Fransa-Cezayir ilişkilerinde kritik viraj!

Geçtiğimiz hafta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Le Monde gazetesinde yer alan Cezayir hakkındaki sözleri yeni bir kriz başlattı. İki ülke arasındaki gerilim her geçen gün tırmanıyor. Peki, Fransa ile Cezayir arasındaki krizin sebebi ne? İki ülke arasında neler oluyor?

Fransa ile Cezayir arasındaki sorunlar, uzun yıllar öncesine dayanıyor. Fransa 1847 yılında Cezayir’in tamamında kontrolü ele geçirdi. Cezayir’de Emir Abdulkadir liderliğindeki direniş hareketi, Fransa’nın işgalini uzun süre boyunca engelleyen unsur oldu. Osmanlı hükümeti tarafından Fransız işgali tanınırken, Cezayir üzerindeki hakların ise sona erdiği duyuruldu.

Fransa, 1847 yılından itibaren Cezayir’i sömürgesi altına alırken, ilk sömürge birimleri ise Cezayir şehrinin çevresine inşa edildi. Ülkeye Avrupa’dan gelen göçmenlere, yerli kabilelerin ellerinden alınan araziler teslim edildi. Bu durum, Cezayir’deki Avrupalı nüfusun artışını da beraberinde getirdi. Ülkedeki Avrupalı sayısı 1847’de 104 bin iken 1911 yılında ise bu rakam 752 bin oldu. 1930 yılına gelindiğinde 2 milyon 345 bin hektarlık arazi yabancıların elindeydi.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleştirilen gösterilere Fransa güvenlik güçleri sert müdahale etmiş ve binlerce Cezayirli öldürülmüştü. Binlerce protestocu ise işkence görmüş ya da tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

8 Mayıs 1945’te Fransa ordusu tarafından Setif ve Guelma’da 45 bini aşkın Cezayirli öldürüldü. Cezayir halkı, 1945 yılından 1968’e kadar devam eden toplu saldırıları soykırım olarak kabul ediyor.

1 Kasım 1954 tarihinde Cezayir halkı Fransa’ya karşı silahlı direniş başlattı. Bunun üzerine sömürge yönetimi 28 Ağustos 1955te olağanüstü hal ilan ederken, 19 Eylül 1958 yılında ise Mısır’ın başkenti Kahire’de toplanan Cezayirliler bağımsız Cezayir Cumhuriyetini lan etti.

Ferhad Abbas başkanlığında geçici hükümet kurulan Cezayir’de, birkaç sene daha Fransa karşısındaki direniş devam etti. 18 Mart 1962’de Evian Antlaşması ile ateşkes ilan edilirken, 1 Temmuz 1962 yılında ise yapılan referandumda Cezayir halkının yüzde 91’inin bağımsızlık lehinde oy kullanması sonucu ülke bağımsızlığına kavuştu.

Cezayir’in bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Fransa ile ilişkiler her zaman sert ve gergin seyretti. İki ülke arasında siyasi, ekonomik ve askeri anlamda sık sık kriz yaşandı. Tarihte yaşanan acı olayların izi, iki ülke arasındaki sorunlarda kendini gösterdi.

CEZAYİR UZUN YILLARDIR FRANSA’NIN ETKİSİNİ KIRMAYA ÇALIŞIYOR

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, göreve geldiği günden bu yana Fransa’nın Cezayir’deki ekonomik egemenliğini azaltmak için çalışıyor. Cezayir metrosunun işletilmesi ve bakımından sorumlu olan Fransız şirket, hükümetin yüzde yüz Cezayir şirketi ile çalışmak istemesinin ardından geçtiğimiz sene faaliyetlerine son vermişti. Cezayir’de iş sözleşmesi olan birçok Fransız firmasının da ilerideki dönemde faaliyetlerine son verebileceği konuşuluyor.

Cumhurbaşkanı Tebbun, ülkede bazı sektörleri ve büyük projeleri yeniden inşa etmek için çalışmalarını sürdürüyor. Tebbun’un söz konusu politikaları, 26 sene ülkeyi yöneten önceki Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika ile tamamen birbirine zıt yönde.

Cezayir’de faaliyet gösteren birçok Fransız şirketi, ülkedeki yatırımlarında ve projelerinde birtakım ayrıcalıklardan yararlanıyorlardı. Ancak Tebbun’un göreve gelmesi sonrasında bu durum değişmeye başladı. Cezayir pazarını kaybetmek istemeyen Fransız şirketler, Tebbun’un attığı adımlardan rahatsız durumda. Sayıları 40’ı aşkın olan Fransız şirketleri, Cezayir’de özellikle rüzgar enerjisi, petrol, ulaşım, su ve otomobil alanlarında hayati sektörlerin başında yer alıyor.

