Mısır, İsrail-Hamas savaşında arabulucu ülke olmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze’ye yönelik kara harekatı uluslararası kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. İsrail-Hamas savaşında tansiyon her geçen gün yükselirken, Gazze’nin dünyaya açılan tek sınır kapısı olan Mısır’ın bu savaştaki rolü oldukça kritik. Peki, İsrail-Hamas savaşında Mısır nasıl bir rol oynuyor?

İsrail ile Hamas arasında 7 Ekim’de başlayan savaşın şiddeti her geçen gün artıyor. Uluslararası kamuoyunda haftalardır İsrail’in Gazze’ye yönelik kara harekatı tartışılıyor. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ve işlediği insanlık suçları birçok ülke tarafından tepki görüyor. 

İsrail-Hamas savaşının ilk gününden bu yana dünyada en çok tartışılan meselelerden biri de Mısır’ın nasıl bir rol oynayacağı. 

İSRAİL’İ İLK TANIYAN ARAP ÜLKESİ: MISIR

İsrail’in Filistin’e yönelik işgalinin başladığı yıllarda Filistin’e askeri ve siyasi destek veren Mısır, daha sonrasında İsrail’i tanıyan ilk Arap ülkesi oldu.

Kahire yönetiminin, Arap milliyetçisi Cemal Abdül Nasır döneminde İsrail ile ilişkileri gerilimli dönemini yaşıyordu. Daha sonrasında göreve gelen Enver Sedat, Mısır’ın dış politikasında radikal değişimlere imza atarken, İsrail ile normalleşme yoluna gitti. 

İsrail ile Mısır, 17 Eylül 1978’de dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter arabuluculuğunda Camp David Sözleşmesi’ni imzaladı. Bu anlaşma sonrası Kahire, İsrail’i tanıyan ilk Arap ülkesi olarak kayıtlara geçti. 

Enver Sedat’ın imzalamış olduğu bu anlaşma, Arap dünyasında Mısır’a yönelik sert tepkileri beraberinde getirdi. Arap Ligi, Mısır’ın üyeliğini askıya alarak merkezini Tunus’a taşıma yoluna gitti. Ancak Kahire’nin bu adımı, ilerleyen dönemde İsrail ile diğer Arap ülkelerinin de normalleşmeye gitmesinin önünü açtı. Mısır’ın ardından İsrail ile normalleşen ikinci Arap ülkesi Ürdün oldu.

2020 yılında Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) ile Bahreyn, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda Abraham Anlaşması’nı imzalayarak İsrail ile ilişkilerini normalleştiren diğer Arap ülkeleri oldu. 

CAMP DAVİD SONRASI MISIR’IN DIŞ POLİTİKA STRATEJİSİ

Kahire hükümeti, Camp David anlaşmasının ardından İsrail ile diplomatik ilişkilerini güçlendirme yoluna gitti. Mısır, bu anlaşma sonrası İsrail ile Filistin arasında yaşanan krizlerde, çatışmalarda ve savaşlarda her iki tarafla da iletişim kurmaya başladı. 

Mısır’ın iki taraf arasında yaşanan çatışmalarda Filistin’den yana açık bir şekilde tavır alamaması, Arap ülkeleri tarafından eleştiriyle karşılanırken; uluslararası kamuoyu ise Kahire’nin her iki taraf arasında arabuluculuk rolü oynayabileceğine vurgu yaptı. 

Mısır’ın, İsrail’in bölgesel müttefiki haline geldiği şeklinde yorumlar yapıldı. Tüm bunlara rağmen Kahire hükümeti, Filistin meselesinde Arap dünyasında ve dünyada en önemli aktörlerden biri olarak ön plana çıkıyor.

Mısır’ın Filistinli yetkililer üzerinde önemli bir nüfuza sahip olduğu biliniyor. Kahire hükümeti, İsrail’e karşı caydırıcı bir aktör oluşunu koruyor.

İSRAİL-HAMAS SAVAŞI SONRASI MISIR’IN İZLEDİĞİ DIŞ POLİTİKA

İsrail ile Hamas arasında 7 Ekim’de başlayan savaşın ardından Mısır yine en çok konuşulan ülkeler arasında bulunuyor. Kahire hükümeti, Filistin davasına bağlılığını birçok platformda dile getiriyor. Ancak Sisi yönetimi, Orta Doğu’da sürekli değişen dengeler içerisinde İsrail’i tam anlamıyla karşısına almak istemiyor. Camp David sonrası Kahire’nin, Filistin lehine İsrail’e karşı herhangi bir askeri müdahalede bulunmadığı biliniyor.

