Ortadoğu çıbanı BAE

Muhammed Bin Zayed kontrolündeki BAE, Körfez’in istikrarsız hale gelmesinin tek sorumlusudur. Son dönemlerde Yemen iç savaşındaki faaliyetleri, Mısır darbesine destek vermesi ve Libya’da darbeci Halife Hafter’e destek vermesi ile gündeme gelen BAE, öte yandan Katar ile uzlaşmanın önündeki en büyük engel. Bölge ülkeleri üzerinde otorite sağlamaya çalışan BAE, bu bağlamda bölge istikrarını tehdit ediyor.

Geçtiğimiz Temmuz ayının başlarında Amerika merkezli Fox News televizyonu yayınladığı bir haberde Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Körfez ülkeleri arasında, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gözetiminde 5 Haziran 2017’ den bu yana Katar’a kara, hava ve denizden abluka uygulayan ülkelerin hava blokajını kaldırmasını öngören bir anlaşmanın imzalanmasını son anda engellediğini ve Suudi Arabistan’ı son anda anlaşmadan çekilmeye ikna ettiğini belirtti.

BAE’nin Amerika’daki girişiminden birkaç günden sonra Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Katar’a karşı 2017 ve 2018 yıllarında uygulanan hava yolu blokajına ilişkin davada Bahreyn, Mısır, Suudi Arabistan ve BAE’nin ‘yetkisizlik’ itirazlarını oybirliğiyle reddetti.

ABD başta olmak üzere pek çok arabuluculuk girişimi sonuçsuz kaldı. Temmuz ayı başında ABD’nin Kuveyt Büyükelçisi Aline Romanowski, Trump yönetiminin, Körfez uzlaşısının sağlanması için Kuveyt’in yürüttüğü ara buluculuk çalışmalarını desteklediğini açıkladı. Kuveyt’in girişimi daha çok Suudi Arabistan ve Katar arasında bir anlaşmaya varılmasına yoğunlaştı. Fakat bu girişimden de sonuç alınamadı. Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, abluka uygulayan ülkelerin, Katar’a yönelik terörü destekleme suçlamalarıyla ilgili delil sunmayı taahhüt ettiklerini ancak bu konuyla ilgili hiçbir şey sunmadıklarını söyledi.

ABD’nin Körfez’de istikrar sağlama girişimlerinin yanında bugüne kadar Körfez krizinde tarafsızlığını koruyan Kuveyt’in elini taşın altına koyması dikkat çekiciydi. Kuveyt Emiri Sabah el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, Körfez ülkeleri arasında yeniden birliğin sağlanması için bir anlaşmaya varılması isteğini her vesileyle dile getirdi. Katar da pek çok defa ciddi bir diyaloğa ve ön koşullar olmadan anlaşmaya varılmasına hazır olduğunu açıkladı.

BAE NEDEN UZLAŞMANIN SAĞLANMASINI İSTEMİYOR

Katar’a abluka uygulayan ülkelerin medyada ileri sürdükleri argümanlar ve yaşanan krizden sonra Katar’a yöneltilen 13 maddelik talep listesi uluslararası kamuoyu tarafından biliniyor. Katar yönetimi ablukaya karşı direnirken, egemenliğine, içişlerine ve Arap Baharı devrimlerine destek temelindeki dış siyasetine açık bir müdahale olarak gördüğü 13 maddelik talep listesini reddetti. Öte yandan yönetim bu dönemde abluka uygulayan ülkeler arasında birliği bozmak için her ülkeyle ayrı ayrı görüşme gerçekleştirdi. Bu noktada özellikle Suudi Arabistan ile işe başladı. Fakat BAE’nin Suudi Arabistan üzerindeki etkisi Katar ile bir anlaşma imzalanmasının önüne geçti.

BAE’nin Suudi Arabistan ile Katar arasında bir anlaşmayı önleyebilmesi Riyad’ın Abu Dabi’nin kontrolünde olduğunu gösterdi. Ayrıca BAE’nin Washington’daki lobicilik faaliyetleri ile ABD’nin kararlarının da önüne geçebileceğini gösterdi.

BAE’nin Katar ile anlaşmaya karşı çıkması, bölgede hâkim güç olma ve Arap dünyasında kararların alındığı başkentin Kahire, Bağdat ya da Şam değil Abu Dabi olması isteğinden bağımsız okunamaz. Bu nedenle Yemen iç savaşında aktif rol alması, 2013’te Mısır darbesine ön ayak olması ve 2014’ten bu yanan Libya’da Halife Hafter’e destek vermesi küresel arzularını gözler önüne seriyor. Dolayısıyla BAE, her ne olursa olsun Katar’ın kendi taleplerine boyun eğmesini istiyor ve bunu yaparken de çatışmacı bir tavır üstleniyor. Katar ise uluslararası hukuka dayanan haklarını kullanırken, ‘şartsız’ müzakere kapılarını da açık bırakıyor.

Suudi Arabistan adına karar almaya devam eden ve Washington’daki lobiler kanalıyla ABD arabuluculuğunu engelleyen BAE’nin uyuşmazlığı devam ettiği müddetçe yakın gelecekte Körfez’de bir anlaşmaya varılması beklenmiyor. Bu nedenle, ABD gözetiminde bir Körfez anlaşmasının gerçekleşmesi için BAE üzerinde bir etki oluşturmak daha etkili olacaktır. Bu gerçekleşmediği ve BAE şartsız diyaloğa girmesi konusunda ikna edilmediği sürece ufukta bir anlaşma görünmüyor.