İsveç ve Finlandiya’nın NATO kararı neleri değiştirebilir?

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırıları sonrası İsveç ve Finlandiya, uzun bir süredir NATO’ya üye olma konusunu gündemine almıştı. İki ülkenin de 12 Mayıs’ta ittifaka üye olmak için başvuruda bulunması bekleniyor. Peki, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine müttefik ülkeler nasıl yaklaşıyor? Rusya bu duruma nasıl bir tepki gösterecek? İki ülkenin üyeliği bölgedeki gelişmelere nasıl yansıyacak?

Hüseyin Can Topkaya

huseyincantopkaya@intell4.com

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırıları sonrası İsveç ve Finlandiya, güvenlik stratejilerini yeniden gözden geçirme kararı aldı. Rusya ile 1300 kilometre sınır paylaşan bu iki ülke, uzun bir süredir NATO’ya üye olma konusunu değerlendiriyor.

Dış politikasını yeniden şekillendiren ve Ukrayna’daki savaşın kendi bölgelerine de yayılabileceğini düşünen bu iki ülke; NATO’ya üye olarak Rusya karşısında caydırıcı bir güç elde etme hesapları yapıyor.

Helsinki ve Stockholm, uzun yıllardır dış meselelerde tarafsız bir politika izlerken, 1990’ların başından bu yana NATO ile bazı iş birliği adımları atıyor. Ancak iki ülke de Rusya’nın verebileceği tepkileri göz önünde bulundurarak üyelik konusunda adım atmıyordu.

İsveç ve Finlandiya, 1994 yılından bu yana NATO’nun Barış için Ortaklık Programı’nda bulunuyor. Ayrıca iki ülke, NATO’nun barışı koruma misyonlarına destek olmanın yanı sıra ittifakın gerçekleştirdiği tatbikatlara da düzenli olarak katılıyorlar.

ABD, her iki ülkenin de NATO’ya üye olmasına yeşil ışık yakıyor. NATO’nun Doğu Avrupa’ya doğru genişleme stratejisini destekleyen Washington hükümeti, Rusya’nın olası tehditlerine karşı koymaları için iki ülkeye de güvenlik garantileri verebileceklerini açıkladı. ABD, Baltık Denizi ve Arktik bölgesindeki faaliyetleri ve nüfuzu açısından da iki ülkenin ittifaka üyeliğini önemsiyor.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya dahil olması için müttefik ülkelerin hepsinin üyeliğe onay vermesi gerekiyor. Ayrıca üyelik konusundaki kararın, 30 müttefik ülkenin parlamentolarında onaylanması şartı bulunuyor.

HANGİ ÜLKELER DESTEK VERİYOR?

ABD ile birlikte diğer müttefik ülkeler de İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğini destekliyor. Almanya ve Fransa tarafından yapılan açıklamalarda, iki ülkenin ittifaka üyelik konusunun desteklendiği belirtildi. İngiltere Başbakanı Boris Johnson ise iki ülkenin NATO’ya üyeliği konusunu görüşmek için Helsinki ve Stockholm’e resmi bir ziyaret gerçekleştirdi.

İsveç ve Finlandiya’yı “güçlü ve olgun demokrasiler” şeklinde nitelendiren NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, iki ülkenin üyelik için başvurmaları durumunda, ittifak tarafından “açık kollarla karşılanacağını” açıkladı.

Türkiye’den ise iki ülkenin ittifaka üyeliği konusunda net bir açıklama yapılmadı. DW Türkçe’nin aktardığına göre, uluslararası basında yer alan bazı haberlerde, Ankara hükümetinin bazı çekincelerinin olduğu ve başvuruları veto edebileceği öne sürülüyor.

Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde varlık gösteren PYD/PKK’yı terör örgütü olarak nitelendirirken; İsveç ise bu grupla yakın bir iş birliği yürütüyor. Ankara hükümetinin, bu konuda birtakım endişelerinin olduğu iddia ediliyor.

