Kosova ve Sırbistan arasında kimlik ve plaka sorunları sebebiyle tansiyon yükseldi

Balkanlar'ın merkezinde Kosova ile Sırbistan arasında on yıllardır devam eden sorunlara geçtiğimiz aylarda bir yenisi daha eklendi. Sorunlarına bir türlü çözüm bulamayan iki ülkede; tansiyonların yükselmesi ve tehditlerin şiddetlenmesi, Avrupa’da tekrardan bir korku ortamının oluşmasına sebebiyet verdi. Peki, Kosova ile Sırbistan arasındaki gerilim neden kaynaklanıyor? İki ülke arasında savaş yaşanabilir mi?

Kosova ile Sırbistan arasında tarihi bir gerilim bulunmakta. İki ülke arasında asla durulmayan sular, yakın zamanlarda ortaya çıkan yeni bir anlaşmazlık ile daha da bulanmış durumda.

Son yaşanan gerginlik, Kosova’da sınır geçişleri ile ilgili alınan bir karardan kaynaklanıyor. Bu karara göre, Sırbistan kimliği ile Kosova’ya giriş yapanlara geçici belge verilmesi ve Kosova’da yaşayan Sırp azınlıklardan, Sırbistan plakalı araçlarını Kosova plakalarıyla değiştirmeleri istenmişti.

Ülkede yaşayan Sırp vatandaşlardan ve Sırbistan yetkililerinden bu uygulamalara sert tepkiler gelmişti. Ülkede görev yapan Sırp polis memurları toplu olarak görevlerini bırakmış, Sırp vatandaşlar Kosova-Sırbistan yolunu araçlarla bloke etmişlerdi. Bunun üzerine Priştine yönetimi her ne kadar uygulamayı erteleme kararı alsa da soruna henüz bir çözüm getirilemedi.

Geçtiğimiz günlerde Brüksel’de yapılan görüşmeler öncesinde Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, iki ülke arasındaki gerilimin son on yılın en yüksek seviyesine tırmandığını, savaşı engellemek için her şeyi yapacaklarını ancak Kosova’nın fitili ateşlemesi durumunda olayların “tam bir cehenneme” evrilebileceğini söylemişti.

Geçtiğimiz aylarda da “Priştine yönetiminin Sırpları Kosova’dan sürmeye kararlı” olduğuna, Kosova’nın “Kuzeyde Sırpların yaşadığı bölgelere saldırmak istediği”ne yönelik açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı, Brüksel görüşmeleri öncesi iyimser olmadığını da belirtmişti.

Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre, 21 Kasım'da Brüksel’de yapılan görüşmelerde herhangi bir anlaşmaya varılamadı. Tarafların uzlaşı yolunda adım atmadıkları ve Kosova’nın üzerine düşen hukukî yükümlülükleri yerine getirmediği bilgilerine yer verilen haberde, Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borell’in tansiyonların düşmemesi ve olası bir şiddet durumunu “tarafların sorumluluğu” olarak belirttiği de aktarıldı.

Bunun yanında Borell’in, “Sorun plakalardan çok daha öte” şeklinde bir açıklamada bulunduğu da aktarıldı.

İKİ ÜLKE NEDEN ANLAŞAMIYOR?

Josep Borell’in de belirttiği gibi sorun sadece plakalarla alakalı değil. Sorunun tarihsel bir boyutu da bulunmakta.

Kosova, 500 yıl kadar Osmanlı egemenliği altında kalmadan önce Sırp İmparatorluğu'na bağlı bir bölgeydi. Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrılırken de Karadağ ve Sırbistan’ın egemenliğine bırakılmıştı.

Osmanlı İmparatorluğu yıkıldığında bu iki ülke, önce krallık sonra federal cumhuriyet olarak kurulan Yugoslavya’ya katılmıştı. İkinci Dünya Savaşı’na kadar süren krallık döneminde Kosovalılara karşı baskılayıcı faaliyetler güdülmüştü.

İkinci Dünya Savaşı’nda ise Yugoslavya, Mihver Devletler tarafından işgal edilmiş, Kosova bölgesi üç ülke idaresi arasında bölüştürülmüştü.

İşgal ve savaş sona erdiğinde, ülkede işgale karşı direnen komünist Partizanlar federal cumhuriyeti ilan etmişlerdi. Federal cumhuriyet içerisinde ilk önce otonomi kazanan Kosova, 1974 Yugoslavya anayasası ile otonomisinin geliştiğini gördü.

80’li yıllar ile birlikte birlik içinde bağımsız bir cumhuriyet olmayı isteyen Kosova halkı sert bir baskılama ile karşılaştı. Çoğunluğu Arnavut kökenli olan Kosovalılarla Slav olan Yugoslavlar arasında etnik tansiyon yükseldi.

Dönemin Sırp kökenli Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Milošević’in aldığı sert önlemler sonucunda Kosova halkı barışçıl sivil itaatsizlik yoluyla bağımsızlık protestoları yapmaya başladı.

