Yenilebilir enerji kaynaklarının geleceği

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA), geçen yıla ilişkin kurulu güç artışlarını ve 2019-2024 dönemi küresel temiz enerji kapasite tahminlerini içeren "Yenilenebilir Enerji 2019" raporu yayımlandı.

Yenilebilir enerji kaynakları 2024’de ne kadar artış gösterecek?

 Dünyada yenilenebilir enerji kurulu kapasitesinin 2024'te geçen yıla göre yaklaşık yüzde 50 artarak 3 bin 721 gigawatt’a (gw) ulaşacağı öngörülmekte.

 Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA), geçen yıla ilişkin kurulu güç artışlarını ve 2019-2024 dönemi küresel temiz enerji kapasite tahminlerini içeren "Yenilenebilir Enerji 2019" raporu yayımlandı.

Buna göre, geçen yıl dünyada yenilenebilir enerji kurulu kapasitesi 2 bin 501 gigawatt olarak kayıtlara geçti. Hidroelektrik santralleri bin 290 gigawatt ile kurulu kapasite içinde başı çekti. Hidroelektrik santrallerini, 565 gigawatt ile rüzgar enerjisi ve 496 gigawatt ile güneş enerjisi takip etti.

 Küresel yenilenebilir enerji kurulu kapasitesine 2024 yılında bin 220 gigawatt temiz enerji kapasitesi eklenecek. Böylece dünya genelinde yenilenebilir enerji kurulu kapasitesi 2024'te 2018'e göre yaklaşık yüzde 50 artarak 3 bin 721 gigawatt’a ulaşacak.

 Söz konusu dönemde, kurulu kapasitedeki en büyük artış 699 gigawatt ile güneş enerjisinde olacak. Güneş enerjisi kurulu gücü 2024'te bin 195 gigawatt’a ulaşacak.

Rüzgar enerjisi ise 352 gw artışla 917 gw yükselerek ikinci sırada yer alacak. Rüzgar enerjisini, 121 gigawatt ek kapasite artışıyla hidroelektrik santralleri takip edecek.

Hidroelektrik santrallerinin kurulu gücü bin 411 gigawatt olacak.Rapora göre, Çin bin 219 gigawatt ile yenilenebilir enerji kurulu kapasitesinde en büyük paya sahip olacak. Çin'i, 411 gigawatt’la ABD, 235 gigawatt’la Hindistan takip edecek.

 Geri Dönüşüm Çevre Teknolojileri ve Sıfır Atık Fuarı’nda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ise; Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek hepimiz için bir zarurettir diyerek sözlerine ekledi ve geri dönüşüm çevre teknolojileri ve sıfır atık fuarında yaptığı konuşmada, "Sıfır atık yönetim sisteminin 2023 yılına kadar tüm ülkede uygulamaya konulmasını sağlayarak, yıllık 20 milyar lira ekonomik kazanç, 100 bin kişiye istihdam ve %35 oranında geri kazanım bekliyoruz. Doğal kaynakları tüketmeden, yarına aktarılabilir şekilde bırakmak ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek hepimiz için bir zarurettir. İyi bir gelecek istiyorsak, yeşil ekonomiye geçişi en hızlı şekilde gerçekleştirmemiz lazım. Bu, sosyal, çevresel, ekonomik kalkınma ve yoksulluğun azaltılması bakımından da çok önemlidir" dedi. Çevre bilinci, doğayı bir bütün olarak görmektir. Bu bakış açısında, ülkeler arasındaki sınırların hiçbir önemi yoktur. Kendi ülkemizin doğasını korumak istemek, aynı anda tüm dünyanın doğasını korumayı istemekle eştir. Kendi sınırlarımız içinde gerçekleştirdiğimiz geri dönüşümün, dünyanın her yerine nüfuz eden bir iyilik hareketi olduğunu biliyoruz. Birbirimize karşı sorumluluklarımızın son derece arttığı bir dönemden geçiyoruz. İyi ya da kötü, attığımız her adım, etrafımızdaki yaşamı şekillendiriyor. 21. yüzyılın teknoloji alanındaki başarılarıyla övünürken, tüm dünyayı devasa bir vahşi depolama alanına dönüştürecek kadar çöp üretiyoruz. Bazen bakıyorum da, o kadar gereksiz paketlemeler yapılıyor ki. Yarım kiloluk bir gıdanın kendisinden kat be kat ağırlıkta paketinin olduğunu görüyoruz. Aslında hepsi bir kaynak israfı! Üretim yaparken, ürettiğimiz şeyin çevreye maliyetini iyi hesaplamamız gerekiyor. Size Japonya’nın sıfır atık kasabası Kamikatsu’dan örnek vermek istiyorum. Bu küçük kasaba, çöpünün % 80’ini geri dönüştürüyor. Sadece %20’si, depolama alanına gidiyor. Japonya ziyaretim sırasında görüştüğüm belediye başkanı, 2020’de %100 geri dönüşüm hedeflediklerini söyledi. Kamikatsu’nun başarısının sırrı, yaşayan herkesin bu seferberliğe katılması. Çöplerini 45 kategoriye ayırıyorlar. Öyle ki, plastik şişeleri, plastik kategorisine koymadan önce, üzerindeki etiketi dahi söküyorlar. Hulasa, tüm yönleriyle yaşam biçimlerimizi yeniden gözden geçirmek durumundayız ve iyi bir gelecek istiyorsak yeşil ekonomiye geçişi en hızlı şekilde gerçekleştirmemiz lazım diyerek sözlerini noktaladı.

 Shell petrol’ün ar-ge çalışmalarına göre ise durum, güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının 2060 itibarıyla küresel enerjinin %40'ına kadarını temin edebileceği ve on yıl sonra güneşin en büyük ana enerji kaynağı halini alacağı muhtemel geleceği tarif ediyor olarak araştırmalarında yer almakta.

Söz konusu dönemde ise yenilenebilir enerjiden elektrik üretiminin ise 9 bin terawatt saati aşması bekleniyor.