Yemen’deki iç savaşın baş aktörleri kimler?

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, ülkesinin Yemen’deki iç savaşın sonlandırılması ve siyasi müzakerelerin başlatılması için çalışmalar yürüttüğünü açıkladı. BAE ise Suudi Arabistan’ı desteklediğini belirtti. Yemen’deki iç savaşın baş aktörlerinden olan iki ülke neden barış yanlısı açıklamalar yapıyor? Yemen’deki iç savaş nasıl patlak verdi? Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri saldırılarını nasıl meşru gösterdi?

Suudi Arabistan, son yılların en büyük insanlık krizinin yaşandığı Yemen’de, iç savaşı sonlandırmak için barış görüşmeleri başlatacağını duyurdu. Suudi Arabistan’ın Yemen’deki iç savaşı sonlandırmak için başlattığı siyasi uzlaşı girişiminin ardından Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de barışa destek olacağını açıkladı. BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullal bin Zayid Al Nahyan, Suudi Arabistan’ın girişimini “paha biçilmez bir fırsat” olarak nitelendirdi. Al Nahyan, yaptığı açıklamada, Yemen’de siyasi çözüme ulaşabilmek için ateşkesin önemli olduğunun altını çizdi.

SUUDİ ARABİSTAN’IN BARIŞ GİRİŞİMİ

Geçtiğimiz günlerde basın açıklaması yapan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah, ülkesinin, Yemen’de iç savaşın sonlandırılması ve barışın sağlanması için çalışma başlattığını açıkladı. Suudi Arabistan’ın söz konusu barış girişimi ile bölgesel istikrarı sağlanmayı ve Yemen’deki iç savaşı sonlandırılmayı hedeflediği belirtildi. Ayrıca Yemen halkının çektiği acıların sonlandırılması için bölgede savaşan taraflar arasında siyasi çözüme destek verildiğini aktardı.

Dışişleri Bakanı Ferhan, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki krizi sona erdirmek için bir girişim başlattığını ve girişimin Birleşmiş Milletler gözetiminde kapsamlı bir ateşkesi içerdiğini vurguladı. Ferhan ayrıca Stockholm Anlaşması’na göre Hudeyde limanındaki petrol türevini taşıyan gemilerinden alınacak vergi ve gümrük gelirlerinin Yemen Merkez Bankası'nda bulunan müşterek hesaba yatırılmasını içerdiğini dile getirdi.

Suudi Arabistan tarafından yapılan kamuoyu açıklamasında, “Husilere, akıllarını hakem yapma fırsatı veren ve Yemen’de akan kanı durdurma ve kardeş Yemen halkının yaşadığı kötü insani ve ekonomik koşulları iyileştirme fırsatı sunan girişimi kabul etmeleri için Yemen hükümetine ve Husilere çağrıda” bulunuldu.

İÇ SAVAŞIN PATLAK VERMESİ

Arap Baharı’nın 2012’de Yemen’e ulaşması ile birlikte dünya kamuoyunda sıkça yer bulan Husiler, Yemen’in Sa’da bölgesinde yaşayan, İmamiye Şii’liği (İran) ve İsmailiye Şii’liğinden (Hindistan’daki Şii gruplar) ayrılan bir grup. Temelde Zeydiliğe bağlı olan Husiler, Yemen’in kuzeyinde merkezi yönetim ile ihtilafa düşen gruplarla iş birliği yaparak muhalefeti temsil etti.

1962 yılında kurulan Yemen Cumhuriyet’i, orduya dayandığı için siyasi muhalefetin oluşumuna imkân vermiyordu. Dolayısıyla Husiler dahil Yemen’deki pek çok grup silahlı muhalefete yöneldi.

