Cumhurbaşkanı Erdoğan tehlikeye dikkat çekti: İsrail'in nükleer silahları bölgeyi tehdit ediyor

İsrail ve Hamas arasındaki savaş devam ederken, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da “İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Olağanüstü Ortak Zirvesi” düzenlendi. Zirvede savaşa ilişkin olarak acil ateşkes çağrısının yanı sıra İsrail’in elinde bulundurduğu nükleer silahlara ilişkin olarak Birleşmiş Milletler’e ve UCM’ye denetleme çağrısı yapıldı.

Baran DÖNER - barandoner@intell4.com

Arap ve İslam aleminde 57 ülke, Gazze’de soykırıma girişen İsrail’e karşı Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bir araya geldi. Zirveden İsrail’e karşı büyük bir yaptırım kararı çıkmadı ve önerilerin birçoğu devletler tarafından farklı gerekçelerle reddedildi.

Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nı bir araya getiren zirvede, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, artık sözün anlamını yitirdiğini ve Arap dünyasının bir an önce eyleme geçmesi gerektiğini belirten açıklamalarda bulundu.

Beşar Esad, İsrail’in Gazze’de bir katliam yaptığını ve bölgeye yardımların gitmesi gerektiğini bütün dünyanın bildiğini ancak bu sözlerin arkasına sığınmayı bırakıp siyasi ve ekonomik bütün araçlarla İsrail’in durdurulması gerektiğini söyledi.

İbrahim Reisi ise savaşın derhal sonlandırılması ve Filistin halkının güvenliğinin sağlanması için Arap Birliği’ne 10 maddelik bir öneri sundu. Reisi’nin önerileri başlıca Mısır’a destek verip Gazze’ye düzenlenen ablukayı kırmak, İsrail ile olan siyasi ve ekonomik bütün ilişkilerin koparılması, İsrail silahlı güçlerinin terör örgütü olarak ilan edilmesi, İsrail ve ABD’yi yargılayabilecek uluslararası bir mahkemenin kurulması ve Filistin halkına silah tedariği sağlanması gibi maddeler Reisi’nin başlıca önerileri arasında yer aldı.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN İSRAİL’E SERT AÇIKLAMALAR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Arap ve İslam dünyasının bir araya geldiği zirvede, İsrail hakkında sert açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ekim’de Hamas tarafından düzenlenen saldırıları kimsenin doğru bulmadığını fakat İsrail’in bu saldırıların hıncını yetimlerden, çocuklardan ve kadınlardan çıkardığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “7 Ekim’den bu yana Gazze ve Ramallah’ta yaşananları tarif etmeye kelimeler kifayetsiz kalıyor. Hastaneler, okullar, mülteci kampların, ambulansların bombalandığı güvenli bölgelere göç edenlerin bombalandığı daha önce eşi benzeri görülmemiş bir barbarlık yaşanıyor. Vatanlarını savunan direnişçiler ile işgalcileri aynı kefeye koymamız mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

Tarihte benzeri görülmemiş bir barbarlık yaşandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şu şekilde devam etti:

Hastanelerin, okulların, mülteci kamplarının bombalandığı, sivillerin katledildiği, tarihte eşi benzeri görülmemiş barbarlıkla karşı karşıyayız. Zulüm karşısında susanlar da en az zalimler kadar akan kana ortaktır. İlk önceliğimiz ateşkesin sağlanması ve insani yardımların kesintisiz şekilde ulaştırılması. Acil olan birkaç saatlik ara değil, kalıcı ateşkestir. Gazze'nin yeniden ayağa kaldırılması için İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde bir fon kurulması gerektiğine inanıyoruz. Filistin meselesini görmezden geldikçe bölgede normalleşme çabaları akim kalmaya mahkumdur.

“İSRAİL’İN NÜKLEER PROGRAMI DENETLENMELİ”

Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Riyad’da bir araya geldiği zirvenin en önemli başlıklarından birisi de İsrail’in elinde bulundurduğu ve hiçbir uluslararası kuruluş tarafından denetlenmeyen nükleer silah çalışmaları konusuydu.

Dünyada Filistin ve Türkiye başta olmak üzere Rusya, İran, Suriye ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın bu zamana kadar yaptığı bütün denetleme çağrılarının karşılıksız kaldığı ve İsrail’in nükleer çalışmalarının hiçbir uluslararası denetime tabi tutulmadığı biliniyor.

İsrail hükümet kabinesinde bulunan aşırı sağcı Miras Bakanı Amihai Eliyahu, yaptığı konuşma ile dünyada herkesin bildiği fakat üç maymunu oynadığı bir sırrı da ortaya çıkarmış oldu.

Bakan Eliyahu konuşmasında, “Gerekirse Gazze’ye nükleer silah kullanabiliriz” sözlerini kullanmış ve İsrail’in defalarca kez reddettiği nükleer çalışmalar yaptıkları iddialarını doğrulamış oldu.

Bu açıklamaların ardından Başbakan Benjamin Netanyahu acil bir toplantı düzenledi ve Bakan Eliyahu’nun kabine toplantılarından süresiz olarak atıldığını duyurdu. İsrail, ilk defa bir hükümet üyesinin açıklamaları nedeniyle nükleer silah çalışmaları yaptığını dünyaya itiraf etmiş oldu.

