'Uyuz ilaçları tükendi' iddialarına uzmanlar ne dedi?

Ekim 2019'dan itibaren Türkiye genelinde uyuz vakalarında artış görülmesi, toplumun hemen her kesiminde büyük bir korku yarattı. Sosyal medyaya yansıyan 'uyuz ilacı bulunamıyor?' iddiaları hastalıktan etkilenenleri paniğe sürüklerken, devlet hastanelerinde uyuz vakaları ayda 300 kişiye kadar ulaştı. Bir kişide görüldüğünde hanedeki herkesin tedavi edilmesini zorunlu kılan uyuza çare bulunabilecek mi? Eczane ve depolarda uyuz ilaçları tükendi mi?

Türkiye’de uyuz vakalarında 2019’un sonundan itibaren yüzde 70 oranında bir artış görüldü. Meslek örgütleri, özellikle İstanbul ve Ankara’da görülen vaka artışına dikkat çekerken, kamuoyunda yer alan ‘uyuz ilaçları bulunamıyor’, ‘uyuz salgını önlenemiyor’ vb. başlıklı haberler hemen her kesimde paniğe yol açtı.
 
UYUZ NEDİR?
 
Mikroskobik bir akar türü olan sarcoptes scabei’nin deri altına yerleşerek ilerlemesinin ardından meydana gelen kaşıntıyla ortaya çıkan ‘uyuz’, parazitik bir hastalık. Kalabalık ortamlarda ve özellikle kış aylarında hızla ortaya çıkan hastalık, çok hızlı biçimde bulaşıyor. Gece artan kaşıntılar, deride döküntü, parmak araları, koltuk altları, kasıklar ve dirseklerde yoğunlaşan kaşıntı, sıcak suyla da önemli oranda artış gösteriyor.
 
UYUZ NERELERDE GÖRÜLDÜ?
 
Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde 43 hastaya uyuz teşhisi konulması, İstanbul Sarıyer’de Adile Sadullah Mermerci Polis Meslek Yüksekokulu’nun uyuz salgını nedeniyle 10 gün tatil edildiği iddialarının basına yansıması, Antalya’da onlarca kişinin uyuz şikayeti ile hastaneye başvurması, Tire Devlet Hastanesi’nin uyuz vakalarındaki artış istatistiklerini kamuoyu ile paylaşması,  Samsun'unda aralarında bulunduğu, Anadolu’da bulunan bazı Polis Meslek Yüksek Okulları'nda uyuza rastlandığı iddialarının basına yansıması, Kahramanmaraş’ta AVM çalışanlarının uyuza yakalandıklarını sosyal medyadan paylaşmaları, Burdur’da iki askerin uyuz karantinasına alındığı iddiası, Hatay, Tekirdağ, Sakarya, Çanakkale, İzmir, Ankara ve Türkiye’nin birçok ilinde ‘uyuz’ alarmı verilmesi korkunun da artmasına neden oldu.
 
UYUZ İLACI BULUNAMIYOR MU?
 
Yurt genelinde 2019 yılında vakaların artması ise, mevcut bir salgının saklandığı yönünde iddiaları sosyal medyaya taşırken, başta Sağlık Bakanlığı’nın resmî sitesinde yaptığı açıklama olmak üzere, hastalıktan etkilenen kişilerin ‘uyuz ilacı bulamıyoruz’ yönündeki iddiaları da yetkili merciler tarafından incelendi.
 
Salgın paniğinin yaşanmasının ardından Sağlık Bakanlığı sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, uyuza karşı dikkatli olunması gerektiği uyarısını yaparken, Türkiye genelinde toplamda 368 bin ilaç bulunduğunu, bunun 90 bininin İstanbul’da olduğunu söyledi.


Eczacılar, depolarda ve eczanelerde ilaç sıkıntısı yaşandığının altını çizerken, Doç. Dr. Filiz Topaloğlu, doktorların verdiği ilaçların talimatlara uygun biçimde kullanılıyor olması durumunda bile hastalık bulgularına rastlanmaya devam ettiğini söyledi.
 
