Yapay zekâ fayda mı tehdit mi?

Modern teknolojinin en önemli çıktılarından bir tanesi olan yapay zekâ, insanlık için fayda mı tehdit mi? Tüm dünya ülkelerinde teknolojinin lideri olmak için süren mücadelede Türkiye'nin kazanımları ne olacak? Türkiye kendi modern teknolojilerini üretebilir mi? Yeni yüzyılda insanlık kendini mi yok edecek? Otonom robotların hayatımıza girmesi ile birlikte aklımızdaki sorularda tek bir noktaya odaklandı: yapay zekâ. Yapay zekâ hakkında merak edilenleri uzmanlarına sorduk...

İlkay YAPRAK - INTELL4

İstinye Üniversitesi ve Türkiye Tıp Öğrencileri Birliği (TurkMSIC) işbirliğinde gerçekleştirilen “İnsan Zekâsı-Yapay Zekâ-Sağlık Zekâsı” konferansı, inovasyon, sağlık ve teknoloji alanında başarılı isimleri bir araya getirdi.
 
Yapay zekâ modellemelerinin yanı sıra bu modellemelerin kullanımları, geldiği nokta ve insanlık için öneminin tartışıldığı konferansta, Sağlıkta Yapay Zekâ, İnovasyonda İşbirliği, Sağlıkta Önder Ülke Türkiye ve Hedef Nobel İnsiyatifi dernekleri başkanı Prof. Dr. Mehmet Melih Bulut ile üniversite gençliğinin modern teknolojilere bakışını değerlendirdik.


 
Hocam siz Türkiye’nin dört bir yanında öğrenciler ile bir araya gelerek özellikle yapay zeka alanında çalışmalar yürütüyorsunuz. Bu konuda kısa bir değerlendirmenizi alsak?
 
Tarım devriminden bu yana bu teknoloji devrimi ile dünya büyük bir virajda ve Türkiye’de bu devrimi yakalıyor. Yapay zekâ da bunun veçhelerinden birisi, biyoteknoloji gibi. Gençlerimizin yapay zekaya gösterdiği ilgi de bunun bir göstergesi.
 
Bize yapay zekayı bilgisayar mı sevdirdi? Z kuşağının verdiği eğitim ile ilerliyoruz gibi bir algı da var…
 
Haklısınız, bu çok doğru. Onlara zaten “Dijital Yerli” (Digital Native) deniliyor. Özellikle milenyum ve Z kuşağı bu gruba dahil. Halbuki bizler, ‘dijital göçmen’ yani sonradan öğrenmiş bireyleriz. Hakikaten torunlarımız, çocuklarımız bizi eğitiyor. Bütün dünyada da bu böyle. Bugün artık yeni bir çocuk ve genç çağından söz ediyoruz. Yaratıcılıkları çok ön planda ve artık büyük şirketlerin yönetim kurullarında mutlaka Z kuşağından, milenyum kuşağına yer verilmesi gerektiği bir dönemdeyiz.
 
Türkiye, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren Sanayi Devrimi’ni kaçırmakla ve kendi sanayisini tamamlayamamış olmak baskısı ile üretim yapmaya çalıştı. Şimdi yeni bir tren yeni bir trend var; bu treni yakalarsak bize getirileri ne olacak?
 
En önemlisi refah. Yani, ülkemiz bilim ve teknolojide alacağı yol ile ‘orta gelir’ tuzağından da kurtulacaktır. Yüksek katma değerli ürünler üreterek gelecekteki şansımızı artırabiliriz. Bu turizm ile, kanal ile, araba ile olacak bir şey değil yalnızca yüksek katma değer ile ülkemiz insanına katacağımız refahın yanı sıra tarihten gelen misyonumuzla geliştirdiğimiz bu teknolojileri insanlık yararına kullanabiliriz. Bu nedenle ürettiklerimizin dünya barışına da ciddi oranda katkı sağlayacağına inanıyorum. Türkiye, bir kavşak noktası olması hasebiyle de yeni teknolojileri insanlık yararına kullanacak ülkelerden bir tanesi, bizim bu alanda başarılı olmamız yalnızca bizim için değil, bölge ve dünya için de oldukça önemli. Böyle de bir misyonumuz var.


