Türkiye'de Hamas tartışması büyüyor: Kuvayi Milliye mi? Terör örgütü mü?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti grup toplantısında yaptığı açıklamada, "Milli mücadelede Kuvayi Milliye neyse Hamas da aynen odur" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Hamas'ı Kuvayi Milliye'ye benzetmesi, ülke içinde ve ülke dışında birtakım tartışmaları beraberinde getirdi. Peki, Hamas gerçekten Kuvayi Milliye midir?

Hüseyin Can TOPKAYA

huseyincantopkaya@intell4.com

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde AK Parti grup toplantısında yaptığı açıklamada, son dönemde İsrail'in gerçekleştirdiği insanlık dışı saldırılara değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milli mücadelede Kuvayi Milliye neyse Hamas da aynen odur. Bunu söylemenin bir bedelinin olduğunun da elbette farkındayız. Bütün dünya bilsin, idrak etsin. Tek başıma kalsam dahi Allah ömür verdiği sürece mazlum Filistin halkının sesi olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Hamas'tan yapılan açıklamada ise "Kardeş Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Filistin halkına, özgürlük ve topraklarını kurtarma amacıyla verdiği mücadelesindeki tutumlarını çok değerli görüyoruz" denildi.

Açıklamada, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın cesur açıklamaları ve onurlu duruşları, kardeş Türk halkının tarihi ve özgün konumunu somutlaştırmaktadır. Halkımız, Gazze Şeridi'ndeki insanlarımıza yönelik aldığı tutum ve halkımızın topraklarını özgürleştirme, oraya geri dönüş ve başkenti Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma hakkını destekleme konusunda mücadelesinde, cesur bir ses olarak bu açıklamaları ezberleyecektir" ifadelerine yer verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklamaları, ülke içinde ve ülke dışında birtakım tartışmaları beraberinde getirdi.

ABD ve Batı ülkeleri, Hamas'ı bir 'terör örgütü' olarak kabul ediyor. 7 Ekim'deki saldırılarda Hamas tarafından İsrailli sivillerin öldürülmesi ve esir alınması, Batı ülkelerinin yanı sıra Arap ülkelerinin de tepkisini çekmişti. Hamas'ın söz konusu saldırıları, dünyadaki birçok ülke tarafından 'terör saldırısı' olarak nitelendirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ekim 2023'te yaptığı açıklamada, Hamas'ın bir terör örgütü değil, direniş örgütü olduğunu dile getirmiş; bu açıklamalar Batı ülkelerinden büyük tepki görmüştü.

Türkiye, İran, Mısır ve Katar gibi ülkeler, Hamas'ı Gazze'nin meşru yönetimi olarak tanıyor.

Hamas'ın siyasi lideri İsmail Haniye'nin, uzun yıllardır İran ve Lübnan Hizbullah'ı ile yakın ilişkiler içerisinde olduğu biliniyor.

İsrail'i kendi varlığı için en büyük tehdit olarak gören İran; uzun yıllardır Hamas'a siyasi ve askeri destek sağlıyor.

Hamas, savaşın başladığı 7 Ekim'den bu yana İsrail ile müzakere sürecini Katar ve Mısır üzerinden yürütüyor. Kahire yönetimi, Müslüman Kardeşler ile bağlantısı nedeniyle Hamas'a mesafeli yaklaşıyor.

Abdülfettah es-Sisi yönetimi, Hamas milislerinin Refah üzerinden Mısır topraklarına geçmesini ve burada varlık göstermesini istemiyor. Sisi yönetimi, iktidara geldiği 2013 yılından bu yana Mısır'daki Müslüman Kardeşler hareketi ile mücadele ediyor. Sisi, 7 Ekim'den bu yana bölgede yaşanan gelişmeler nedeniyle sık sık Hamas ile iletişime geçiyor.

Türkiye ise Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırılarda sivilleri de hedef almasına tepki göstermişti. Ancak Ankara hükümeti, Gazze'de hem siyasi hem de askeri olarak varlık gösteren Hamas ile iletişimini sürdürüyor.

Bölgedeki sorunların çözümü için başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devletinin kurulmasını savunan Ankara, Hamas'ın da bölgenin önemli bir aktörü olduğunu ve yok sayılamacağını düşünüyor.

Diğer yandan Hamas lideri Haniye'nin önümüzdeki günlerde Türkiye'ye gelmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.

KUVAYİ MİLLİYE BENZETMESİ TARTIŞMA YARATTI

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Hamas'ı Kuvayi Milliye'ye benzetmesi, yurt içinde de bazı tartışmalara yol açtı. Hamas ile Kuvayi Milliye'nin birbirine benzeyen ve birbirinden ayrılan özellikleri günlerdir tartışılıyor.

Kuvayi Milliye'nin 1919 yılında örgütlenirken saldırmak için değil, sivil halkı savunmak için örgütlendiğine dikkat çeken bazı uzmanlar, bu hareketin hiçbir zaman düşmanın sivil unsurlarını hedef almadığını vurguluyor. Kuvayi Milliye'nin silahlı savunmadan önce tüm yasal yolları denediğine dikkat çekiliyor.

Kuvayi Milliye'nin kongreler, mitingler, beyannameler ve protesto telgraflarıyla tüm yasal yolları denediği ve bu sebepten ötürü Hamas'tan ayrıldığını savunan değerlendirmeler yapılıyor.

Diğer yandan 1920'lerin başındaki Kuvayi Milliye hareketinin İslami referanslarıyla bugünkü Hamas'ın Filistin milliyetçiliği arasında benzerliklerin olduğunu savunan görüşler de var.

Bazılarına göre, her iki hareketin de işgal edilmiş topraklarını kurtarmak isteyen vatansever insanlar tarafından kurulması en büyük benzerlik olarak görülüyor.

Birçok insan, hem zaman hem de içinde bulunulan koşullar açısından her iki hareketin de tüm konularda aynı olamayacağı görüşünü savunuyor.

Türkiye'de bir kesim Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarına hak verip iki hareket arasında benzerlikler olduğunu savunurken, bir kesim ise iki hareketin birbirinden tamamen ayrı olduğunu düşünüyor.