CEZAYİR'İN RUSYA VE ÇİN İLE İLİŞKİLERİ GELİŞİYOR

Siyasi ve ekonomik olarak Fransa’nın etkisinden kurtulmaya çalışan Cezayir, dünyanın en büyük ekonomisi olma yolunda ilerleyen Çin ile son birkaç yıl içerisinde iyi ilişkiler geliştirdi. Koronavirüsün tüm dünyaya yayıldığı ilk dönemlerde, Çin tarafından Cezayir’e yapılan tıbbi yardımlar oldukça dikkat çekti. Çin ve Cezayir Büyükelçiliklerinin, söz konusu yardımlar hakkında yanıltıcı haberler yapan FR24 TV kanalını birlikte kınaması da uzun süre konuşuldu.

Fransa, Cezayir’in Rusya ve Çin gibi ülkelerle yakınlaşmasından endişe duyuyor. Ancak Fransa’nın tüm itirazlarına ve eleştirilerine rağmen Cezayir, Rusya ve Çin gibi ülkelerle ilişkilerini her geçen gün geliştiriyor. Fransa tarafından onay verilmemesine rağmen İpek Yolu projesine imza atan Cezayir, Çin ile stratejik ortak olmayı hedefliyor.

Ayrıca Cezayir hükümeti, Fransa buğdayını terk ettikten sonra Rusya pazarına daha fazla yönelmiş durumda. İki ülke arasında doğalgaz ve enerji alanlarında da iş birliği söz konusu. Bu durum, ilerleyen dönemde Rusya’nın da Cezayir’de önemli bir güç haline gelmesine neden olabilir.

FRANSA-CEZAYİR ARASINDAKİ GERGİNLİK TIRMANIYOR

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçtiğimiz hafta Le Monde gazetesine bir söyleşi verdi. Macron’un bu söyleşide Cezayir hakkındaki söylemleri ve eleştirileri ise iki ülke arasındaki ilişkilerin fazlasıyla gerilmesine neden oldu.

Macron, “Cezayir’in bir ulus olarak inşası, izlenmesi gereken bir fenomendir. Fransız sömürgesinden önce Cezayie ulusu var mıydı? Soru bu. Daha önce sömürgeler vardı. Türkiye’nin Cezayir’de oynadığı rolü ve kurduğu hakimiyeti tamamen unutturabilmesi beni büyüledi ve tek sömürgecinin biz olduğumuzu açıklamak, bu harika ve Cezayirliler buna inanıyor” ifadelerini kullanmıştı.

Macron’un bu sözleri, Cezayir kamuoyunda geniş bir yankı uyandırdı. Cezayir hükümetinin ise Fransa Cumhurbaşkanı’na tepkisi sert oldu. Cezayir, Paris Büyükelçisini ülkeye çağırırken, Cumhurbaşkanı Tebbun ise Fransa’ya karşı sert söylemlerde bulundu.

Fransız tarafı Cezayir’in bir zamanlar sömürge olduğunu hafızasından çıkarmalı. Cezayir sadece Allah’a boyun eğen ordusuyla ve gururlu insanlarıyla güçlüdür” şeklinde konuşan Tebbun, Paris Büyükelçisinin görev yerine dönmesi hakkında ise “Büyükelçinin dönüşü, Cezayir’in egemenliğine, kurumlarına ve gücüne saygı duyulması şartına bağlıdır” ifadelerini kullandı.

Yaşanan tüm bu gelişmeler, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, Cezayir’in Çin ve Rusya gibi ülkelerle yakınlaşmasından fazlasıyla rahatsızlık duyduğunu gözler önüne seriyor. Ayrıca Macron, Fransız şirketlerinin Cezayir pazarını kaybetmesini istemiyor. Ancak Tebbun’un Fransa karşısındaki politikaları ve kararları, Macron’un elini oldukça zayıflatıyor.

İlerleyen dönemde iki ülke arasındaki gerilim daha da artabilir. Cezayir’in Fransız etkisinden tamamen kurtulmaya çalışmakta kararlı olduğu görülüyor. Ayrıca Çin ve Rusya ile gelişen ilişkiler de göz önünde bulundurulduğunda; iki ülkeyi önümüzdeki dönemde gergin bir süreç bekliyor.