 
İNSANLIĞIN ÜRETTİĞİ HER ŞEYİN BİR KARANLIK YÜZÜ VAR
 
Siz yeni teknolojilerin hem inovasyon kısmıyla hem entegre kısmıyla hem de sağlık kısmıyla da ilgileniyorsunuz. Birçok derneğin de başkanısınız. Bugün dünyada yeni teknolojilere dair en büyük tartışma, bu teknolojileri kullanacak olan ‘el.’ Korkularımızda haklı mıyız?
 
O kadar haklı ki bu söylediğiniz. Biz buna ‘Karanlık Yüz’ diyoruz. Bütün teknolojilerin, insanlığın ürettiği her şeyin bir karanlık yüzü var. Burada yapay zekâ başta olmak üzere bütün bu yeni teknolojilerde; biyoteknolojide, sentetik biyolojide karanlık yüz çok tehlikeli. Nükleer savaştan daha da tehlikeli diyebiliriz. Bu nedenle, bu konuda ‘iyi insan’lar olarak bizlerin çok uyanık olması, çok önde olması ve bütün bu tezahürleri daha ortaya çıkmadan önlemesi gerekiyor. Çünkü, bu teknolojiler geçmişe nazaran çok daha tehlikeli.
 
Amazon, Dell, Intell gibi firmaların ürettikleri teknolojilerin ciddi güvenlik açıkları bulunması nedeniyle insanlık adına tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine dair önemli açıklamalar var. DPT-2 projesinin iptal edilmesi örneğinde olduğu gibi eleştiriler de yoğunlaşarak devam ediyor. Bizler ‘Derin Öğrenme’ye kendimizi ne kadar bırakabiliriz?
 
Tabii ki teslim olmamalıyız. Yapay zekâ ve kullanıcının karşılıklı olarak birbirlerini kontrol etmeleri lazım. Mutlaka bu düzeneğin geliştirilmesi lazım. Genel hatlarıyla yapay zekaya baktığımızda içerisinde ‘kara kutu’lar olduğunu da net bir biçimde görebiliriz. Çünkü bilgi işleyen bütün sistemler eninde sonunda bir şekilde ‘zekâ’ üretiyorlar. Burada o zaman iki tarafında; insan, birey, kurum ya da yapay zekâ her ikisinin birbirini denetlemesi lazım. Balıklama teslim etmek oldukça yanlış olur.
 
ÖNÜMÜZDEKİ BEŞ YIL TÜRKİYE İÇİN ÇOK KRİTİK
 
Bu yeni meslek gruplarını da beraberinde getirecek diyebilir miyiz?
 
Kesinlikle. Bunlar dünya gündeminde de konuşuluyor. Ben bunu şöyle ifade ediyorum; eğer beş yıl boyunca yaptığınız işi aynı şekilde yapmaya devam ediyorsanız, o işin sonu yok. Bugün kullandığımız Instagram, Airbnb, Uber gibi teknolojiler bundan on yıl önce yoktu. Bundan on yıl sonra da ne olacağını bilemiyoruz. Örneğin hekimlik; bunun temel prensipleri elbette değişmiyor ama hekimlik yaparken kullandığınız teknoloji, araçlar ve en önemlisi de zihniyet. Bu zihniyet dönüşümünü gerçekleştiremediğinizde hayatın değişen döngüsüne uyum sağlamanız mümkün değil.
 
Dünya ülkeleri teknolojide lider olmak için birbiriyle yarışıyor. Türkiye için düşündüğümüzde, gençlerimiz tam anlamıyla bu noktaya odaklanmış durumda. Gerekli alt yapıyı oluşturup, çalışmalarımızı genişlettiğimizde teknolojide önder olabilir miyiz?
 
Kesinlikle olabiliriz. Bizim sloganlarımızdan biri; Sağlıkta Önder Ülke Türkiye. Ben üniversite gençliğiyle hep beraberim ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Türkiye’de üniversite gençleri çok hevesliler, yetenekliler, iyi yetişmiş vaziyetteler ve teknolojinin farkına vararak kendileri geleceğe çok güzel hazırlıyorlar. Biz onlara önlerini temizleyerek alan açabilirsek, çok güzel işler başaracaklar. Önümüzdeki beş yıl Türkiye için çok kritik. Bu beş yılda her birimizin çok çalışarak gençlere destek olup onların işini kolaylaştırmamız lazım. O zaman Türkiye’nin geleceği çok parlak olacak.


