İran ve İsrail, bölgede üstünlüğü casusluk ağlarıyla yakalamaya çalışıyor

İran ve İsrail arasında on yıllardır süren siyasi çekişme ve düşmanlığa varan rekabet, yalnızca politik platformlarda süren gözle görünür çatışmalar şeklinde ilerlemiyor. İslam Devrimi gerçekleştiğinden beri iki ülke arasında bir casusluk mücadelesi de mevcut. İki ülke de bölgedeki hasmına karşı üstünlüğü elde etmek için en değerli şeyi elde etmeye çalışıyor.

Bölgedeki güç mücadelesinin getirdiği “soğuk savaş” modeli çatışmalar yaklaşık 40 yıldır sürmeye devam ediyor ve son dönemde öne çıkan soğuk savaş metodu da siber casusluk savaşları.

Bu konuda son yılların en önemli gelişmesi, İran’ın en önemli nükleer fizikçilerinden olan Muhsin Fahrizade’nin öldürülmesiydi.

Bir suikast sonucu yaşamını yitiren Fahrizade sıradan bir suikastin kurbanı değildi. İsrail’in, İran’ın nükleer silah geliştirme programının başında olduğunu iddia ettiği ve uzun yıllardır öldürmeye çalıştığı Fahrizade konvansiyonel taktiklerden kurtulmayı başarıyordu.

Bunun üzerine Mossad, yeni bir metod ile Fahrizade’yi saf dışı bırakmayı kararlaştırdı: Yapay zekâ.

The New York Times’ta 2021 yılında verilen habere göre, bir otoyolun kenarına park edilen ve alelade bir yol çalışması aracı görünümü verilen bir pikap kamyonun arkasına yerleştirilen ve uzaktan kumanda edilen makineli bir tüfek ile suikast düzenlendi.

Aynı haberde, İran Devrim Muhafızlarının olayla ilgili yaptığı ve İran basınında dolaşan açıklamaya da yer verildi. Bu açıklamada belirtildiğine göre, bütün operasyon uzaktan düzenlenmiş ve “katil robotlar” kullanılarak gerçekleştirilmişti.

NYT’nin aktardığına göre, bu robot yaklaşık bin mil (bin 600 kilometre) öteden uydu ile kontrol ediliyordu. Dakikada 600 mermi atma kapasitesine sahip bu yapay zekâlı makineli tüfeğin birden fazla kamera-gözü vardı ve Fahrizade’nin öldürüldüğü suikastta bu yüz tanıma sistemli robotlar kullanıldı.

MOSSAD’IN FAALİYETLERİ

İsrail’in İran devleti ve İranlı önemli kişiler üzerindeki faaliyetleri son dönemlerde artışa geçmiş durumda.

Mossad, Nisan 2022’de yakalanan Devrim Muhafızlarından Mansur Rasuli adındaki bir İranlının İstanbul’da bir İsrailli diplomata suikast düzenlemekle görevlendirildiğini açıklamıştı. Rasuli ise serbest kaldıktan sonra “yalan ifade” vermesi için işkenceye maruz bırakıldığına dair bir açıklamada bulunmuştu. 

Mayıs ayında ise Tahran’da Albay Hasan Seyid Hüdayi, evinin önünde motosikletli iki saldırgan tarafından uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.

İsrail’in İran’daki altyapı ve nükleer tesislere saldırıda bulunduğu ve bulunma tehdidinde olduğu da biliniyor.

İran, 2020’de Hürmüz Boğazı’ndaki Shahed Rajaee Limanı’na düzenlenen ve Boğaz’daki trafiğin bozulmasına sebebiyet veren bir siber saldırıdan İsrail’i sorumlu tutuyor.

Buna ek olarak 2020’de gerçekleşen bir dizi patlamanın arkasında da İsrail olduğu düşünülüyor. Parçin askeri tesisi, Sina At’har kliniği, Natanz nükleer tesisi, Shahid Medhaj enerji santrali, Karun petrokimya tesisi ve Devrim Muhafızlarına ait bir mühimmat deposu patlamaların yaşandığı tesisler arasında. Özellikle Natanz’daki patlama ile İran’ın nükleer programının ciddi ölçüde yavaşlatıldığı öne sürülüyor. 

İsrail’in eski Savunma Bakanı Benjamin Gantz’ın geçtiğimiz aralık ayında hava harp okulu mezunlarına yaptığı konuşmada, “Önümüzdeki iki ya da üç yıl içinde doğuya doğru uçabilir, İran’ın nükleer tesislerine yapılacak bir saldırının bir parçası olabilirsiniz” sözlerine yer vermesi uluslararası basında geniş yankı bulmuştu.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan’ın Mahsa Amini’nin polis gözetiminde ölümüyle başlayan protestolarla ilgili “İran’da bir iç savaş çıkarma niyetinde olan Batılı güçler ve İsrail, İran’ın Sudan veya Libya olmadığını çok iyi bilmelidir” açıklamaları da Mossad’ın İran içindeki çalışmalarının boyutlarını ortaya koyuyor.

New York Times’ın Haziran 2022 tarihli bir haberine göre, İsrail istihbarat görevlileri İran’ın güvenlik çevrelerinin derinlerine sızmış vaziyette. İran basınının kaynak gösterildiği bir bilgiye göre de; İran’ın eski İstihbarat Bakanı, görevlilere canlarından endişe duymaları gerektiğini söyledi.

İsrail Eski Başbakanı Naftali Bennett’in danışmanlarından Keren Hajioff, Bennett iktidara geldiğinde yeni bir doktrini devreye soktuğunu aktarmıştı. “Ahtapot doktrini” adı verilen bu yeni stratejiye göre, İsrail artık Tahran’ın Tel Aviv’e karşı desteklediği “öncülerini" değil, İran’ın kendisini hedef alacak.

ORTA DOĞU’DA KOVALAMACA

İki istihbarat servisi arasındaki çatışmaların sınırı olmasa da yoğunlaştığı belli başlı noktalar bulunmakta.

İran ve İsrail toprakları dışında kalan bu başlıca bölgeler Kuzey Irak ve Türkiye gibi Orta Doğu’da bulunan ve coğrafi olarak her iki ülkeye de yakın olan topraklardan oluşuyor.

Erbil’de 2022’de meydana gelen bir dron saldırısı bu olaylara bir örnek teşkil ediyor. Amwaj.com’un aktardığına göre, Tahran’a yakın Iraklı Şii medya grupları bir intihar dronunun Mossad ajanlarını başarılı bir şekilde hedef aldığını iddia etmişti. Kuzey Irak Kürt Otonom Yönetiminin bu iddialara verdiği cevaplar ise bölgede gerçekleşen saldırının İsraillileri hedef almadığı ve Kuzey Irak’ın bölgedeki ülkeleri tehdit edecek saldırılara yuva olmayacağı yönünde.

Türkiye’de de casusluk faaliyetleri özellikle İstanbul’da yoğunlaşıyor. Rasuli’nin iddia edilen suikast olayına ek olarak Türk medyasının raporladığı ve Daily Sabah’ın aktardığına göre, iş insanı Yair Geller’e suikast düzenlemek için Mois'in (İran İstihbaratı) kurduğu ekip MİT’in pençesinden kaçamadı. Bunun yanında MİT, Türkiye’de Mossad tarafından kurulmuş bir casusluk ağını keşfettiğini de açıkladı.