1986’de iktidarda söz sahibi olmak ve merkezde temsil edilmek isteyen Husiler, eğitim ve siyasi faaliyetlerde bulundu. Arap Baharı’nın Yemen’e ulaşması ile birlikte de sokaklara çıkarak hükümete karşı direniş başlattılar. Sünniler ve Zeydi Husiler, Arap Baharı ile birlikte meydanlarda hükümete karşı aynı safta yer aldı. Fakat Sünniler kendi aralarında ihtilafa düşerken, Husiler birlikteliklerini sürdürdü ve Yemen’de öne çıkmaya başladılar. Bu durum Sünni Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan’ı telaşlandırdı. Aynı zamanda Yemenli tarafların  müzakereleri için bölge ülkeleri tarafından kurulan Diyalog Kongresi'ni de dağıttı. Kongre'nin dağılması ülke genelinde iç savaşın patlak vermesine neden oldu.

YEMEN’DEKİ KANLI İÇ SAVAŞIN BAŞ AKTÖRLERİ

Yemen’de on binlerce insanın hayatını kaybetmesine, yüz binlercesinin de mülteci konumuna düşmesine ve kıtlıkla boğuşmasına neden olan iç savaşın ilk tohumları Arap Baharı ile atıldı. Bu dönemi fırsat bilerek Sa’da’dan San’a’ya gelen Husiler, hükümete ortak oldu fakat bununla da yetinmeyerek Sünni bölgelere yöneldi. Federasyon alanlarını genişletemeye çalışan Husiler’in ilerleyişi, ilk dönemlerde ABD’nin de çıkarları ile uyuşuyordu. Zira ABD, Husiler’e El Kaide karşıtı bir grup olarak nitelendiriyordu. Fakat Husilerin daha da ileriye giderek Babulmendeb’e yaklaşması, ABD tarafından "büyük bir hata" olarak kabul edildi ve bölgedeki ülkelerin Yemen'e müdahalesine destek gecikmedi. 

Husiler'in İran tarafından desteklendiğini ileri süren ve müdahalesini meşru bir tabana oturtmak isteyen Suudi Arabistan, sınırında İran unsurları istemediği için savaşı başlattı. Yemen’de taraflar arasındaki şiddet artarken Mısır, Körfez Ülkeleri ve Suudi Arabistan, Husiler’in İran’dan destek aldığını belirterek, müdahalelerin şiddetini artırdı. ABD de Husiler'in Babülmendeb’e ulaşmasından ve İran’ın etki alanının genişlemesinden rahatsız olduğu için Suudi Arabistan ve BAE’ye yeşil ışık yaktı.

ABD, YEMEN’DE SUUDİLERE DESTEĞİNİ KESTİ

ABD Başkanı’nın değişmesi ile birlikte Orta Doğu’ya yönelik pek çok değişim yaşanmaya başladı. Söz konusu değişimlerden birini, ABD’nin Yemen'e müdahalesi için Suudiler'e verdiği desteği kesmesi oluşturuyor. Geçtiğimiz şubat ayında, Başkan Biden'ın Dışişleri Bakanlığı ziyaretinin ardından ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Yemen'e ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Biden yönetiminin Yemen konusunu öncelediğini söyleyen Sullivan, "Bugün Sayın Başkan, ABD'nin Yemen'deki askeri operasyonlara verdiği desteği sona erdireceğini duyuracak" dedi.

ABD’nin Yemen’deki askeri operasyonlarını durduracağını açıklamasının ardından Suudi Arabistan’dan da açıklama gecikmedi. Suudi yetkililer, Krallığın Yemen’de istikrarın sağlanması için girişimlerde bulunulduğunu açıkladı. ABD’nin askeri operasyonları durdurmasının akabinde, Suudiler'in "barış"a yönelik açıklamalarda bulunması dikkatlerden kaçmadı.

ABD’nin askeri gücünü arkasına alarak Yemen’deki iç savaşın derinleşmesine neden olan Suudi Arabistan, bu süreç boyunca pek çok sorunla karşı karşıya kaldı. Suudi Arabistan’ın en önemi şirketlerinden biri olan petrol devi Aramco’nun rafinerileri bombalanırken, havalimanlarına da füze saldırıları gerçekleştirildi. Yemen’deki iç savaşın Suudi Arabistan içlerine taşınmasının dışında, koronavirüsün yol açtığı ekonomik buhran da Suudileri geri adım atmaya zorladı.