Uzmanlar İstanbul depremi için ne dedi?

Uzmanlar, son günlerde İstanbul’da beklenen büyük depreme ilişkin peş peşe çarpıcı açıklamalarda bulundular. Prof. Övgün Ahmet Ercan, kurtarmacılık konusunda öncelikle 1. Ordu ivedilikle eğitilmesi gerektiğini, Emekli Deniz Kurmay Albay Nadir İsmet Hergünşen ise, depremde devletin göstereceği reaksiyonun merkezinde, malzeme ve insan gücü açısından Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olacağını söyledi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK)  açıkladığı 2019 nüfus verilerine göre İstanbul’daki nüfus artışı, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, 2018’de sadece 38 bin 493 artan İstanbul nüfusu, 2019’da tam 451 bin 543 arttı ve 15 milyon 519 bin 267’ye ulaştı.

Manisa Celal Üniversitesi (MCBÜ) tarafından “Manisa'nın Depremselliği ve Kentsel Dönüşüm” konusunda Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde düzenlenen konferansa Elazığ’da meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremi 3 ay öncesinden işaret ederek dikkatleri üzerine çeken Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Naci Görür konuşmacı olarak katıldı.

Türkiye’nin önde gelen deprem uzmanları, son günlerde İstanbul’da beklenen büyük depremle ilgili peş peşe çarpıcı açıklamalar yaptı. Gelin deprem uzmanları ve emekli bir askerin deprem öncesi alınacak önlemlere ilişkin açıklamalarına bir göz atalım…

Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Naci Görür

 

ALARM VERMİŞ DURUMDAYIZ

İstanbul ve Marmara’da depremi beklediklerini aktaran Görür, şöyle konuştu: “Alarm vermiş durumdayız. Bu son İstanbul’da olan iki deprem de İstanbul’da deprem üretmesi beklenen fay kolu üzerinde oldu. O da bizi endişelendirdi. Dolayısıyla zaman olarak da artık fazla zamanımız yok. Son dilimlere girmişiz demektir. 30 sene içerisinde zaten olma olasılığından söz edilirken 20 senesi geçti. Son 10 sene, belki artı eksisi bir 5 sene ileriye gidebilir ama İstanbul’da risk daha da fazla demektir. Bu periyodu düşündüğümüz takdirde alarm da verilmiştir. Bir takım hazırlıklar da yapıldı.” dedi.

KENTSEL DÖNÜŞÜM BAŞLANGIÇTA ÇOK DOĞRU OLMADI

İstanbul’daki kentsel dönüşümün yeterli olup olmadığıyla ilgili soru üzerine Görür, şu ifadeleri kullandı: Kentsel dönüşüm başlangıçta çok doğru da olmadı. İstanbul’u tümüyle depreme hazırlayacak bir kentsel dönüşüm olmadı. Ağırlıklı olarak yapı stoku üzerine eğilim gösterildi. Halbuki bir kenti depreme hazırlamada halk, yönetim, alt yapı, yapı stoku, çevre ve ekonomi önemli. Bunlar üzerinde çok şey yapılamadı. Tabii yapılan önemli şeyler de var fakat daha yapılması gereken şeyler de fazla. Yine de tabii yapılanlar çok yararlı oldu. Devlet daireleri güçlendirildi, okullar, hastaneler, viyadükler, köprüler onlar da az şey değil. Halkın oturacağı yerleri düşünüyor isek maalesef henüz daha o konuda fazla yol alamadık.

İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisi ve Afet Yönetim Uzmanı Türk Kızılay Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu da Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinde düzenlenen ‘Afet affetmez’ isimli konferansa katıldı.

Afet Yönetim Uzmanı Türk Kızılay Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu

 

DEPREM EŞOFMANLA MI YAKALAYACAK

Prof. Dr. Kadıoğlu konuşmasında, “Deprem anında insanlar travma geçirdiği için ne yapacağını bilemiyor. O yüzden insanlar donup kalıyor. İnsanların yarısı da şuursuzca kaçışmaya başlıyor. Şimdi gel burada tatbikat yapalım desem kaç kişi yapar. İşte problem bu tatbikatta. ‘Ay hocam mini etek giyiyorum burada yatamam.’ Öbürü takım elbise ile gelmiş oda yatmıyor. E sizi deprem eşofmanla mı yakalayacak. Tatbikat yapıyorlar. Rahat olun bu bir tatbikat işinize bakın diyorlar. Böyle tatbikat mı olur” dedi.

