Rusya-Ukrayna savaşı gölgesinde Pekin-Moskova ilişkileri

Çin, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasının yıl dönümünde, ateşkesin sağlanması ve sorunun barışçıl yöntemlerle çözülmesi için çağrıda bulundu. Ancak Çin’in önerileri, ABD ve AB tarafından şüpheyle karşılandı. Kiev yönetimi ise ateşkes çağrısını da içeren önerilerin "bir barış planı olmadığını" açıkladı. Çin, Rusya-Ukrayna savaşında taraf tutmakla suçlandı ve yeni yaptırımlarla karşı karşıya kaldı. Peki, Çin ilerleyen zamanda Rusya’ya karşı tutumunu değiştirecek mi?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna'ya askeri hareket başlatmadan 20 gün önce Çin Devlet Başkanı Xi Cinping ile bir araya gelmişti. 
 
İki lider buluşmada, "sınırsız dostluk"tan söz etmişler ve "iş birliğinin dışında kalan hiçbir alan olmayacağını" açıklamışlardı.

Çin, Ukrayna krizinin başlangıcından bu yana Rusya aleyhine “işgal”, “saldırı” sözcüklerini ve “kınama” anlamına gelecek ifadeleri kullanmaktan kaçınmış, BM Güvenlik Konseyi’nde Moskova’yı kınayan karara karşı çekimser oy kullanmıştı. 

Çin'in, Rusya'nın Ukrayna'daki işgalini açık bir şekilde kınamayı reddetmesi, Pekin'in Batı ile ilişkilerinde gerginliğe neden oldu. Çin'in en büyük iki ticaret ortağı ABD ve Avrupa Birliği'ydi.  

9 Ocak’ta Çin Dışişleri Bakanı Qin Gang'ın Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile bir araya gelmesinin ardından yapılan açıklamada, "Çin-Rusya ilişkilerinin üçüncü taraflara karşı bağlantısızlık, çatışmasızlık ve saldırmazlık ilkelerine dayandığı" belirtildi. Uzmanlar bu açıklamanın geçen yıl şubat ayında yapılan Vladimir Putin ve Xi Cinping görüşmesinden sonra telaffuz edilen "sınırsız dostluk" kavramından oldukça uzak olduğunu söylüyor. Ancak Pekin yönetiminin Rusya karşıtı bir tavır alacağı beklenmiyor. 

RUSYA-ÇİN İŞ BİRLİĞİ ARTTI 

Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başlamasıyla birlikte Batı, Moskova’ya yaptırımlar uyguladı. Birçok ülke Rusya ile bağlantılarını tamamen kesti. Moskova’nın ABD, İngiltere ve AB ülkeleri ile ticareti önemli ölçüde azaldı. 
 
Çin’in ise Rusya ile ticari ilişkileri 2022’de 190 milyar dolarlık rekor seviyelere ulaştı. BBC’nin aktardığına göre, Rusya’nın Çin’den ithalatı yüzde 13 artışla 76 milyar dolara, Çin’in ihracatı ise yüzde 43 artışla 114 milyar dolara ulaştı. Pekin, Moskova’nın en önemli ticaret ortağı oldu. 

Ayrıca Çin; G-7 ülkeleri, AB ve Avusturalya’nın Rus petrolüne uyguladığı tavan fiyat uygulamasına uymayı reddetti. Pekin, Rus ham petrolünü piyasa fiyatından satın aldı. Çin, geçtiğimiz sene Rusya'dan yüzde 10 daha fazla ham petrol ithal etti. 
 
Ukrayna savaşı Çin'in Tayvan'a karşı tutumunu da etkiledi. Çin bu bölgede en kapsamlı hava ve kara tatbikatlarından birini gerçekleştirdi. Rusya da Tayvan’ın Çin topraklarının bir parçası olduğunu savunan, “Tek Çin Politikası”nı kabul etti. Rusya Devlet Başkanı Putin, "Tek Çin ilkesine sıkı bir şekilde bağlıyız. ABD ve uydularının Tayvan Boğazı’ndaki kışkırtmalarını kınıyoruz" ifadelerini kullandı. 
 
