Yapay zekâ bilimsel hipotez sunabilir mi?

Bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki bir robotun çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getiren yapay zekâ teknolojisi her geçen gün hızla ilerlemeye devam ediyor. Son yaşanan gelişmeler ise tüm dünyanın dikkatini bir kez daha bu alana çevirdi. Bilimsel araştırma sürecinde bilim insanları tarafından sunulan hipotez bu kez yapay zekâ tarafından oluşturuldu ve insanlar bu hipotezi test etti.

Sesli asistanlar, otonom sürüş sistemleri, sosyal medya algoritmaları, e-ticaret verileri, sağlık alanında hizmet sunan robotlar derken yapay zekâ teknolojisi hayatın her alanında kendine yer bulmaya devam ediyor. 

Her ne kdar yapay zekâ sistemleri 'Robot Yasa'larıyla kontrol altına tutulmaya çalışılsa da, bilim insanlarının yarım yüzyılda çözüm bulamadığı bir proteinin, nasıl benzersiz bir üç boyutlu şekle katlandığını tahmini gibi zorlu görevleri başarıyla tamamlayan sistemler, göz dolduruyor. 

Bilimde, çözülemeyen problemlerin dışında geçtğimiz haftalarda bir özel gelişme daha yaşandı. Yapay zeka hipotez sundu, insanlar test etti.

Makine öğrenmesi algoritmaları artık neredeyse hayatın her alanına girmek üzereyken yapay zeka sosyal bilimlerde de bazı hipotezleri test edip ne kadar doğru olduklarını gösterebiliyor.

Bu haberin konusu olan psikologlar da neden bazı insanların sosyal mesafe ve maske gibi koronavirüs önlemlerine riayet etmediğini araştırıyordu. Bazı değer yargılarının ya da yaklaşımların koronavirüs kurallarına itaati etkilediğinden şüpheleniyorlardı ancak bunların ne olduğu konusunda hiçbir fikirleri yoktu.

Singapur'daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi'nden Abhishek Sheetal, aynı üniversiteden Krishna Savani ve Çin'deki Renmin Üniversitesi'nden Zhiyu Feng'le birlikte yeni bir düşünceyi hayata geçirdi: Araştırılacak fikri yapay zekaya sormak.

Test edilecek hipotez için yapay zekaya başvuran ekip, makaleyi Psychological Science isimli akademik dergide yayımlamayı başardı.

Independent Türkçe'nin New York Times'tan aktardığı habere göre, Kaliforniya Davis Üniversitesi'nden psikolog Wiebke Bleidorn, araştırmayla ilgili şu ifadeleri kullandı:

Bu çalışma, teoriye kör ve verilere dayanan bir ön gösterge araştırmasıyla yeni hipotezlerin oluşturulabileceğini vurguluyor. Ondan sonra da o teori test edilip işlenebilir.

Michigan Üniversitesi'nin 100 ülkeden 350 bin kişiyle gerçekleştirdiği araştırmanın verilerini alan ekip, bu bilgileri bir makine öğrenmesi programına yükledi.

"İnsanlığın parlak bir geleceği var" inancının güçlü bir etik anlayışına, "İnsanlığın geleceği umutsuz" düşüncesininse etiğin pek de önemsenmemesine neden olduğu hipotezi de böylece ortaya çıktı.

Akabinde 300 ABD'liyle internet üzerinden yapılan araştırmada katılımcıların yarısına pandeminin geleceğiyle ilgili iyi bir senaryo, diğer yarısına da felaket senaryosu okutuldu. Kötü senaryoyu okuyanların, Kovid-19'a karşı alınan önlemlere uymamayı daha fazla meşrulaştırdığı ortaya çıktı.

Bu sonuçtan yola çıkan yazarlar, makaleyi şöyle bitirdi:

Bulgularımız, Kovid-19 pandemisi bağlamında insanların etiğe uygun bir biçimde davranması için onlara küresel salgının geleceğiyle ilgili iyimser olmalarını sağlayacak sebepler vermemiz gerektiğini söylüyor.

Araştırma, hükümetler ve medyanın pozitif mesajlar vermesini gerektiriyor. Ancak tabii ki bir psikoloji makalesi bütün ülkelerin politikasını değiştirmeyecek.

Diğer yandan bu metot, yaygınlaşması halinde bilimin geleceğini değiştirebilir.