Dengeler değişiyor: Çin’in Orta Doğu’da, ABD’nin Asya’da nüfuzu artıyor

Orta Doğu ülkelerinden çekilme kararı alan ABD, askeri ve siyasi faaliyetlerini Asya’ya yoğunlaştırarak en büyük rakiplerinden biri olan Çin’i çevrelemeye çalışıyor. Çin de Orta Doğu’dan çekilen ABD’nin yerini doldurmaya çalışıyor. Pekin yönetimi, enerji ithalat rotasını şimdilik Orta Doğu’ya çevirmiş durumda.

Orta Doğu’dan çekilen ABD, bölgeyi Çin’e bıraktı. Pekin, Orta Doğu’daki siyasi konulara daha aktif olarak müdahil olmaya, ara buluculuk faaliyetlerinde bulunmaya ve çözüm önerileri geliştirmeye  başladı.

Çin, enerji güvenliği ile ekonomik ilişkileri devam ettirebilmek için Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan ile ilişkilerini sürdürüyor. Diğer yandan da Irak, Suriye, Afganistan, Libya ve Yemen’de değişen şartlara göre farklı siyasi iş birlikleri geliştiriyor.

Pekin yönetimi bölgesel hükümetler ve uluslararası güçlerle Afganistan sorunu üzerine uluslararası platformlarda düzenlenen ikili görüşmelerde önemli roller üstlendi.

30 Ağustos 2021 tarihinde 20 yıldır Afganistan’da bulunan Amerikan askerlerinin tamamı ülkeyi terk etti.

Amerikan askerlerinin Afganistan’dan çekilmesi, Çin’in bu ülkeye ilgisini artırdı. Taliban’ın da Kabil’i ele geçirmesinden önce Pekin yönetimi ile üst düzey iletişimi vardı. 28 Temmuz 2021 tarihinde Taliban, Çin’e resmi ziyarette bulunarak Dışişleri Bakanı Wang Yi ile görüşme gerçekleştirmişti. 

Eylül 2021’de Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin, Çin’in Afganistan’daki açıklanan yeni hükümet ve liderleriyle iletişimi sürdürmeye hazır olduğunu bildirmiş, Taliban yönetimine 15 milyon dolar insani yardım sözü vermişti.

Kabil, Pekin’i Afganistan’ın ekonomik kalkınmasında aktif rol alması sebebiyle güvenilir bir müttefik olarak görüyor. Çin ise bölgedeki kazanımlarını korumak için Afganistan ile yakın ilişkiler kuruyor.

ÇİN: “ABD, SURİYE’DEN PETROL ve TAHIL KAÇIRIYOR”

ABD, Afganistan’dan tamamen çekilmesine rağmen Suriye’deki varlığını hala koruyor, yaklaşık bin Amerikan askeri Suriye’de görev yapıyor.

2 Aralık 2022’de Çin, Amerika Birleşik Devletleri’ni Suriye’den petrol ve tahıl kaçakçılığı yapmakla suçladı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Licien, “ABD'nin kaçakçılık faaliyetinin ülkede iç savaşın başladığı 2011'den 2022'nin ilk yarısına kadar 100 milyar dolardan fazla kayba yol açtığını” söyledi.

Mao, "ABD'nin Suriye'de asker bulundurması yasa dışıdır, ABD'nin Suriye'den petrol ve tahıl kaçırması yasa dışıdır, ABD'nin Suriye'ye füze saldırısı düzenlemesi de yasa dışıdır” ifadelerini kullandı.

Pekin, Batı'nın Birleşmiş Milletler'e sunduğu Suriye’ye askeri güç kullanma ve Esad yönetimine yaptırım uygulama kararlarına karşı çıkmıştı. Çin, 2012’de Suriye’ye elçi göndermiş, Beşar Esad’ı barışçıl bir çözüm bulmaya ikna etmeye çalışmıştı. 

Ocak 2022’de ise Şam’da imzalanan anlaşmayla Esad rejimi, Çin’in "Kuşak Yol" projesine dahil olmuştu.

Suriye’nin girişime katılma nedeni; dış ticareti kolaylaştırmak, altyapıyı, elektrik ve diğer alternatif enerji yatırımlarını inşa etmek de dahil olmak üzere birçok alanda Suriye ve Çin arasındaki iş birliğini geliştirmek olarak açıklanmıştı.

Pekin, bu hamlesiyle Orta Doğu’da yeni bir iş birliği elde etmişti. 

ABD, IRAK ve ORTA DOĞU ÜLKELERİNİ ÇİN’E KARŞI UYARDI

Orta Doğu’da etkinlik kurmak isteyen Çin, Suriye’nin yanında Irak’ta da nüfuz arayışına girdi. 

Aralık 2021’de ABD askerleri Iraktan çekilmişti. Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı Kasım Araci, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine bağlı muharip kuvvetlerin, Irak'taki görevinin sona erdiğini ve ülkeden çekildiğini açıklamıştı.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak’tan çekilmesiyle Çin’in ülkedeki varlığı artış gösterdi. Çin, geçtiğimiz yıl Irak’ta 10,5 milyar dolarlık yeni inşaat sözleşmeleri imzaladı.

Mayıs 2022’de Irak Petrol Bakanlığı, 22 petrol kuyusu açılması amacıyla çalışmalar yürütmesi için Çinli petrol şirketi COSL ile sözleşme imzalandığını bildirdi.