Ukrayna ve Tayvan krizleri Moskova ve Pekin’i daha da yakınlaştırdı. İki ülke diplomatik ilişkilerini ve iş birliğini artırdı. 

PUTİN, WANG Yİ İLE GÖRÜŞTÜ 

Geçtiğimiz günlerde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin'in en kıdemli diplomatı, Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkezi Dış İlişkiler Komisyonu Direktörü Wang Yi ile görüştü. 

Vladimir Putin, iki ülke arasındaki ilişkilerin tüm alanlarda ilerlediğine işaret ederek, “Rusya ile Çin arasındaki ilişkiler, önceki yıllarda planladığımız gibi devam ediyor. Her şey ileriye dönük ve yeni kilometre taşlarını geride bırakıyoruz” dedi. 
 
Rusya ile Çin arasındaki ilişkilerin uluslararası alanda da öneme sahip olduğunu belirten Putin, “Günümüzde uluslararası ilişkiler, çift kutuplu sistemin çökmesinden sonra daha iyi bir duruma gelmedi. Çin ile Rusya arasındaki iş birliği, uluslararası durumu istikrara kavuşturmak için son derece önemli” diye konuştu. 
 
Rusya Dış İlişkiler Komisyonu Wang Yi de uluslararası durumun karmaşık olduğuna işaret ederek, “Çin-Rusya ilişkileri uluslararası toplumun baskısına göğüs gerdi ve istikrarlı bir şekilde gelişiyor” dedi. 
 
İki ülke arasındaki ilişkilerin, üçüncü taraflara yönlendirilmediğinin altını çizen Wang Yi, “Elbette ilişkilerimiz üçüncü tarafların da baskısına boyun eğmiyor. İlişkilerimizin ekonomik, siyasi ve kültürel çok güçlü bir temeli var ve bizler de engin bir deneyime sahibiz” değerlendirmesinde bulundu. 

Wang, çok kutuplu ve uluslararası ilişkilerin daha demokratik olduğu bir düzeni desteklediklerini vurgulayarak, “Rusya ile birlikte, ülkelerimizin çıkarlarını güvence altına almak için daha da yapıcı bir rol oynamaya yönelik siyasi irade göstermeye, karşılıklı siyasi güveni derinleştirmeye, stratejik iş birliğini ve kapsamlı etkileşimi genişletmeye hazırız” ifadelerini kullandı. 

ÇİN’DEN SİYASİ ÇÖZÜM ÇAĞRISI 

Çin yönetimi, Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının yıl dönümünde ise taraflara ateşkes çağrısı yaptı. Bu çağrının Vladimir Putin ile Wang Yi görüşmesinin ardından gelmesi “Çin, Rusya’yı gözetiyor” eleştirilerine neden oldu. 

Çin Dışişleri Bakanlığı, savaşın yıl dönümünde, "Ukrayna krizinin siyasi çözümü" için önerilerini içeren "tutum belgesi" yayımladı.
 
Çin’in çözüme dair izlenmesini önerdiği genel ilke ve esaslara yer verilen 12 maddelik belgede, ülkelerin egemenliklerine saygın gösterilmesi, meşru güvenlik kaygılarının dikkate alınması, askeri bloklaşmadan kaçınılması ve gerginliklerin aşamalı olarak azaltılarak ateşkesin sağlanması gerektiği belirtildi. 


 
Hürriyet’in aktardığına göre; Çin’in, Rusya ile Ukrayna başta olmak üzere dünyanın görüşüne sunduğu 12 maddelik eylem planı kısaca şöyle: 
 
Dünyada tüm ülkelerin egemenlik ve toprak bütünlüklerine saygı duyulmalı. Soğuk Savaş dönemini anımsatan düşünce ve hareket tarzına dönülmemeli. İlan edilecek ateşkesle tüm çatışmalar sona ermeli. Taraflar kışkırtılmamalı. Barış müzakereleri Ukrayna ile Rusya arasında yeniden başlatılmalı. Oluşan insani krize bir an önce çözüm bulunmalı. İhtilaf bölgesinde sivil halkla esirlerin hakları sağlanmalı.  
 