 
Worchester Poliklinik Enstitüsü (WPI) ve Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) yapay zekâ çalışmalarına devam eden, Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Özdemir, yapay zekânın toplumsal fayda için kullanılması alanında araştırmalar yürütüyor. Eğitim kademelerinde de yapay zekâ ile ilgilenen Dr. Şebnem Özdemir, mevcut kullanılan teknolojinin ‘Yapay Dar Zekâ’ olduğuna özellikle dikkat çekiyor.
 
BM 75 ülkede Konvansiyonel Silahlar Kongresi'nde (CCW) LAWs hakkında ortak bir mutabakata varamadı. Özellikle ABD – Rusya cephesinin yanı sıra Çin, İsrail, Güney Kore ve İngiltere otonom silahlar üretiyor ve bu konuda alınacak her türlü tedbire ilişkin uluslararası hukuki sözleşmelere izin vermiyor. Siz araştırmalarınızda nasıl sonuçlarla karşılaşıyorsunuz?
 
Çin, Aralık ayının son haftasında bir Yapay Zeka İndeks Raporu yayınladı.  Bu rapora baktığımızda; Çin’in geçtiğimiz yıla oranla makası daha da açtığını gözlemledik. Bunu akademik çalışma ve ar-ge bağlamında da değerlendirebilirsiniz. Dolasıyla burada ülkelerin politikaları da devreye giriyor. Devletin baskın olduğu bir yönetim biçimi olan Çin’de kurallar katı, sert ve nettir. Bu nedenle verilerde daha kolay toplanır. Yayınladıkları ilk raporda da ‘dünya lideri olmak’ ifadesi yer alıyordu bugün gelmeye çalıştıkları nihai nokta da bu.
 
Bugün dünyada bazı ülkelere nükleer silahlara karşı bir yaptırım uygulanabiliyor. Bu yaptırımların nedeni de zamanında alınmış dersler ve işlenmiş olan insanlık suçları. Yapay zekâ şu an heyecan verici görülüyor ve tüm ülkelerinde gündeminde. Bu oyuncakla da hızlı bir biçimde oynayacağız, bu oyuncakla da muhtemelen bir insanlık suçu işleyeceğiz ve ondan sonra buna karşı birleşmenin bir yolunu arayacağız. Şu anda herkesin temel görevi bunu geliştirebilmek, bu noktada en başarılı uygulamaları ortaya çıkarabilmek. Bu başarıyı oluştururken de, sonuçlarını ortaya koyarken de; ne toplumsal değer yargılarının ne o topluma uygunluğunu değerlendirmeksizin analizler yapıyoruz.
 
BU KEZ YÜZLEŞME DEĞİL ÖDEŞME ZAMANI
 
Sosyal medya bu veri toplama işleminin neresinde duruyor?
 
Sosyal medyadan veri toplayarak analiz ettiğinizde ki verinin en zengin olduğu yerlerden birisi sosyal medya, dönemsel olarak 2013’te sosyal medya ağındaki tüm veriler toplanıp; “dünyanın algısı nedir?” diye bir soru solduğunda; yüzde 7’lik bir kesimin yüzde 56 oranında içerik ürettiği ortaya çıktı. Dolayısıyla biz tüm sosyal medyayı analiz ettiğimizi, tüm insanların orada var olduğunu analiz ettiğimizi zannederken, aslında yüzde 7’nin görüşlerini analiz ediyormuşuz. Aslında gördüğünüz gibi insanlık şu anda kendisi ile yüzleşme aşamasında. Her teknolojide insanlık kendisi ile yüzleşiyordu ama bu kez ödeşme zamanı.
 


YAPAY ZEKÂ ÇALIŞMALARI DURABİLİR
 
Yapay zekâ konusunda dünyadaki en farklı örnek nedir?
 
