görülüyor.