Nükleer santral türünden kritik altyapıların güvenliği sağlanmalı. İhtilafa bağlı olarak stratejik riskler bertaraf edilmeli. Nükleer silahlar katiyetle devreye girmemeli. Bölgeden tahıl ihracı sağlanmalı. Tek taraflı ilan edilerek uygulanan yaptırım politikalarından vazgeçilmeli. Sanayi ve lojistiğin istikrarlı çalışması sağlanmalı. İhtilafın yarattığı yıkım ortadan kaldırılmalı. 

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Çin'in Ukrayna'daki çatışmanın çözümüne yönelik önerilerini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek hedeflerine siyasi ve diplomatik yollarla ulaşma fikrine açık olduğunu açıklıyor. 
 
Bakanlık sözcüsü Mariya Zaharova, "Çinli dostlarımızın Ukrayna'daki ihtilafın barışçıl yollarla çözümüne katkıda bulunma yönündeki samimi arzularını takdir ediyoruz... Pekin'in görüşlerini paylaşıyoruz" dedi. 
 
Zaharova, Rusya'nın "özel askeri operasyon" olarak nitelendirdiği işgalin hedeflerine siyasi ve diplomatik yollarla ulaşmaya açık olduğunu söyledi. 

Ancak ABD ve AB Çin’in önerilerine kuşkuyla yaklaşıyor. ABD Başkanı Joe Biden, önerilerde Rusya'dan başkasına fayda sağlayacak bir şey göremediğini belirterek, "Bu (öneriler) neye yarar? Bir tek Putin alkışlıyor" diyor. 
 
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Çin'in Rusya-Ukrayna Savaşı'nda tarafsız davranmadığını vurgulayarak, "Bu belgeyi, arka planıyla görmemiz gerekiyor. Çin, Ukrayna işgali başlamadan önce Rusya ile 'limitsiz dostluğunu' ilan ederek tarafını seçmişti" değerlendirmesinde bulunuyor. 
 
Almanya Başbakanı Olaf Scholz da "Çin ile ilgili illüzyon içinde olmamalıyız. Şu ana kadar Rusya'ya karşı bir duruş sergilemediler" açıklamasını yapıyor. 


 
Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Mihail Podolyak ise "Ateşkes ve yeni sınır hattı çizilmesini öngören herhangi bir barış planı, Ukrayna topraklarındaki işgali ve Rus soykırımını sürdürecektir. Bu, barış değil, savaşın dondurulmasıdır. Ukrayna’nın yenilgiye uğraması, Rus soykırımının sonraki aşaması olacaktır” diyerek Çin’in önerilerinden duyduğu memnuniyetsizliği dile getiriyor. 
 
Çin’in çözüme dair yaptığı öneriler, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığının sonuçları açısından seçici ve yetersiz olmakla suçlanıyor. 
 
Diğer yandan ABD Ticaret Bakanlığı, geçen yıl Rusya'ya yardım ettikleri şüphesiyle yaptırım listesine aldığı şirketlere, beş Çin şirketini daha eklediğini açıkladı.  

Bakanlıktan yapılan açıklamada, söz konusu şirketlerin, "Rusya'nın askeri ve/veya savunma sanayi kapasitesine ciddi katkıda yaptığı ve ABD ulusal güvenliği ve dış politikasına aykırı faaliyetlerde bulunduğu" belirtildi. 
 
G-7 ülkeleri de savaşın yıl dönümünde yayımladıkları ortak açıklamada, "Rusya'ya karşı yaptırımların aşılmasına yardımcı olan üçüncü ülkeler, ciddi maliyetlerle karşı karşıya kalacak” dedi. 
 
Tüm bunlar Çin’in Rusya ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini gösteriyor. Rusya-Ukrayna savaşında Moskova’nın yanında yer alan Çin, Batı’nın yaptırımlarıyla karşı karşıya kalıyor. Tarafını seçmekle suçlanan Pekin yönetimi, Rusya gibi yalnızlaştırılıyor. Rus ordusunun sahadaki başarısızlıkları ise Çin’in, Rusya-Ukrayna savaşında daha temkinli adımlar atmasına neden olacak gibi görünüyor.