Arap dünyasının bir araya geldiği zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrailli bakanın sözlerini referans göstererek İsrail’in nükleer çalışmaları konusunda uluslararası toplumu bir an önce hareket etmeye ve gerekli önlemleri almaya davet etti.

Uluslararası arenada İsrail’in nükleer çalışmalarına yönelik olarak şimdilik bir aksiyon alınmasa da dünyanın takip ettiği bu zirvede bu konunun gündeme gelmesi diplomatik oldukça önemli görülüyor.

İsrail’in nükleer çalışmalarının ve elinde bulundurduğu nükleer silahların araştırılması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail’in reddettiği nükleer silahlar denetlenmeli, geçiştirilmemeli. BM İnsan Hakları Konseyi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından bunlar incelenmeli, sorumlular hakkında gereken başlatılmalı. İsrailli bakanlar tarafından ikrar edilen nükleer silah meselesi araştırılmalı, Atom Enerjisi Ajansı’ndan kaçırılan nükleer bombalar ortaya çıkarılmalı” şeklinde konuştu.

İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Emir Said İrevani, 13 Kasım’da düzenlenen “Orta Doğu bölgesinin nükleer silahlardan ve diğer kitle imha silahlarından arınması” isimli konferansta İsrail’in nükleer çalışmaları ile ilgili bir konuşma gerçekleştirdi.

İrevani, İsrail'in nükleer silah cephaneliğine göndermede bulunarak, "Bölgesel düzeyde, İsrail rejiminin cephaneliği nükleer silahların yayılmasına ilişkin gerçek ve yaygın endişelere yol açıyor. Bu tür silahların bölgesel veya küresel düzeyde varlığı, insanlık için bir tehdit olarak değerlendiriliyor ve sıkı bir şekilde şantaj aracı olarak kullanılıyor" ifadelerini kullandı.

İsrail'in nükleer kapasitesinin gizliliğinin bölgenin istikrarı açısından ciddi bir tehdit olduğunu vurgulayan İrevani, "Batı Asya'da son dönemde yaşanan cinayetlere bakarak, İsrail'in nükleer belirsizlik politikası ve Gazze veya başka yerlerdeki çatışmalarda kitle imha silahlarının potansiyel kullanımı konusundaki endişelerimizi dile getiriyoruz” şeklinde konuştu.

''İsrail'in nükleer silah kullanma tehdidine ilişkin İslam İşbirliği Teşkilatı'nın ortak bildirisini olumlu karşılıyoruz'' diyen İrevani, konferansta İsrail rejiminin bünyesinde barındırdığı nükleer tehdidi kınayan bir bildiri yayınlanmasını önerdi.

İSRAİL’İN NÜKLEER ÇALIŞMALARI BELİRSİZLİĞİNİ KORUYOR

İsrail’in elinde bulundurduğu nükleer bomba ve cephanelik sayısıyla ilgili farklı söylentiler bulunuyor. Eski ABD Başkanı Jimmy Carter, 2008 yılında yaptığı açıklamada, İsrail’in 150’den fazla nükleer silaha sahip olduğunu söylemişti. ABD’nin eski Genelkurmay ve Dışişleri Bakanı Colin Powell ise İsrail’in yaklaşık 200 nükleer silah bulundurduğunu belirtmişti.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), İsrail’in 80 adet nükleer savaş başlığına sahip olduğunu iddia ediyor. Bulletin of the Atomic Scientists adlı Amerikan dergisine göre ise, “Nükleer Silahları Önleme Antlaşması” uzmanlarından Robert S. Norris ve Hans M. Kristensen tarafından ele geçirilen bir belge, İsrail'in 2004 yılında nükleer silah üretimini durdurmasına rağmen 115 nükleer başlıklı silah üretebilecek kapasiteye sahip olduğunu açıklıyor.

Nükleer cephanelik kapasitesi bugüne kadar resmi olarak hiç açıklanmasa da, İsrail'in Orta Doğu'da nükleer cephaneliğe sahip tek ülke olduğuna inanılıyor. Tel Aviv yönetimi, bu üstünlüğünü kaybetmemek için de bölge ülkelerinin nükleer çalışmalar yaptığı tesislere defalarca saldırı düzenledi ve nükleer çalışmalar yapan bilim adamlarına Mossad aracılığıyla suikast girişiminde bulundu.

Bu ülkelerin başında da Irak, İran ve Suriye geliyor. İranlı nükleer bilimci Muhsin Fahrizade’nin düzenlenen bombalı saldırıda hayatını kaybetmesi, İsrail’in bu konudaki korkusunu da gözler önüne seriyor.

Batılı istihbarat örgütlerinin "İran'ın askeri nükleer programının babası" olarak nitelendirdikleri Fahrizade, 28 Kasım 2020'de hayatını kaybetmişti. Fahrizade, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun 2018 yılının mayıs ayında İran nükleer programı hakkında yaptığı sunumda, dile getirdiği tek İranlı bilim insanıydı.

Netanyahu’nun yaptığı konuşma sırasında Muhsin Fahrizade’yi hedef göstermesinin ardından İsrailli kaynaklar, Mossad'ın 2018 yılında Tahran'daki nükleer reaktörlerden sorumlu Muhsin Fahrizade'ye suikast girişiminde bulunduğunu ancak başarılı olamadığını duyurmuştu.