BU FAY HER AN KIRILMAYI BEKLİYOR

Marmara Denizinin içinde bir fay yattığını da ifade eden İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisi ve Afet Yönetim Uzmanı Türk Kızılay Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “Yaklaşık 174 kilometre bir uçtan Şarköy’e kadar kırılmamış bir fay var. Böyle burada aslanlar gibi yatıyor. Şu parçası 1776’da kırılmış. Şu parçası 1509’da kırılmış. Bu 1902’de buda 1999’da kırılmış. Bu fay her an kırılmayı bekliyor. Aslında var ya İstanbul’da şanslıyız. İstanbul’da fay denizden geçiyor. Bu bir şans. Arkadaşlar bu fay 4 tane senaryo var. Bu fay nasıl kırılacak. Küçük bir parçası mı kırılacak şurası mı, burası mı yoksa hepsi birden mi kırılacak. Afet yönetiminde biz pek fayla kafa yormayız. Afet yönetiminde en kötü senaryo nedir. En kötü senaryo alınır ve ona göre hazırlık yapılır. Bu fay birden kırılırsa 7.5’in üzerinde bir deprem olacak. Bunun bir ucu da size dokunuyor. Bu eskiden olduğu zaman Mısır’dan bile duyulmuş 1509 depremi. Yani bu Almanya’dan bile duyulacak diye bekleniyor” diye konuştu.

 POLİS, İTFAİYE, AMBULANS HEPSİ AFETZEDE OLACAK

Kadıoğlu açıklamasının devamında, “Şimdi en büyük yanılgı deprem olduğu zaman ‘Kırmızı tulumlu adamlar gelecek anında bizi kurtaracak’ İstanbul’da bir deprem olduğu zaman, bu kırmızı tulumlu adamlar, polisler, itfaiye, ambulans hepsi afetzede olacak. Bunların yakınları da afetzede olacak. Yani böyle olmayacak. Bu bir illüzyon. Şimdi arkadaşlar bir gerçek risk var. Birde bizim algıladığımız risk var. Aradaki fark çok önemli bizim o farklı küçültmemiz lazım” diye konuştu.

Konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan jeofizik yüksek mühendisi Prof. Övgün Ahmet Ercan, yıllardır konuşulan büyük deprem beklentisinin bile İstanbul'a göçü önlemediğine vurgu yaptı.

İSTANBUL’DA KİLOMETREYE 2 BİN 576 KİŞİ DÜŞÜYOR

Ercan, "Türkiye'de en olası deprem bekleyen yerleşim İstanbul olmasına karşın, Doğu ile Güney-Doğu bölgelerinden başta İstanbul olmak üzere batı kentlerine, Bursa, İzmir, Antalya, Ankara'ya büyük bir göç vardır. Türkiye'de kilometrekare başına ortalama 86 kişi düşerken, İstanbul'da 2 bin 576 kişi düşmektedir. İstanbulluların yüzde 65'i yoksulluk sınırı altında yaşamaktadır. Birim alana düşen kişi yoğunluğu yüksek olması, yapıların yüzde 70'nin dayanıksız olması, ölüm ile yaralıların artmasına, kurtarmacılığın başarısızlığına neden olacaktır" dedi.

1. Ordu Komutanlığı

 

1. ORDU ACİLEN EĞİTİLMELİ

Ercan, “Kurtarmacılık konusunda öncelikle 1. Ordu ivedilikle eğitilmelidir. Her ne kadar depremleri 2045 yılına dek beklemesem de, yarın 7.5 büyüklüğünde deprem olacakmış gibi tetikte olmak gereklidir. Zeytinburnu'ndan- Büyükçekmece Mimarsinan'a uzanan kolda 6.4-6.7, Büyükçekmece'den, Şarköy'e uzanan Tekirdağ kolunda 7-7.2 arası… Bu depremlerin etki alanı doğu-batı doğrultusunda 150 km, kuzey-güney doğrultusunda 80 km’dir." dedi.

1. Ordu Komutanlığı, Türk Kara Kuvvetleri'ne bağlı 4 ordudan birisidir. Komutanlık, İstanbul'da Selimiye Kışlası'nda bulunuyor. Trakya, Boğazlar ve İstanbul ve Marmara Bölgesi'nden sorumludur. Ordu, mekanize ve zırhlı birliklerden oluşuyor.

DEPREMDEN EN ÇOK ETKİLENECEK İLÇELER

Ercan, ”Karadeniz’den, Marmara Denizi güneyine, Çanakkale'den Kocaeli'ye kadar olan yerlerdeki yerleşim alanlarını etkileyecektir. İstanbul kolunun en çok etkileyeceği yerler; Avcılar, Esenyurt, Beylikdüzü, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Bakırköy, Bahçelievler, Zeytinburnu, Fatih’tir. Marmaraereğlisi- Silivri depremi ise Tekirdağ, Şarköy, Çanakkale, Karabiga, Mudanya, Kumburgaz, Avcılar, Esenyurt, Beylikdüzü, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Bakırköy, Bahçelievler, Zeytinburnu, Fatih'i etkileyecektir.” dedi.

