Yeni virüsler kapıda: Gelecekte yaşanabilecek salgınlar engellenebilir mi?

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisinin ardından, toplumların salgın hastalıklara olan farkındalığı arttı. Gelecekte yaşanabilecek koronavirüs benzeri salgınların önceden tespit edilerek engellenebileceğini öne süren uzmanlar, 'en kötüsü henüz yaşanmadı' uyarısı yaptı.

Dünya nüfusunun hızla artmasıyla birlikte vahşi yaşam alanları da insanlar tarafından işgal edilmeye başlandı. Uzmanların uyarısına göre bu durum yeni virüsler için ciddi risk barındırıyor. Bilim insanları, bir sonraki pandemi için insanların kendilerini hazırlaması gerektiğini düşünüyor.

Bulaşıcı hastalıklarda uzman olan David Queammen, ekosistemimizin birçok farklı vahşi hayvan, bitki, mantar ve bakteri türü içerdiğini söylüyor. Queammen, her birinin içinde de Covid-19'un yaptığı gibi insanlara geçebilecek çok sayıda benzersiz virüs olabileceğini ifade etti. İnsanlardan hayvanlara geçen ve tekrar geri dönebilen hastalıklar, bulaşıcı hastalıkların yüzde on yedisinden fazlasını oluşturuyor ve yılda yedi yüz binden fazla ölüme neden oluyor.

VİRÜSLER TESPİT EDİLEBİLİR Mİ?

Covid-19 pandemisinin tüm dünyayı etkisi altına almasının ardından, virüslere olan duyarlılık eskiye gör bir hayli arttı. Kamuoyunda ‘’koronavirüsün önüne geçilemez miydi?’’ sorusunun cevabına dair tartışmalar sürerken, bazı bilim insanları yeni bir başka salgın tehdidinin sürdüğünü ve bu yeni salgının yol açabileceği zararları azaltmanın mümkün olduğunu savundu.

Bunun için ilk olarak doğada var olan virüslerin tespit edilmesi ve bu virüslerin genom diziliminin çıkarılması gerektiği belirtiliyor. İkinci olarak insanlardan kan örnekleri alınarak ya da kan bankaları incelenerek bağışıklık sistemlerinin analiz edilmesi gerekli. Son aşamada ise virüs ve insanlardan elde edilen bilgiler doğrultusunda salgın riski taşıyan hastalıklara karşı ilaç, tedavi ve hatta aşı geliştirilmesi için çalışmaların başlatılması üzerinde duruluyor.

Ancak bu üç aşamalı planın hayata geçirilebilmenin önünde bazı endişe ve engeller bulunuyor. Endişelerin başında kişilerin kendilerine ait kan, plazma, DNA ve bunun gibi verilerin nasıl kullanılacağına ve denetleneceğine dair kaygılar geliyor.

DÜNYA ÜZERİNDE 2 MİLYONA YAKIN VİRÜS TESPİT EDİLDİ

Tüm endişe ve engellere rağmen bilim insanları gelecekteki bir salgın tehdidine karşı veri toplama çalışmalarının çok büyük çapta genişletilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Bu amaçla 2016 yılında ortaya çıkan Küresel Virom Projesi (Global Virome Project) on yıl içinde epidemi ya da pandemi potansiyeli bulunan virüslerin yüzde 99'unu belirlemeyi, tanımlamayı, genom dizilimini çıkarmayı ve küresel bir bilgi bankası oluşturmayı amaçlıyor.

Dünya üzerinde keşfedilmemiş 1 milyon 700 bine yakın virüs türü olduğu ve bunlardan 600 bin kadarının insanlara bulaşma ihtimalinin bulunduğu dikkate alındığında bu araştırmaların zorluğu ve milyar dolarları bulan bütçeleri anlam kazanıyor.

BAŞKA NELER YAPMALI?

Tüm bunların yanı sıra uzmanlar, gelecekteki salgınları önlemek adına atılacak adımların henüz Covid-19'un yaraları tazeyken atılmasının önemine vurgu yapıyor. Tespit edilen 1,7 milyon bilinmeyen virüsün memeli hayvanlar ile su kuşları arasında yaşadığı tahmin ediliyor ve bu kapsamda gelecekse yaşanması muhtemel salgın hastalıkların önüne geçmek için çevreyi koruyan yasaların güçlendirilmesi gerektiği savunuluyor.

Ayrıca uzmanlara göre insan sağlığının hayvanlar, bitkiler ve çevreyle alakalı olduğu göz önünde bulundurulmalı ve "Tek sağlık" uygulamasına geçilmeli. Yani sadece insanların kısa dönem ihtiyaçlarına yönelik adımlar atılmamalı. Son olarak düşük gelirli ülkelerde sağlık sistemlerine ciddi miktarda yardımlar yapılmalı. Uluslararası finansal, teknolojik ve bilgi yardımları risk bölgelerine aktarılmalı.