Yunanistan’ın Suriye’ye yönelik planı ne?

Arap Baharının Suriye’ye sıçramasıyla birlikte ülke bir anda kaosa sürüklendi. 9 yılı geride bırakan iç savaşta yüz binlerce insan hayatını kaybederken, milyonlarcası da çevre ülkeler başta olmak üzere Avrupa’nın yolunu tuttu. Uzun süredir göç dalgasıyla boğuşan Yunanistan yeni bir girişimde bulundu ve Suriye’ye özel bir elçi atadı. Peki Yunanistan’ın asıl amacı ne? Atina’nın beklentileri ne?

Suriye iç savaşının başladığı ilk günden beri çevre ülkeler büyük bir göç dalgası ile karşı karşıya kaldı. Başta Türkiye olmak üzere Suriye’ye komşu olan ülkeler bu yoğun göç akınından etkilenen ülkelerin başında geliyor. Suriyeli mülteci krizinin merkezindeki bir diğer ülke ise Yunanistan. Son dönemde yoğun bir şekilde mülteci krizine maruz kalan Yunanistan, Suriye rejimi ile ilişkilerini normalleştirme konusunda, özellikle sığınmacı konusu ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarının tehlikeye girmesi üzerine, çeşitli adımlar atıyor.

Türkiye’nin Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile sağladığı anlaşma Doğu Akdeniz’de kurulan enerji dengelerini kökünden değiştirmişti. Söz konusu anlaşmanın ardından Doğu Akdeniz’e yönelik planları suya düşen Atina yönetimi, Libya’da Halife Hafter’i destekleme kararı aldı. Yunanistan'ın Türkiye'ye karşı Hafter'i desteklemesinin ardında elbette, Akdeniz'deki ekonomik çıkarlarını tehdit altında olması yatıyor. Dolayısıyla Akdeniz’deki çıkarlar ve mülteci krizi göz önüne alınınca Atina’nın Esad’ın varlığını kabul etmesi muhtemel dahilindedir.

SURİYE İÇİN ÖZEL ELÇİ

Geçtiğimiz hafta salı günü açıklamalarda bulunan Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Beşar Esad’ın Şam rejimiyle ilişkilerini tamamen normalleştirme yolunda önemli bir adım olarak görülen Suriye için Özel bir Elçi atandığını belirtti.

Yunanistan’ın özel bir temsilci atamasıyla Atina’nın çatışmanın sona ermesinde yeni bir diplomatik rol oynamak istediğini gösteriyor. Öyle ki, Yunanistan’a göre barış, Esad iktidarda kalırsa kabul edilebilir. De Re Militari'nin kurucu ortağı olan ve Suriye iç savaşına yönelik çalışmalar yürüten Ruslan Trad, “Yunanistan, Doğu Akdeniz bölgesindeki Türk hırslarına karşı çıkmak istiyor, bu yüzden noktaları birleştirmek için Suriye ve Libya'ya bakmamız gerekiyor.” dedi.

De Re Militari'nin kurucu ortağı Ruslan Trad

 

AVRUPA’YLA KÖPRÜ KURULUYOR

Atina hem kendisi için hem de Suriye için yeni fırsat zeminlerinin oluşturulmasını amaçlıyor. Suriye muhalefeti ise Atina'nın Şam ile resmi bağlarını yenileme kararının rejimin diğer Avrupa ülkeleriyle köprüler kurmasına yardımcı olabileceğinden düşünüyor. Öte yandan Suriye’de yeniden yapılan çalışmalarında bulunacağını dile getiren Atina’nın AB'nin yardımı olmadan bunu yapabilmesi pek olası görünmüyor. Ayrıca hali hazırda AB ülkeleri arasında Suriye’de Esad rejiminin sürdürülmemesi konusunda genel bir fikir birliği var.

Öte yandan Victor Orban yönetimindeki Macaristan'ın sağcı hükümeti geçtiğimiz Eylül ayında tam diplomatik normalleşmeye doğru bir adım olan Şam'a yetkililer atamayı planladığını açıkladı. Ocak 2019'da ise İtalya Dışişleri Bakanlığı, Suriye ile ilişkilerini tam olarak geri kazanan ilk Avrupa ülkesi olmayı düşüneceğini açıkladı. O sırada sorumlu olan aşırı sağ hükümet planları gerçekleşmeden düştü.

Trad, Yeni Arap'a verdiği demeçte, “Yunanistan, Doğu Akdeniz'de hem Lübnan hem de Suriye için önemli bir ticaret merkezidir, Kıbrıs (GKRY) da yakındır ve lojistik merkezi olarak kullanılmaktadır. Savaş sırasında bu değişmedi, aksine Suriye rejimi Kıbrıs ve Yunanistan'ı Avrupa'da tünel olarak kullandı. Yunanistan'daki Suriyeli iş insanlarının faaliyetleri savaş sırasında durmadı” dedi.

Esad rejimi ile ilişkilerin normalleştirilmesi için çabalayan az sayıdaki Avrupa ülkeleri, AB'nin baskın politikaları nedeniyle bu konuda ilerleme kaydedemiyor. AB, defalarca taahhütlerini sürdürdüğünü ve Esad rejimi muhalefete önemli siyasi reformlar ve tavizler vermedikçe Şam ile diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasıyla devam etmeyeceğini belirtti.