Emekli Deniz Kurmay Albay Nadir Hikmet Hergünşen de OdaTV’de 18 Ocak 2020’de “İstanbul depreme ne kadar hazırlıklı” başlığıyla yayımlanan yazısında yaz aylarında küçük derecede hissedilen depremler sonrasında yaşanan gelişmelerin 17 Ağustos depreminden yeterli dersin alınamadığını bir kez daha ortaya çıktığına işaret etti.

Emekli Deniz Kurmay Albay Nadir Hikmet Hergünşen

 

İSTANBUL YIKILIRSA, TÜRKİYE ÇÖKER

Hergünşen, “Yüzyılın felaketi diyebileceğimiz depremin üzerinden 20 koca yıl geçmesine rağmen istenilen toplumsal bilince ulaşabilmek için daha ne kadar can yitirilmesine ve daha ne kadar milli servetin heba edilmesine olanak tanıyacağız? Toplumun geneli olarak neden balık hafızalıyız? Neden kaderci anlayışa sahibiz ve neden her işimizi Allah’a havale ediyoruz? İnsan düşünmeden edemiyor! Son zamanlarda artçılarıyla birlikte yaşadığımız “İstanbul depremi, ya 7.4 şiddetinde olsaydı” ne yapacaktık? Görülüyor ki, İstanbul başta olmak üzere Türkiye depreme tam manasıyla hazır değil. Unutulmamalıdır ki, “İstanbul yıkılırsa Türkiye çöker.” ifadelerini kullandı.

BARIŞTA TER DÖKMEYEN SAVAŞTA TER DÖKER

Depremde haber alma telaşı, panik yapmasının önüne geçilebilmesi ve devletin müdahalelesinin “Önce muhabere, sonra muharebe” anlayışı çerçevesinde gerçekleşmesinin önemine değinen Hergünşen, “Yeterli muharebenin kurulamaması, sadece toplumun değil devletin de nedenli çaresiz ve nedenli umutsuz kalabileceğinin en güzel örneği Gölcük depreminde yaşananlardır. Ankara’nın haberi ise o günün ilerleyen saatlerinde ancak bir Fırkateyn telsiz kamarasından çekilen mesajla mümkün olabilmişti. Depreme hazırlık kapsamında aile, okul ve çevrede “Barışta ter dökmeyen, savaşta ter döker” anlayışını hakim kılacak şekilde 7’den 70’e verilecek eğitimler kişinin kendi koruyucu tedbirlerini almasını mümkün kılabileceği gibi ilk 72 saatte göçük altında kalan onlarca insanın kurtarılmasına da olanak sağlayacaktır.” dedi.

POLİS VE JANDARMA TEŞKİLATI PLANLANMASI GEREKİR

Meydana gelebilecek bir depremin ilk saatlerinden itibaren devletin göstereceği reaksiyonun merkezinde, envanterinde ki malzeme ve insan gücü açısından şüphesiz Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olacağını vurgulayan Hergünşen, “FETÖ’nün hain kalkışması ve bedelli askerlik yasası çerçevesinde; TSK’nın depreme yönelik insan gücü, bilgi birikimi ve deneyimi konusunda zafiyet yaşaması olasılığına karşın gerekli hazırlıkların yapıldığının en önemli göstergesi, son yıllarda icra edilen ulusal ve uluslararası tatbikatlar programına acil müdahale tatbikatlarınında alınmış olmasıdır. Düzensizlik ve karışıklıkları önlemek ve hayatın normal akışını devam ettirmekle yükümlü olan Polis ve Jandarma teşkilatının günümüzde sahip olduğu insan gücü dikkate alındığında bir kısım personelinin “arama-kurtarma faaliyetlerinde” görevlendirilmesinin ayrıca planlanması gerekir.”  diye konuştu.

TSK DOĞAL AFETLER ARAMA KURTARMA TABUR KOMUTANLIĞI KURULMUŞTU

Marmara Bölgesinde 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen deprem felaketi sonrasında, Genelkurmay Başkanlığı tarafından deprem, yangın, sel, çığ, toprak kaymaları, kaybolmalar, Kimyasal Biyolojik Radyolojik ve Nükleer (KBRN) ve büyük kazalar gibi doğal olan veya olmayan her türlü afette yurt içinde ve yurt dışında arama ve kurtarma faaliyeti icra etmek üzere TSK Doğal Afetler Arama Kurtarma Tabur Komutanlığı kurulmuştu.  Uluslararası standartlarda teçhiz edilen Doğal Afetler Arama Kurtarma Taburu kurulduğu tarihten itibaren yurtiçi ve yurtdışında her türlü afet ortamında arama kurtarma görevlerde bulunuyor.