Ürdünlüler yeniden sokakta: Amman'da neler oluyor?

2011 ve 2018'de Ürdün'de gerçekleştirilen reform yanlısı gösteriler, Kral II. Abdullah'ın müdahaleleri ile şiddet eylemlerinin etkisi altına girmeden sonlandı. Mayıs 2019'da ise bazı vatandaşlar daha önceki şikayetlerle bağlantılı olarak yeniden sokaklara indi. Başkent Amman'da gerçekleştirilen protestolar küçük çaplı seyretse de, dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor. Yaşananlar ışığında ülkenin geleceğinin nasıl şekilleneceği ise merak konusu.

Ürdünlüler yeniden sokakta: Amman'da neler oluyor?

2011'de Tunus'ta başlayan ve kısa sürede bölge ülkelerini saran değişim hareketleri Arap Baharı olarak anıldı. Bahardan çok travma etkisi oluşturan gelişmelerin ortaya çıkmasına neden olan kitlesel protestolarla bağlı olarak Ürdün'de de gösteriler düzenlendi. Diğer liderlerin aksine protestoculara daha ılımlı yaklaşan Kral II. Abdullah, barışçıl gösteriler şiddet eylemlerinin etkisi altına girmeden harekete geçerek bazı adımlar attı. Bu adımlar neticesinde hükümet görevden alınırken, göstericilerin taleplerinin bir kısmı karşılanmış oldu. 2018'de ise Hani Mulki hükümeti şiddetli protestoların hedefi oldu. Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından desteklenen kemer sıkma politikalarına tepki gösteren vatandaşlar sokaklara döküldü. Protestolar neticesinde Mulki hükümeti istifa etti. Kral II. Abdullah'ın da etkisiyle gösteriler yine kontrol altına alınmıştı. Ancak Mayıs 2019'da reform talepleri yeniden gündeme geldi. Başkent Amman'da sosyal medyadaki çağrılar üzerine protestolar düzenlendi. Yüzlerce kişinin katıldığı eylemler, Başbakan Ömer er-Rezzaz'ın göreve gelmesinden bu yana kabinede üçüncü kez kısmi revizyona gitmesinin ardından gerçekleşti. Ürdün bayrakları ile sloganlar atan vatandaşlar, sistemin değiştirilmesi çağrısında bulundu. Tüm bu gelişmeler ışığında söz konusu protestolar zincirinin nasıl sonuçlanacağı ve Ürdün'ün geleceğine nasıl etki edeceği merak uyandırıyor.

2011 Ürdün protestoları

2010 yılındaki ekonomik gelişmelere bağlı olarak Ürdün bütçesinin 2 milyar dolarlık rekor bir açıkla yılı kapaması ve enflasyon oranlarındaki artış dolaylı olarak ülkedeki işsizlik ve yoksulluğa etki etti. Bununla birlikte hükümetin vergi politikaları özellikle düşük gelirli işçi sıfını daha da zora soktu. 14 Ocak 2011'de ülkede giderek zorlaşan hayat şartlarını protesto etmek adına Müslüman Kardeşler Teşkilatı öncülüğünde yüzlerce kişi sokaklara döküldü. Yer yer yaşanan gerginliklerle daha da tırmanan protestolarda 3 kişi hayatını kaybederken onlarca kişi de yaralandı. Anayasal monarşi ile yönetilen ülkede başlarda olayları ılımlı bir şekilde gözlemleyen Kral II. Abdullah, bu tutumunu sürdürerek göstericilerin talepleri doğrultusunda başbakan ve hükümet yetkililerini görevden aldı. II. Abdullah'ın bu hamlesi barışçıl gösterilerin şiddet sarmalının içine sürüklenmesine engel oldu. İlerleyen süreçte anayasanın yaklaşık üçte birini kapsayan bir bölümünde reform yapılacağını ilan eden Kral, Bağımsız Seçim Komisyonu'nun kurulması talimatını verdi. Kral II. Abdullah ayrıca, yönetim sisteminin daha demokratik bir yörüngede seyredeceği yönünde vatandaşlarına söz verdi. Bu adımlar doğrultusunda göstericilerin talepleri kısmen de olsa karşılandı.

