Doğurganlığın azalması küresel bir fenomen, sebepleri ise sosyal ve ekonomik

Dünyada doğurganlık oranlarının düşmesi yönündeki trend onyıllardır devam etse de Çin ve Güney Kore gibi ülkelerdeki düşüş diğer ülkeleri farkla aşıyor. Küresel bir eğilim olan doğum oranlarındaki azalma, bu konudaki küresel liderler olan Afrika ülkelerinde dahi gözlemleniyor.

Küresel olarak doğurganlık verileri 20. yüzyılın ortasından beri bir düşüş trendi gösteriyor.

Bu trendin temel sebebi, endüstriyel ekonomik sistemin yerleşmesi ve İkinci Dünya Savaşı sonrası şehirleşmenin artması ile sosyal yaşamda gözlenen değişiklikler olarak öne çıkıyor.

Bu sosyal değişiklikler arasında kadınların iş piyasasına ve yükseköğrenime girmesi, kariyer tercihleri dolayısıyla evlilik yaşının ilerlemesi, şehirlerdeki yaşam alanlarının kalabalık aileler için uygun olmaması, yaşam giderlerinin giderek yükselmesi yer alıyor.

Dünyanın en düşük doğurganlık oranına sahip Güney Kore’de de düşüş devam ediyor. Dünya Bankası (WB) verilerine göre, ülkede 2021’de kadın başına 0,8 doğum kaydedilmişken bu sayı 2023 itibarıyla yüzde 10 azalarak kadın başına 0,72 doğum oldu.

Reuters’ın haberine göre siyasi partiler, kariyer hedefleri ve giderlerin fazlalığından etkilenen bu düşüş eğilimini değiştirmek için sosyal konut inşaatlarının arttırılacağı ve daha kolay krediler verileceği yönünde vaatlerde bulundu.

Evlilik oranlarının da düştüğü ülkenin 51 milyonluk nüfusunun 21. yüzyıl sonuna doğru yarı yarıya azalması bekleniyor.

Aynı bölgedeki diğer iki gelişmiş ekonomi olan Çin ve Japonya’da da benzer eğilimler gözleniyor.

Çin nüfusu 2023 yılında 2 milyon kişi gerilerken doğurganlık oranlarının 1 seviyelerine düştüğü kaydedildi. Ülke nüfusunun 2100 yılına kadar 1,4 milyardan yarım milyon seviyelerine inmesi beklenirken ABD merkezli düşünce kuruluşu Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü, Çin nüfusunda yaşanan değişimlerin kalıcı olmaya ilerlediğini aktardı.

Japonya’da ise en güncel veriler 2022 yılında kadın başına 1,26 çocuk olarak tespit edildi. Yıl içindeki evlilik sayılarının 90 yıldır ilk defa 500 binin altına düştüğü ülkede, 2023 yılındaki doğum sayıları bir önceki yıla göre yüzde 5,1 azaldı.

2030 yılının bu trendi tersine çevirmek için kritik olduğunu belirten hükümet, önlem alınmazsa 125 milyonluk nüfusun 2070 yılına dek yüzde 30 azalacağını ve nüfusun yüzde 40’ının 65 yaş üstü olacağını ifade etti.

KÜRESEL TREND AFRİKA’DA DA GÖRÜLÜYOR

Dünyanın en yüksek doğurganlık oranına sahip ülkelerinin büyük çoğunluğu Sahra Altı Afrika’da yer alıyor. Dünyanın en yoksul bölgesi olarak da bilinen bu bölgede son dönemlerde kültürel olarak yüksek olan doğurganlığın da düşüşte olduğu görülüyor.

D+C’ye yazan Mahwish Gul, Sahra Altı Afrika gibi düşük gelirli bölgelerde fazla çocuğa sahip olmanın gurur ve prestij meselesi olduğunu belirtiyor. Bunun yanında Guttmacher Enstitüsü’nün verilerini aktaran Gul, doğum kontrolünün düşüklüğünün ve istenmeyen hamileliklerin engellenememesinin bu oranın yüksekliğine katkıda bulunduğunu belirtmişti.

Fransa Kalkınma Ajansı’nın 2021’de yayımladığı bir raporda, bu düşüşün kadınların eğitim düzeylerinin artması ve değişen kariyer tercihleri ile şehir yaşamında görülen artıştan kaynaklandığı belirtildi.

BMC Public Health dergisinde 2023 yılında yayımlanan ve Kenya’yı inceleyen bir araştırmada da eğitimin düşen doğum oranlarının en önemli sebebi olduğuna değinildi.

Ekonomik dönüşümlerin sonucunda şehirlerde yoğunlaşan topluluklar ve eğitimli bireylere duyulan ihtiyaç neticesinde eğitim seviyesinin yükselmesi ile şehirlerdeki yaşamın ekonomik ve alansal olarak kalabalık ailelere çok fazla imkan sunmaması küresel ölçüde doğurganlık oranlarındaki düşüşü açıklıyor.