Yüzyılın Anlaşması’nın altındaki plan


ABD’nin “Yüzyılın Anlaşması” adı altında Filistin’i fiilen yok eden dayatmasının altında yatan yeni enerji koridoru planı görmezden gelinmemelidir. Yüzyıl Anlaşması'nda, Suudi Arabistan'ın petrol sahasından Gazze'ye bir petrol boru hattı inşa edilmesi planlanmaktadır. Hatta, bu projenin Ürdün, Suudi Arabistan ve Mısır arasındaki sınırları değiştirmesi bile gündemde. ABD bu durumu yalanlasa da basına sızan bilgilere göre plan bu şekilde işleyecek.

Yüzyılın Anlaşması’nın altındaki plan


ABD’nin “Yüzyılın Anlaşması” adı altında Filistin’i fiilen yok eden dayatmasının altında yatan yeni enerji koridoru planı görmezden gelinmemelidir. Yüzyıl Anlaşması'nda, Suudi Arabistan'ın petrol sahasından Gazze'ye bir petrol boru hattı inşa edilmesi planlanmaktadır. Hatta, bu projenin Ürdün, Suudi Arabistan ve Mısır arasındaki sınırları değiştirmesi bile gündemde. ABD bu durumu yalanlasa da basına sızan bilgilere göre plan bu şekilde işleyecek.

Mayıs ayının başında İsrail yayın organı IsraelHayom'da yayınlanan Yüzyılın taslak anlaşmasına göre, İsrail-Filistin çatışması Gazze ve Batı Şeria’yı İsrail’le bütünleştirme planıyla ve özerk bir Filistin’le İki devlet, ancak esasen İsrail ile bağlantılı olacak. Projeye en büyük maddi destek, Körfez'deki petrol zengini Arap ülkeleri tarafından sağlanacak; ABD ve AB fonları tarafından da ilave destek sağlanacaktır. Böylece, bölgeyi yıkacak olan Arap Baharı projesinden sonra, Doğu Akdeniz'den Basra Körfezi'ne kadar sürecek olan Anlaşma ile Doğu Akdeniz'den Basra Körfezi'ne kadar geniş bir ittifak hattında ortak çıkarlar üzerinde Arap-İsrail işbirliği sağlanacaktır.

Anlaşmaya göre, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve Bahreyn petrolleri, Doğu Akdeniz enerji hattına yüklenip Filistin'e pompalandıktan sonra Gazze Şeridi'ndeki rafinerilere ve tankerlere atılacak. Bu bölgede birçok Filistinli istihdam edilecek ve sosyal barış ortamı tesis edilecek. Buna itiraz eden Araplar elbette ki barış karşıtı teröristler olarak ilan edilecektir. Arap dünyasında bu projeye itiraz edecek en büyük grup Müslüman Kardeşler olacağı için, projeyi destekleyen Arap ülkelerinde olduğu gibi ABD tarafından da terörist olarak ilan edileceklerdir. Müslüman Kardeşler’e yardım eden Katar, nasıl “teröre destek veren ülke ” şeklinde lanse edilerek bu kararından vazgeçirildiyse, Türkiye'de aynı şekilde mevcut ekonomik durumu üzerinden Müslüman Kardeşler’e verdiği desteği kesmesi için baskı altına alınacak.

Önümüzdeki ay resmen açıklanması planlanan İsrail ile Filistin arasındaki Yüzyılın Anlaşması senaryosunda petrol boru hattı mevzusu ilk zamanlarda gündeme getirilmeyecektir. Esasında Filistin için tam bir yıkım olan bu anlaşmanın Körfez ülkelerinden de destek aldığı vurgulanarak, Filistin’in kurtuluşuna büyük bir adımmış gibi lanse edilecektir.



Daha sonraki süreçte ise konunun ekonomik ve jeopolitik yönleri ele alınacaktır. En mühim mesele ise hiç şüphesiz jeopolitik durum olacaktır. Sonuçta Körfez petrollerinin Doğu Akdeniz’e taşınması demek, öncelikle bölgedeki petrolün Hürmüz Boğazı baypas edileceği için İran engeli olmadan uluslararası pazarlara satılması demektir. İkinci olarak bölgede oluşan Suudi Arabistan, BAE, Mısır, Ürdün ve İsrail ittifakına büyük bir ekonomik fırsat doğacaktır.

Körfez ülkeleriyle İsrail’i Akdeniz’e bağlayacak olan bu proje artık resmen hayata geçiyor. Hattın içeriğiyle ilgili ayrıntıların 2 aylık bir süreç içerisinde belli olması bekleniyor. Eğer Ortadoğu’da iddia edildiği gibi yeni bir enerji hattı inşa edilirse elbette bu hat pek çok ülke arasında yeniden karşılıklı bağımlılığı artıracaktır. Dahası yeni hattın çift taraflı olması gündemde. Doğu Akdeniz’den Körfez’e gaz ve petrol aktarılacağı gibi Körfez’deki kaynaklar da Akdeniz kanalıyla Avrupa ülkelerine pompalanabilir.

Katar ve İran arasındaki gaz bölgesi de bu proje hayata geçtikten sonra Batı’ya aktarılabilir. Zira İran petrolü 1960’lı yıllardan 1979’a kadar İsrail üzerinden Avrupa’ya aktarıldığı için, bunun tekrarlanması, Tahran ile yeni bir anlaşma yapılmasına ve İran rejiminin devrilmesiyle ilintilidir. Yüzyılın Anlaşması vasıtasıyla Körfez-İsrail birliğini planlayan Anglo-Saksın stratejisi, hem bunun karşısında duran Müslüman Kardeşleri Arap siyasetinde itibarsızlaştırmak hem de İran siyasetinde ABD’ye ödün vermeyen Devrim Muhafızları’nı terörist ilan ederek Tahran üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla hareketlenmiştir. Bunun yanı sıra petrol yaptırımlarıyla İran’ı çıkarlarından ödün veren bir duruma sürüklemektedir.

İkinci Dünya Savaşı sonrası açılan Tapline, Arap Baharı bittikten sonra tekrar diriltilirse bunun Ortadoğu’da yeni savaş bölgeleri ve çatışmaların yaşanmasının önüne geçeceğini söylemek mümkün değildir. Ortadoğu’da bunlar yaşanırken, bundan 100 yıl önce İngiliz destekli Yunan işgaline uğrayan Türkiye ise  bugün Akdeniz’de enerji arama faaliyetlerinde Kıbrıs ve Yunanistan deniz sınırında yeni bir sorunun içerisine itilmektedir.