Yeni nesil iletişim ağı televizyonu tahtından mı edecek?

Yeni nesil iletişim araçları medya üzerinde ani ve beklenmedik hızda bir dönüşümü beraberinde getirdi. Basın yayın organları iletişim ağlarının yarattığı kendi 'kadro'larının hızına yetişmekte zorlanırken, anlık haberleşmenin hem avantajları hem de dezavantajları art arda sıralandı. Ekranın "net"liği sosyal medyaya taşınırken Türk televizyonlarında neler oluyor? Son zamanlarda yaşanan olaylar nasıl yorumlanmalı? Yeni nesil habercilik nasıl olacak?

Kitle iletişim araçlarının ekonomik ve politik güçler arasındaki denge unsurlarını gözettiği kimi durum ve zamanlarda ‘gerçek’leri ifade etmekte zorlandığı herkes tarafından bilinen bir ve bir o kadar da eleştirilen durum.
 
Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yorumlanarak verilen haber formatından pek de uzaklaşamayan basın yayın organları, okurun doğru bilgilendirilmesi noktasında habere müdahale etme hakkı muhabirlerden başlarken, metnin içerisindeki ‘hegamonik eleştiri’ varlıkla yokluk arasında gezinmektedir.
 
1990’lı yılların toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel değişim karşısında önemli kırılmalardan geçerek büyük oranda değişim gösteren Türk medyası, sosyal medya mecralarının günümüz toplumu üzerinde yarattığı ‘bilgi kirliliği’ karşısında da önemli bir sınav vermekte.

Klasik cevaplardan gittikçe uzaklaşan bir bilgi arayışında olan okur, medyanın mülkiyet yapısı, kurulum ilkeleri ya da niteliğinden farklı olarak sosyal, sınıfsal ya da ayrımcı dil noktasında anlık tepki verebiliyor. Kitle iletişim araçlarına dahil olan sosyal medya ağları kendi editör, muhabir, sunucu ya da habercileri kadrolarını oluştururken, medya patronlarının karar verdiği mekanizma kendini okurun hakimiyetine bıraktı. Öyle ki, sosyal ağlardaki toplumsal baskı ‘güç’ unsurlarının birçoğunun karar mekanizmalarına doğrudan etki ettiği olaylarla giderek güçlendi.
 
Hâkim Türk basının kapitalizmin karşısında önemli oranda güç kaybetmesi, magazinsel habercilik, kopyala – yapıştır editörlük, sosyal medya ağlarından yerel haber toplama vs. gibi sınırlılıkları, tercihlerin farklı yönlerine kaymasında önemli oranda etkili oldu.
 
BÜLENT AYDEMİR NE DEDİ?
 
Habertürk Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir, sabah saatlerinde yayınlanan Para Gündem programında, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan’ın Van Başkale’de yaşanan çığ felaketinden sorumlu tuttuğu sözleri ile gündemi sarsan açıklamalarda bulundu.
 
Açıklamanın hemen ardından, teyit etmediği bilgileri ekrandan paylaştığı için hem canlı yayında hem de sosyal medya hesabından özür dileyen Bülent Aydemir, sosyal medyanın bir anda gündemine oturdu. Aydemir hakkında binlerce tweet atılırken, Facebook üzerinden de en fazla konuşulan isim oldu. Sosyal medyadaki infialin ardından özür dilemesine rağmen Bülent Aydemir'e gelen tepkiler artarak devam etti. Aydemir'in olayın hemen ardından paylaştığı;

"Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta...
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım. (MEVLANA)"

tweeti de kısa sürede en fazla konuşulanlar arasında yerini aldı.

Açıklamaların ardından hakkındaki iddialara yanıt veren Gülşen Orhan, bölgede yaşananları ve kendisinin yolculuğunu yine sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama ile duyurarak, Bülent Aydemir’e bölgede hayatını kaybeden asker, korucu ve vatandaşların ailelerinden de özür dileme çağrısı yaptı.


Bülent Aydemir’i eleştiren yalnızca sosyal medya kullanıcıları, olayın içerisinde adı geçen isimler değildi. Köşe yazarları durumu kendi köşelerine taşırken, Aydemir’in iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve araştırılmadan sunulduğunu vurguladı.
 
CNN TÜRK BOYKOT
 
Aynı gün gündeme gelen konulardan birisi de CNN Türk kanalının Cumhuriyet Halk Partisi tarafından boykot edilmesiydi. 31 Mart yerel seçimlerinden önce ana muhalefet partisi genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun iki kez kanala davet edilmesine rağmen programlarının iptal edilmesi, CNN Türk kanalında yapılan yayınlar sırasında; CHP’li belediye meclis üyeleri içerisinde teröristlerin bulunduğunun iddia edilmesi, CHP’in PKK ile iş birliği içerisinde olduğu iddialarının ekrandan paylaşılması gibi konular partinin kanala karşı tavrını değiştirdiği belirtildi.
 
Son olarak Ahmet Hakan’ın FETÖ elebaşı Fethullah gülen ile görüştüğü iddia edilen CHP Parti Meclis üyesi Gökhan Günaydın’a programı sırasında söz vermemesi, CHP’li yöneticiler tarafından bardağı taşıran son damla olarak yorumlandı.
 
Kanalın yayınlarında Cumhuriyet Halk Partisi’ni bu ve benzeri iddialar ile itham ettiğini belirten yetkililer, “Mevcut durum boykotu kaçınılmaz hale getirdi” açıklaması yaparken, CHP’nin boykot kararını duyurması sosyal medyada büyük yankı buldu.


NE YAŞANMIŞTI?
 
Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge programında Gökhan Günaydın ve Mehmet Metiner ile yaşanan tartışmanın ardından, Ahmet Hakan Günaydın’ı yayından almış ve Günaydın’ı kendisini arayan CNN Türk çalışanının telefon numarasını sosyal medya hesabından paylaştığını söylemişti.
 
SONUÇ:
 
Ana akım medyada meydana gelen kutuplaşma, yayın politikaları, okuyucu kitlesi, haber kalitesi ve iletişim kanallarının değişmesinde önemli rol oynadı. Son yaşanan olaylar ise, Türk medyasında yaşanan dönüşümün aynası niteliği taşıyor.
 
90’lı yılların ortalarından itibaren yayın hayatına başlayan özel kanallar yeni iletişim ağlarının karşısında önemli oranda izleyici kaybederken, medya patronlarının karar mekanizması da yerini okuyucu ya da izleyicinin yönelimlerine bıraktı.
 
Bülent Aydemir’in canlı yayında izleyicileri ile paylaştığı ithamlar hem kanalın ve programın hem de kendisinin üzerinde büyük bir toplumsal baskıya neden oldu. Günün en çok bahsedilen isimleri arasında yer alan Aydemir her gün yorumcu olarak katıldığı programda bugün yer almadı. Cumhuriyet Halk Partisi’nin CNN Türk’ü boykot kararı, kanalın sosyal medya hesabını dakikalar içerisinde 1 milyon takipçiden fazla eritti.
 
Türkiye’de medyanın özdenetimini geliştirmek üzere çeşitli kurumlar bulunuyor. Kamuoyu önünde medyanın saygınlığını ve denetimini sağlayan mekanizmaların yerini alan okuyucu, denetim mekanizmalarının da temelini oluşturuyor.
 
Önümüzdeki beş yıl içerisinde özellikle televizyonun yerini dijital mecralara bırakması, sosyal medyanın evrilerek her bireyin kendi kanalı aracılığı ile aynı düşünce ve fikirleri paylaştığı kişilere ulaşması, kısa vadede büyük değişimlerin de habercisi.