İstanbul Eczacı Odası Başkanı Zafer Cenap Sarıalioğlu yaptığı açıklamada, firmaların artan vakalara hazırlıksız yakalandığını vurgularken, “İlaç firmaları, uyuz artışını öngöremedikleri için ilaç sıkıntısı yaşanıyor. Önceden 100 kutu ilaç talep edilirken, şimdi 500 kutu talep var. Hazır ilaçlar bulunamadığı için de bizim hazırladığımız ilaçlar eczacılar tarafından öneriliyor. İlaç tedavi de tek başına çözüm değil. Kökünü kurutmak gerekiyor.” dedi. Sarıalioğlu’nun “Göçmenlerin yaşadığı ilçelerde hastalık daha çok görülüyor.” sözleri, yeni bir tartışmanın da fitilini ateşledi.

BUNUN SONU NEREYE GİDECEK?
 
İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası’nın teyit.org ile paylaştığı istatistiklere göre, 2017 Ekim ayında Türkiye’de, 1.037.944 kutu ilaç satılırken bu sayı 2019 Ekim ayında 1.777.088’ kadar yükseldi. Bir kişiye bulaştığında, hanede bulunan herkesin tedavi olmasını gerektiren uyuz vakalarının henüz ‘salgın’ olarak nitelendirilmemesinin nedeni ise; hastalığın henüz bir bölge ya da grupta kümelenmemiş olması ve uluslararası sağlık tehdidi oluşturacak bir vakaya rastlanmaması.
 
Türk Dermatoloji Derneği yayınladığı Hasta Bilgilendirme Broşürü’nde başarılı bir tedavi sürecinin ardından hastalık bulgularının 2-6 hafta kadar sürebileceği uyarısını yaparken, derneğin üyelerinden Kolan Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları (Dermatoloji) Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl’e vakaların artışını ve ilaç probleminin nasıl aşıldığını sorduk.
 
Türkiye’de bir uyuz vakalarında nasıl bir artış gözlemliyorsunuz?

Uyuz vakalarının artışı Türkiye’nin her yerinde gözlemleniyor. On beş yıl önce ben asistanken yılda bir vaka görüyorsak, şu anda günde 3-5 kişide rastlıyoruz. Üç ayda 70-80 kadar vakada aktif tedavi verdiğimi rahatça belirtebilirim.
 
Uyuz vakalarının göçmenlerin yaşadığı semtlerde diğerlerine oranla daha fazla artış olduğunu söyleyebilir miyiz?

Bu bulaşıcı bir hastalık ve günümüzde herkes iç içe yaşıyor. Bu nedenle sadece göçmenlerde uyuz vakasının görüldüğünü söylemek yanlış oldu. Sonuçta patronundan işçisine, öğretmeninden öğrencisine toplumun her kesiminden kişide uyuz görülebiliyor. Uyuz olmayan kimse kalmadı diyebiliriz. Vaka sayısındaki artış, bulaşma oranını ve bulaşma süresini artırıyor. Özellikle toplu taşımanın yoğun kullanıldığı yerlerde, bulaşmanın daha geniş bir alana yayıldığını da gözlemliyoruz.


 
Başvuranların hastanelere dağılımı nasıl?

Özel hastanelerde vaka sayısı sınırlı kalıyor ama devlet hastanelerinde bu rakamın ayda 300’e kadar ulaştığını biliyoruz.
 
UYUZ VAKALARI NASIL ÇÖZÜLEBİLİR?
 
Siz nasıl tedbirler alıyorsunuz?

Ben, bu konuda görüşmelerin devam ettiğini düşünüyorum. Çünkü bizler de ilaç bulunamadığı için oldukça zorlandık. Hastalığın bir günde vücuttan atılması için Kwelleda isimli ilacı veriyorduk fakat bu ilaç bulunamadığı için üç gün kullanılması gereken Majistral’e başvuruyoruz. Bu nedenle de tedavi sürecinde teması en aza indirgemek için hastalara üç gün rapor yazıyoruz.
 
Parazite bir direnç gelişmiş olması söz konusu mu?

Evet, bu da seçenekler arasında. İvermektin içeren bir parazit ilacı var ve Türkiye’de hayvanlar için kullanılıyor. Bunun insanlar için kullanılanı yurt dışında mevcut. Bu ilacın ithal edilme süreci hızlandırılırsa bu da bir seçenek olarak etkili olacaktır.