Hollanda’nın yapay zekaya bakış açısı çok farklı. Hollanda yapay zekaya değil, veriye yatırım yapıyor. Haziran ayından itibaren veriye dair yayınladıkları çalışmalar ve ortaya koydukları ‘Veri Okuryazarlığı’ kavramı çok büyük bir makas açtı diğer ülkelerle. 2019’un Kasım ayında, yapay zekâ alanında dünyanın en önemli kanaat önderlerinden olan Bernard Marr, insanoğlunun gelecekteki en önemli becerileri arasında veri okuryazarlığını saydı. Hollanda, herkesin yapay zekaya koştuğu bir yerde neden veriye yatırım yapar? Yapay zekâ çalışmalarının ne yazık ki durma ihtimali var. Çünkü bizim elimizdeki. ‘Yapay Dar Zekâ.’ Bunu nerede kullanırsak kullanalım, veriden, olası durumlardan öğrendiği için, insanın öğrenme durumuna sahip olmadığı için, her yeni teknolojide olduğu gibi insanlık bunun peşinde koşacak koştuktan sonra hevesini yitirecek. Hevesini yitirmesindeki temel nedende, bir sonraki aşamaya geçememiş olması olacak.
 
Yapay zekâ nasıl öğreniyor?
 
Bizim yapay zekada dört öğrenme biçimi modelimiz var. Dördüncüsünü eğitim bilimlerinden devşirdik. Pekiştirmeli öğrenme modeli ile yapay zekaya her doğrusu için artı bir her yanlışı için de eksi bir puan verebiliyoruz. Bu yaklaşım ile gelebildiğimiz en ileri nokta, en kötü çocuk eğitme yöntemi.
 
1970’lerde de ‘Yapay Genel Zekâ’yı geliştireceğimizi iddia ettiler hatta on yıl içerisinde geliştiriyoruz dediler, 80’lere gelindiğinde herkes çalışmayı bıraktı. Şu anda genel zekaya geçecek alt yapımız kuantum bilgisayarlar ile var olmasına rağmen, insan nasıl öğrenir, nasıl karar verir bilemiyoruz.
 
Yapay zekâ kanaat önderleri 2019 yılının sonunda, kavramları yeniden ele alarak, “fare seviyesinde yapay zekâ”, “kedi seviyesinde yapay zekâ” ve “insan seviyesinde yapay zekâ” olarak kategorize etmenin doğru olacağını söyledi. Çünkü bizler henüz fareyi anlamadık ki, insana geçebilelim. Bu nedenle insanoğlu bu aşamanın getirdiği nimetlerden yararlanacak ve sonra vazgeçecek, bu birinci teori. İkinci teoride, insanoğlunun sahip olduğu önyargıları kümeden ayıklamak çok zor.  
 
Burada karar vermemiz gereken en önemli nokta; biz geleceğin bireylerini nasıl yetiştirmeliyiz? Cevap çok basit; insanlığın ahlaki süreci dört temel aşamadan tanımlanır ve en sonunda evrensel ahlaki anlayışa ulaşılır; biz de genel ilkeleri verdikten sonra, bu çocukları tüm insanlığın faydası için çalışma noktasına nasıl ulaştırabiliriz bu yönde çalışmalar yapmalıyız. Teknik tarafında ise örüntü tanıma becerisi yüksek çocuklar yetiştirmeliyiz.


 
İstinye Üniversitesi Tıbbi Yapay Zeka Araştırma Uygulama Merkezi kurucusu Dr. Öğretim üyesi Nilüfer Köylüoğlu, tıp içerisinde kendisine yalnızca teknik cihazlarda değil, hastanın iyileşmesinin izlenme sürecinde de yer bulan yapay zekâyı değerlendirdi.
 
Hocam, sağlık zekâsı nedir?
 
Yeni teknolojileri kullanarak, koruyucu hekimliği, kronik hasta yönetimini, multidisipliner yaklaşımı uygulanabilir, sürekli, ölçülebilir, hatta mecbur kılan; süreçleri hasta yararı ve hekim verimliliği esas olacak şekilde yeniden düzenleyen ekosistemi oluşturma ve çalıştırma yaklaşımıdır.
 
Yapay zekâ ile sağlık alanının entegrasyonunda izlenmesi gereken adımlar neler?
 
Hekimliği sanat yapan özellikler dikkate alınarak, akademik yayınlar ve guidelinelar ile birlikte gerçek hayat problemlerini gören, bilen, çözen, deneyim olarak birikmiş değerler sentezlenerek dijital ikizleri oluşturulmalıdır.

 

İlkay YAPRAK - INTELL4