Sisi yönetiminin İhvan karşıtı politikaları ve Gazze’deki Hamas yönetiminin İhvan’a yakınlığıyla bilinmesi, Kahire’nin dış politikasını şekillendiren bir diğer unsur. Sisi yönetimi, Gazze’den Mısır’a Hamas askerlerinin geçmesini istemiyor ve bunu bir güvenlik tehdidi olarak görüyor.

Mısır, uzun yıllardır İsrail tarafından abluka altında tutulan Gazze Şeridi’nin dünyaya açılan tek sınırı olan Refah sınır kapısına sahip. Refah sınır kapısının, İsrail-Hamas meselesinde kilit bir önemi bulunuyor. Kahire hükümetinin Gazze’de yaşanan çatışmalar nedeniyle geçmişte Refah sınırını kapattığı dönemler olmuştu.

Sisi, Gazze’den Sina Yarımadası’na gelecek kişilerin burada kalıcı olabileceğini ve Mısır için bir tehlike oluşturabileceğini düşünüyor. Mısır ordusunun uzun yıllardır Sina Yarımadası’nda terörle mücadele faaliyetlerini yürüttüğü biliniyor. Sisi, Hamas ile yakınlığı bulunan silahlı kişilerin Mısır’a gelmesini istemiyor. 

Öte yandan Sina Yarımadası’na gelecek Hamas ile bağlantılı kişilerin buradan İsrail’e askeri saldırılar düzenleme ihtimali bulunuyor. Bu durum, Kahire-Tel Aviv hattında büyük krizlere yol açabilir. 

Sisi yönetimi, İsrail’in Gazze’ye yönelik bir kara harekatı başlatmasına şiddetle karşı çıkıyor. İsrail’in kara operasyonu, bölgede Mısır açısından yeni krizleri beraberinde getirebilir. DAEŞ’in de bölgede bazı faaliyetlerinin devam ettiği biliniyor.

Sisi hükümeti, Gazze’nin can damarları olarak bilinen tünelleri kapatarak kendisine yönelebilecek tehditleri önlemeye çalışıyor. Yaklaşık 10 yıldır Sisi’nin tüneller konusundaki yaklaşımı, Gazze’deki Hamas yönetimi ile Kahire arasında büyük bir sorun yaratıyor. 

Hamas, tünelleri kapatma stratejisi nedeniyle Mısır’a yönelik eleştirilerini yıllardır sürdürüyor. Sisi yönetimi ise bu stratejiye gerekçe olarak tünellerdeki silah kaçakçılığını ve yasadışı faaliyetleri gösteriyor. 

Sisi yönetimi, İsrail’in Gazze’deki sivillere yönelik şiddetini ve insan haklarını görmezlikten gelen saldırılarını sürekli kınıyor ve Tel Aviv’e karşı çıkıyor. Ancak Hamas’ın İhvan hareketi ile yakın ilişkilerinin olması, Sisi yönetimini Gazze’de aktif bir politika izlemekten alıkoyuyor. 2015 yılında Mısır’daki bir mahkemenin Hamas’ı terör örgütü ilan ettiği biliniyor.

Mısır’ın önümüzdeki dönemde Gazze’deki nüfusun Sina Yarımadası’na göçünün önlenmesi konusunda izlediği politikayı sürdürmesi bekleniyor. Kısa süre içerisinde geçici ateşkes ilan edilmesi için çalışmalarını sürdüren Sisi hükümeti, iki taraf arasında arabuluculuk rolü üstlenmek istiyor.

Mısır’ın, ilerleyen günlerde Hamas ile İsrail arasında müzakerelerin başlaması için çalışmalarını yoğunlaştırması öngörülüyor. Kahire hükümeti, bir Barış Konferansı düzenlemiş ve iki taraf arasındaki sorunlarda diplomasiye öncelik verilmesi gerektiğini vurgulamıştı. 

Sisi yönetiminin, Gazze’de yaşananlarla ilgili Türkiye ile iş birliğini daha da güçlendirmesi bekleniyor. Ankara-Kahire hattındaki diplomasi süreci, önümüzdeki dönemde Türkiye-Mısır ilişkilerini daha üst boyutlara taşıyabilir.