1992 yılında ise Birinci Kosova Cumhuriyeti ilân edildi. Bu sırada Yugoslav Savaşları’nın sonucunda federasyonda sadece Karadağ ve Sırbistan kalmıştı. Kosova içinde durum daha kötüye giderken, bir grup insan barışçıl protestoların işe yaramadığına karar vererek “Kosova Özgürleştirme Ordusu”nu kurdu ve Yugoslav ordusuna saldırdı. Bununla birlikte bir yıl sürecek Kosova Savaşı başlamış oldu.

Tarihe bakıldığında Kosova, Osmanlı ve Nazi hakimiyetleri altında bulunduğu süreçler haricinde hep Sırbistan’ın hegemonyası altındaydı. Kosova ve Metohiya bölgesindeki gücünü kaybetmek, Sırbistan için kabul edilebilir bir olgu değildi.

Kosova Savaşı 1999 yılında bittikten sonra da Kosova 2008 yılına kadar Sırbistan’ın egemenliği altında kaldı. 2008 yılında, Kosova’nın önde gelen siyasetçileri Kosova’nın tek taraflı bağımsızlığını ilân ettiler.

Bu ilân ile birlikte Kosova, 101 devlet tarafından tanınan bağımsız bir devlet hâline geldi. Bağımsız Kosova Cumhuriyeti’ni tanımayan devletlerin başında, Kosova’yı hâlâ bir parçası olarak gören Sırbistan da yer alıyor. Bu nedenle, Priştine yönetiminin verdiği tartışmalı olabilecek kararlar Belgrad tarafından şiddetli tepkilerle karşılaşıyor.

GÜNCEL DURUM SAVAŞA EVRİLİR Mİ?

İki ülkenin ve uluslararası örgütlerin yetkililerinden gelen açıklamalara göre savaş bir ihtimal olarak kapıyı çalmaya devam ediyor.

Kosova’nın plaka uygulamasını devreye sokması da tepkilerin artmasına ve uzlaşmaya varılamamasına sebebiyet veren unsurlardan biri.

Konuyla ilgili iki taraftan da çatışma ihtimalinin göz ardı edilmediği, ancak barışçıl yollarla bu sorunu çözmek istedikleri yönünde açıklamalar geldi.

AA’nın aktardığına göre, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, Brüksel’deki toplantının ardından yaptığı açıklamada, “Priştine yönetiminin Brüksel Anlaşmasını tek taraflı eylemleriyle sertçe ihlâl ettiğini vurgulamıştım. Buna rağmen, Sırbistan barışı ve dengeyi korumaya çalışıyor ve buna sadık kalacak” sözlerine yer verdi. 

RFERL ise Vučić’in “Son haberleri az önce aldık, durum çok çetin ve çatışmanın kıyısında. Barışı korumak için her şeyi yapacağız” sözlerine yer verdiğini aktardı.

Buna karşılık AA, Kosova Başbakanı Albin Kurti’nin ise Twitter hesabından yaptığı açıklamada, anlaşmazlığın çözümünde diyaloğa alternatif olmadığını yazdığını aktardı.

Hürriyet’in haberine göre Kurti, “Belgrad’ın bu saldırgan politikalarının şu ya da bu şekilde Kosova’ya yönelik bir saldırıya dönüşebileceğini göz ardı etmemeliyiz. […] Artan gerilim nedeniyle yeni çatışma hâlini dışlamak tamamen sorumsuzluk olur” açıklamalarında bulundu.

BBC’nin aktardığına göre de Kurti, Brüksel’de çözüme ulaşamamış olmaktan AB’yi sorumlu tutuyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “İki [tarafa] da [tansiyonları] yükseltebilecek tek taraflı eylemlerde bulunmaktan uzak durmaları yönünde çağrıda bulundum” açıklamasında bulundu.

Stoltenberg, “Şimdi sorumluluk alma ve pragmatik çözümlere ulaşma zamanı. [Tansiyonları] Yükseltmekten kaçınılmalı” açıklamasıyla tarafları itidale çağırdı. Stoltenberg, ayrıca, taraflara Kosova Barış Gücü’nün (KFOR) tetikte olduğunu hatırlattı.

KFOR’dan gelen açıklamada ise “Kosova’nın kuzey belediyelerindeki güvenlik durumu gergin. NATO liderliğindeki KFOR misyonu, 1999 [tarihli] BM Güvenlik Konseyi 1244 no’lu çözümden doğan mandasına uygun olarak, durumu yakından izliyor ve dengenin tehdit edilmesi hâlinde müdahale etmeye hazır” sözlerine yer verildiği AA tarafından aktarıldı.

Diğer uluslararası ve ulusaşırı örgütlerden ve bazı ülkelerden taraflara itidal ve taviz çağrıları yapılırken, bölge halkı diken üstünde liderlerinin söyleyeceği bir sonraki sözü bekliyor.

Dünya Ukrayna Savaşı ile çalkalanırken ortaya çıkan bu gerginlikte taraf ülkelerin birbirlerini saldırganlıkla suçlaması da endişe verici bir olay. Bununla birlikte, eğer yetkililerden çok radikal bir hamle gelmezse durumun bir savaşa evrilmesi mümkün gözükmüyor.