Yeni dünya düzeninin dünyaya etkisi ne olur?

Dünyada yeni bir ekonomik sistem doğmuştur. Bu sistemi doğru anlayabilmek, ülkelerin geleceği açısından büyük önem arz etmektedir.

Yeni dünya düzeninin dünyaya etkisi ne olur?

Dünya düzeni incelenmeden Türkiye’deki düzeni anlamak mümkün değildir. 1978 yılının sonrasında ABD, dünya üzerinde kendi hakimiyeti altında bir düzenin kurulmasına çabalamaya başlamıştır. ABD’nin bu çabaları günümüzde hâlâ aynı azim ve kararlılıkla sürmektedir. Dünyadaki teknolojik gelişmeler hızlı bir değişim sürecini başlatmış hem de bu düzenin kurulmasını kolaylaştırmıştır. Kurulmaya çalışılan yeni düzen; kapitalist, liberal piyasa ekonomisi düzenidir.

ABD, dünya üzerindeki hakimiyetini güçlendirmeye çalışırken, bu düzenin yararları konusunda da tüm dünyayı ikna etmeye çalışmaktadır. Burada uzmanların inatla üzerinde durduğu nokta, ABD’nin hakimiyetini kurma yönünde sıkıntılar yaşamasına rağmen, yeni dünya düzeninin kurallarını dünyaya yaymada sıkıntı çekmemesi durumudur.

Yeni dünya düzenini ABD, diğer zengin ülkelerin çıkarlarını düşünerek inşa etmekte ve hatta yeni dünya düzeninin zengin ülkelerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde oluşmasına özen göstererek o ülkelerle iş birliği yoluna gitmektedir. Bu nedenle bugün yeni dünya düzeni, zengin ülkelerin farklılıklarını sürdürme çabası, yani pastadan büyük pay alma düzenidir. Zengin ülkeler zaten farklılıklarının devamı için yeni iş birlikleri ve yeni ekonomik düzen kurmak zorundadır. Bunu korurken de haklılık görünümünü korumaları gerekmektedir.

Yeni dünya düzeninde önemle üzerinde durulması gereken konu rekabettir. Ülkeler, diğer ülkelerden daha fazla pay alabilmek için rekabet etmektedir ve bu da ilerlemenin ve kalkınmanın ana kaynağı olarak benimsenmektedir. Bu durumda da kişi, kurum ve ülkelerin haklı ve doğru olanı değil; kendi çıkarlarını savunması doğru olarak kabul edilmektedir. Dünya gitgide küreselleşerek tek bir pazar durumuna gelirken, bölgesel ekonomik iş birlikleri çerçevesinde aynı anda bloklaşarak kendi üyelerinin menfaatlerini önemsemektedir.

Yeni dünya düzeninin gerektirdikleri

Yeni dünya düzeninde mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı gerçekleşmelidir. Ham madde en uygun yerlerden alınmalı ve malın fiziki yapısının en ucuza üretildiği yerde üretilip en uygun pazarda satılması sağlanmalıdır. Kimliği üreten marka, tasarım, teknoloji gibi hakların dünya üzerindeki tüm ülkelerce tanınması ve korunması sağlanmalıdır.

Belirli bir teknolojinin altında malların fiziki yapılarının üretiminde mukayeseli avantaj yaratma, ucuz işçi kullanmaya bağlıdır. Malları ucuza üretilmek için ucuz işçi depoları kullanmak da önemlidir. Dünyada işsizliğin yüksek olduğu ve bu nedenle de ücretlerin düşük seyrettiği Kuzey Kore, Çin, Hindistan, Endonezya, Malezya gibi ülkeler önem kazanmıştır. Kuzey Kore ve Çin’de işçi ücretleri yükseldikçe, uluslararası şirketler üretimlerini işçiliğin daha ucuz olduğu Endonezya gibi ülkelere kaydırmaktadır. Türkiye’nin yakınındaki ucuz işçi depoları, bugün için Romanya ve Bulgaristan’dır. Bu depoların var olabilmesi için işçilerin serbest dolaşımının engellenmesi gerekir ve bu sayede de uluslararası şirketler ucuz işçilikten yararlanabilir.

Üretimin yapıldığı ve işçiliğin ucuz olduğu ülkelerin pazarlık gücünü kırabilmek için üretimin uluslararası şirketlerce yapılması önemlidir. Bu nedenle de doğrudan yabancı sermayenin serbest dolaşımı sağlanmalıdır. Bu doğrultuda kalkınmakta olan ülkeler, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının yararı konusunda ikna edilerek teşvik etmeleri sağlanmalıdır.

Bazı uzmanlara göre, yeni dünya düzeninin ucuz iş gücüne sahip ülkelerin yararına olduğunu belirtilmektedir. Ucuz üretim peşinde koşan uluslarüstü şirketler mallarının üretimini buralara kaydırdıkları için istihdam alanları doğacak, işsizlik azalacaktır ancak bazı yorumculara göre de insanların daha çok çalışması ve aynı parayı alması sağlanıp kalkınmamaları için her şey yapılacaktır. Yeni dünya düzeninde bazı insanlar yönetici vasfında olacak, diğerleri hep ucuz iş gücü olarak kalacak ve önemsenmeyecektir.

Yeni dünya düzeni, iş gücünün serbest dolaşımına izin vermediği takdirde, üretimde bu ülkelerin işçilik maliyetleri geçerli olacaktır. Yani, bu ülkelerde işçi ücretleri hep düşük tutulacak, yoksulluk hep devam edecek, insanlar başka bir yerde yaşama şansı da bulamadıklarından ülkelerindeki şartlarda az parayla çalışmak zorunda kalacaklardır. Ucuza üretilen mallar ise, yine serbest ticaretle birlikte, fiyatların yüksek olduğu zengin ülkelerde satılacaktır.

Günümüzde dünya üzerinde yeni bir ekonomik düzen oluşmaktadır ve bu düzen 2000’li yıllardan bu yana belirgin hale gelmiştir. Başlangıçta bu düzenin gelişmekte olan ülkelere hizmet edeceği savunulsa da, düzen yerleştikçe fakir ve zengin arasındaki fark da belirginleşmektedir.

Aslında yeni dünya düzeni, ülkeler için yeni fırsatlar ve yeni tehlikeler doğurmaktadır. Ülkeler gelişen bu sistemi görüp doğru stratejilerle saptayabildikleri zaman fırsatlardan yararlanabilir ve kendilerini tehlikelerden koruyabilir. Bazı uzmanlara göre, Türkiye’nin bu yeni dünya düzeni içinde büyük potansiyeli vardır ancak burada önemli olan tehditleri ve avantajları doğru analiz edebilmektir.