Temmuz ayında Irak Başbakanı Mustafa el- Kazımi, ülkenin farklı illerinde Çin gözetiminde bin okul inşa etme projesinin başladığını duyurdu. Diğer yandan Irak, 2013 yılında Çin tarafından ilan edilen Kuşak Yol Girişimi’nin de bir parçası. Tüm bunlar Çin’in, Irak’taki nüfuzunu artırmasını beraberinde getiriyor.

ABD ise Çin’in başta Irak olmak üzere Orta Doğu’da gücünü artırmak istediğini ve bu durumun ileride tehdit oluşturacağını söylüyor.

ÇİN’İN EN BÜYÜK PETROL TEDARİKÇİSİ SUUDİ ARABİSTAN

ABD ile Suudi Arabistan ilişkilerinde gerilim yaşanıyor. Washington ile Riyad OPEC+’nın 5 Kasım’da petrol üretimini azaltma kararı alması nedeniyle karşı karşıya geldi. ABD kongresi petrol fiyatlarını yükseltmeye yönelik bu adımı karşılıksız bırakmayarak Riyad’a silah satışının bir yıllığına askıya alınması çağrısında bulundu.

Çin ise Suudi Arabistan petrolünün bir numaralı alıcısı konumunda. Riyad yönetimi de nükleer enerji ve füze projelerinde Pekin’i önemli bir aktör olarak görüyor.

Çin Devlet Başkanı Xi Cinping'in 7-9 Aralık tarihlerini kapsayan Suudi Arabistan ziyareti kapsamında Çin-Arap ülkeleri ile Çin-Körfez İş Birliği Örgütü Zirvesi’ne katılacağı belirtildi.

Çin, Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta Doğu’dan çekilmesiyle bölgede var olmaya ve nüfuzunu artırmaya çalışıyor.

Çin; Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Umman’a milyarlarca dolar silah ihraç ediyor. ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlar da Tahran hükümetini Çin’e yaklaştırıyor.

Ancak, Orta Doğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Araştırmacısı Sercan Çalışkan, “Çin'in Orta Doğu'da ABD'nin yerini alma ihtimalinin orta vadede mümkün olması zor" diyor.

Sercan Çalışkan, “Orta Doğu ülkelerinin Çin'i ABD’ye karşı önemli bir dengeleyici aktör olarak gördüğünü" belirtiyor.

HİNT-PASİFİK’TE ABD’NİN ETKİNLİĞİ ARTIYOR

ABD Orta Doğu’dan çekilince rotasını Hint-Pasifik’e çevirdi. Biden yönetimi, Çin’e karşı Hint-Pasifik müttefikleriyle ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyor. 

28 Ekim 2022 tarihinde ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından yayınlanan “2022 Ulusal Savunma Stratejisi” raporunda da Çin; Rusya’dan daha büyük bir tehdit olarak görüldü. 

Rusya ile Çin’in iş birliğini ve Pekin’in yükselişini, kendi çıkarları için tehlike ve tehdit olarak gören Amerika Birleşik Devletleri, Asya-Pasifik bölgesinde güvenlik ve savunma iş birliklerini artırıyor. 

ABD üye olduğu QUAD ve AUKUS gibi ittifakların yanı sıra üyesi olmadığı Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) gibi uluslararası örgütlerle ortak çalışmalar yürüterek Çin’in bölgedeki etkisini azaltmaya çalışıyor. 

12 Kasım 2022 tarihinde ABD Başkanı Joe Biden, Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh’deki, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği zirvesine katıldı.  

Joe Biden, ASEAN zirvesine katılmasının, “ABD’nin birlik üyesi ülkelerle ilişkiye verdiği önemin kanıtı” olduğunu belirtirken; “ASEAN, Hint-Pasifik stratejisinin kalbidir ve güçlendirilmiş, birleşik bir ASEAN ile adım adım çalışma taahhüdümüzü güçlendirmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. 

Başkan Joe Biden, zirvedeki konuşmasında; ASEAN bloğunun Washington’un Asya politikasının merkezinde olduğunu belirterek, askeri yönetim altındaki Myanmar ve Güney Çin Denizi anlaşmazlığı gibi büyük bölgesel meseleler üzerinde daha yakın iş birliği vaadinde bulundu. 

ABD bölgedeki Kuzey Kore tehdidine karşı da Japonya ve Güney Kore ile birlikte hareket ediyor. 

Geçtiğimiz aylarda ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Güney Kore Dışişleri Bakanı Park Jin ve Japonya Dışişleri Bakanı Hayaşi Yoşimasa ortak bildiri yayımladı. Üç bakan, Kuzey Kore'nin "nükleer deneme gerçekleştirmesi halinde, bu ülkeye, uluslararası toplumca güçlü ve kararlı tepkisiyle karşılık verilmesinde" anlaştı.

Geçtiğimiz yıl açıklanan rakamlara göre, ABD’nin Güney Kore’de 28 bin 500 civarında askeri bulunuyor. Askerler, “Kuzey Kore tehdidi” ile bölgedeki ABD çıkarlarına hizmet etmek amacıyla burada konuşlu.

ABD, Çin-Tayvan anlaşmazlığında ise Çin’in olası saldırılarına karşı Tayvan’ı savunacaklarını söylüyor, Tayvan’a silah ve füze savunma sistemleri satıyor.

ABD, Çin’i çevreleme siyaseti izliyor. Pekin yönetimi ise Washington’un bölgedeki varlığının “Pasifik’teki barış ve istikrarı tehdit ettiğini” söylüyor. Çin, Orta Doğu’da ABD’nin yerini alamayacağı gibi Washington yönetiminin de Hint-Pasifik’te Çin’in yerini alması pek olası görünmüyor. Pekin, bölgede hala önemli bir aktör olarak yer alıyor.