Rusya ise İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğine şiddetle karşı çıkıyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, konu hakkında yaptığı açıklamada, “İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya girmesi Kuzey Avrupa’da barış ve kıtanın güvenlik mimarisi konusunda olumsuz sonuçlara neden olur” ifadelerini kullanmıştı.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitry Medvedev ise iki ülkenin ittifaka üyeliği durumunda Moskova’nın savunmasını güçlendirmek zorunda kalacağını belirtmişti. Medvedev ayrıca, söz konusu üyeliklerin gerçekleşmesi halinde ‘nükleerden arındırılmış’ bir Baltık’ın mümkün olmayacağını ifade etmişti.

NATO’nun Doğu Avrupa’da genişlemesini ciddi bir güvenlik tehdidi olarak gören Rusya; sınır komşusu Finlandiya ve İsveç’in ittifaka üye olması durumunda, ABD’nin bölgedeki askeri nüfuzunun güçleneceğini düşünüyor. Moskova hükümeti, Ukrayna’ya yönelik saldırılarına gerekçe olarak 'Kiev’in NATO’ya üyeliği' konusunu göstermişti.

Doğu Avrupa’da yalnızca Belarus üzerinde nüfuz oluşturabilen Rusya; NATO’nun tüm bölge ülkelerini üye yapma girişimlerini kendisine yönelik bir hamle olarak değerlendiriyor. Moskova hükümeti, İsveç ve Finlandiya’nın ittifaka üye olması durumunda Baltık Denizi’ndeki etki alanının daralacağını düşünüyor.

İsveç ve Finlandiya’nın ittifaka üyeliği konusu, Ukrayna’da olduğu gibi bir askeri savaş riskini beraberinde taşıyor. Bazı siyasi uzmanlar, Kiev konusunda olduğu gibi Rusya’nın bu hamleye askeri bir yanıt verebileceği yönünde yorumlarda bulunuyor.

Rusya’nın tüm tehdit ve uyarılarına rağmen Finlandiya ve İsveç’in, 12 Mayıs’ta NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmasına kesin gözüyle bakılıyor. Eski Finlandiya Başbakanı Alexander Stubb, basına verdiği demeçte, ülkesinin NATO üyeliği için başvuruda bulunacağından emin olduğunu belirtmişti.

Finlandiya devlet televizyonunun yayınladığı anket ise parlamentodaki 112 milletvekilinin NATO üyeliğini desteklediğini ve 71 milletvekilinin destek vermediğini gözler önüne sermişti. Geçtiğimiz günlerde konuşan Finlandiya’nın AB ile ilişkilerinden sorumlu Bakanı Tytti Tuppurainen ise Lo Monde gazetesine verdiği röportajda, “Artık bir karar verme zamanı geldi” ifadelerini kullanmıştı.

Tuppurainen, ülkenin ulusal güvenliği konusunda tartışmaların yapıldığını, analizlerin hızlandığını, güvenlik uzmanlarının dinlendiğini ve parlamentonun farklı komisyonlarında konunun tartışıldığını belirtmiş, Finlandiya Cumhurbaşkanı’nın 12 Mayıs Perşembe günü kararı tüm dünyaya duyuracağını ifade etmişti.

Tuppurainen, kamuoyuna açıklanacak kararın “çok büyük ihtimalle” ittifaka üyelik yönünde olacağını ve hızlı bir başvuruda bulunacaklarını aktarmıştı. Finlandiya ve İsveç’in 12 Mayıs’ta kararını açıklaması ile birlikte bölgedeki gerilimin daha da tırmanması, Rusya’nın Baltık bölgesindeki askeri faaliyetlerini daha da yoğunlaştırması bekleniyor.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğinin gerçekleşmesi; Moskova ile Kiev arasında devam eden savaşın, daha geniş bir coğrafyaya yayılarak NATO-Rusya savaşına dönüşmesine yol açabilir.