Yunanistan Dışişleri Bakanı haritadan rahatsız

Geçtiğimiz hafta sonu Cumhurbaşkanı Erdoğan Tuzla’daki Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları’nı ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye haritası önünde verdiği fotoğraf Yunanistan’da tepki ile karşılandı. Yunanistan Dışişleri Bakanı da konu ile ilgili açıklama yaptı. Peki Türkiye ile Yunanistan arasındaki Ege Denizi ve Adalar sorunu neden kaynaklanıyor?

Yunanistan Dışişleri Bakanı haritadan rahatsız

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın Tuzla’daki Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları’nda çektirdiği fotoğraf Yunanistan’dan tepki gördü. Birçok gündem maddesinin olduğu Yunanistan’da bir numaralı gündem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğrafta arkasında bulunan harita oldu. Yunan medyası da fotoğrafta Girit Adası’nın doğusunda kalan bütün adaların Türkiye’ye ait olarak gösterildiğini iddia ederek Türkiye’yi birkaç gündür eleştiri yağmuruna tutmakta. Konuyla ilgili açıklama Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’tan geldi. “Fotoğraf bir halkla ilişkiler hamlesi. Türkiye bölgenin olay yaratan aktörü olarak davranmaya devam ediyor fakat Yunanistan’ın bu konuya cevap verme amacı yok. Devletlerin sınırları bazı bakanlıkların haritalarında çizilenlerle belirlenmez, uluslararası hukuku temel alır” ifadelerini kullanan Dendias, Türkiye’yi sorun yaratan aktör olarak nitelendirdi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan ise konuyla ilgili henüz bir açıklama gelmedi. 

Ege Denizi’ndeki sorunlar

Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi’nde ve birçok Ada üzerinde anlaşmazlıklar ve sorunlar var. Çözüme kavuşturulması çok zor gözüken bu sorunlar birkaç başlıkta toplanmakta. Türkiye ile Yunanistan’ın arasındaki deniz sınırları belli değildir. Bu konuda yapılan hiçbir anlaşma da yoktur. Halbuki Ege Denizi’nin coğrafi konumu bu sınırı mecburi kılmaktadır. Bununla birlikte, Ege Denizi’nde kıta sahanlığı sınırı için de bir anlaşma söz konusu değildir. Türkiye ile Yunanistan arasında kıta sahanlığı sınırı belirlenmiş değildir. Her iki ülke de Ege’de 6 deniz mili mesafesindeki karasularının ötesinde, sınırlandırılmış bir deniz yetki alanına sahip değildir. Konunun çözülmesi için 6 milin ötesindeki sular için de sınır belirlenmelidir. 

İki ülke arasında yaşanan bir diğer sorun Adaların silahlandırılması üzerinedir. 1923 Lozan Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile Doğu Ege Adaları silahsızlandırılmış bir statü kazanırken, Yunanistan bu anlaşmaların dışında hareket etmiştir. Doğu Ege Adaları’nın silahlandırılması yasak olmasına rağmen Yunanistan üzerindeki sorumluluğu yerine getirmeyerek 1960’dan itibaren Adaları silahlandırmıştır. Türkiye’nin itirazlarına rağmen Adaları silahlandırmaya devam eden Yunanistan, antlaşmalardan doğan yükümlülüklerini ihlal etmiştir. Ayrıca yapılan Uluslararası Anlaşmaların taraflar tarafından yanlış yorumlanması ve dolayısıyla birtakım iddialarda bulunmaları iki ülke ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen ve soruna yol açan sebeplerden bir tanesidir. Türkiye, uluslararası anlaşmalar çerçevesinde Yunanistan’a bıraktığı Ada ve Adacıklar üzerinde hak iddia etmezken, Yunanistan’ın birtakım Anlaşmaları yanlış yorumlayarak Türkiye’nin Adaları üzerinde hak iddia etmesi sorunu büyüten faktörlerdendir.

Yunanistan ulusal hava sahası genişliğinin 10 mil olduğunu iddia etmektedir. Karasuları genişliği 6 mil olan Yunanistan’ın Hava sahası genişliğinin 10 mil olduğunu savunması iki ülke arasındaki başlıca sorundur. Uluslararası hukuk, ülkenin karasuları genişliği ne kadar ise ulusal hava sahası da o şekilde olmalıdır derken Yunanistan bu kuralı ihlal etmektedir. Türkiye ise Yunanistan’ın ulusal hava sahasının 10 mil olduğunu tanımamaktadır ve bu duruma itiraz etmektedir. Uluslararası hukukun da bu durumu tanımadığı bilinmektedir. 

Ege Denizi’nde yaşanan iki ülke arasındaki sorunlardan biri de Arama Kurtarma Faaliyetleri ile ilgilidir. 1979 yılında imzalanan Hamburg Sözleşmesi ile denizde Arama Kurtarma faaliyetleri düzenlenmiştir. Bu anlaşmaya göre, taraflar denizde arama kurtarma faaliyetleri konusunda birbirleri ile anlaşma gerçekleştirmemişse, anlaşma yapılana kadar arama kurtarma hizmetlerinin kapsamlı koordinasyonu için gayret göstereceklerdir. Türkiye bu hedef doğrultusunda Yunanistan’a çağrıda bulunmasına rağmen bölgede koordinasyon kurulamamıştır. 

Adalar tarihi

Yaklaşık 400 yıl boyunca Osmanlı idaresinde kalan ve Türkiye’nin Ege kıyılarının hemen çevresinde bulunan 12 Ada, İtalyanların Trablusgarp’ı işgal etmesinin ardından Osmanlı Devleti’nin elinden çıktı. İtalyanlar Trablusgarp’ın işgalinde başarılı olamayınca Osmanlı Devletini barışa zorlamak için bu Adaları işgal etti. Osmanlı Devleti, Adalardaki Yunan işgalini önlemek için İtalyanların Adalarda hâkimiyet kurmasına izin verdi. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ve İtalya’nın farklı taraflarda olması sonucu Adalar İtalya’dan geri alınamadı. Böylelikle İkinci Dünya Savaşı’na kadar 12 Ada ve birçok Adacık İtalyanların elinde kaldı. İkinci Dünya Savaşı’nı İtalya’nın kaybetmesi ile birlikte Adalar konusu tekrardan gündeme geldi. 1946 yılında gerçekleştirilen Paris Barış Konferansı’nda 12 Ada İtalya’dan alınıp Yunanistan’a verildi. Gerekçe olarak ise buralardaki nüfus çoğunluğunun Rumlardan oluşması gösterildi. Savaşı kaybeden İtalya bu durumu kabullenmek zorunda kaldı. Türkiye ise Konferansa davet edilmesine rağmen İkinci Dünya Savaşı’na katılmadık ve buradan kendimize bir çıkar da sağlayamayız diyerek katılım göstermedi.