2018'de halk yeniden sokağa indi

2011'de verilen sözler ve devamında elde edilen kazanımlar yerini 2016'dan itibaren yükselen ekonomik rahatsızlığa bıraktı. Aynı zamanda hem Suriye'deki savaş nedeniyle Ürdün'e sığınan mültecilere kaynak ayırmaya çalışan, hem de ülkede bulunan Irak ve Filistinli mültecilere yönelik çalışmalarda aksamalar yaşayan Amman yönetimi daha kapsamlı bir krizin içine sürüklendi. Finansal sıkıntılarla baş edebilmek için IMF'nin kapısını çalan Ürdün, öne sürülen bazı şartlar kapsamında kemer sıkma önlemlerine başvurdu. Bu gelişmeler neticesinde yaşam şartları daha da kötüleşen halk için 30 Mayıs 2018'de Hani Mulki hükümetinin Ürdün Parlamentosu'na sunduğu yeni vergi yasası patlama noktası oldu. Yasaya tepki olarak 30'dan fazla sendika ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla genel grev başlatıldı. Grevin ertesi gününde hükümet, uluslararası petrol fiyatlarındaki artışı gerekçe göstererek yakıt ve elektrik fiyatlarını yükseltti. Bu durum ülke geneline yayılan protesto gösterilerine neden olurken, Aman sokakları görülmemiş bir halk tepkisiyle karşılaştı. Başbakanlık ofisinin Mulki'nin istifasını isteyen göstericiler tarafından kuşatılması ve tansiyonun giderek yükselmesi sonucunda Kral II. Abdullah gelişmelere müdahale etti. Fiyat artışları II. Abdullah'ın emriyle dondurulurken, Mulki istifa etti. Protesto gösterileri Başbakanlığa getirilen Eğitim Bakanı Ömar er-Razzaz'ın yeni vergi yasasının geri çekileceğini ilan etmesi ile son buldu. Ülkedeki gösterilerin orta ve fakir sınıftan gelen çeşitli kalabalıklar tarafından yönetilmesi dikkat çekti.

Amman'da neler oluyor?

Son olarak Ürdün'de Başbakan er-Rezzaz'ın göreve gelmesinden bu yana kabinede üçüncü kez kısmi revizyona gitmesi tepkiyle karşılandı. Bir kez daha sokaklara dökülen vatandaşlar ekonomik ve siyasi politikaların yetersizliğinden yakınıyor. Daha önce vergi artışı ve reform talepleri ile tepkisini dile getiren Ürdünlüler, yolsuzluklardan da şikayetçi. Çok sayıda siyasetçi vatandaşların taleplerine destekleyici bir tavırla yaklaşırken, Kral II. Abdullah'ın yıllardır çözülemeyen siyasi ve ekonomik problemlere nasıl cevap vereceği belirsizliğini koruyor. Çünkü ülke gelinen noktada sürekli tekrarlanan bir kısır döngünün esiri olmuş durumda. Bu kapsamda Kral'ın adımlarının kısa vadede olumlu sonuç doğurması beklenirken kesin bir çözüm ortaya koyamayacağı öne sürülüyor. Aynı zamanda Irak, Suriye ve İsrail çevresinde şekillenen krizler Ürdün'e yönelik göçü artırırken, zaten sıkıntılı bir süreç geçiren Amman yönetimi daha da köşeye sıkışıyor. Bu kapsamda yeni demokratik reformlar ele alınsa da ekonomik huzursuzluk atılan adımların önüne geçecek gibi görünüyor.

Ürdün'ü neler bekliyor?

Söz konusu ekonomik istikrarsızlık Haşimi Hanedanlığına mensup Kral II. Abdullah için büyük bir tehdit. Kral, Halk nezdinde stratejik müdahaleleri ve talepleri karşılamaya yönelik adımlarıyla güçlü bir profil çizmeyi sürdürse de ekonomik darboğaz içerisinde etkisini yitirebilir. Bununla birlikte Suudi Arabistan'a daha da yakınlaşabileceği öngörülen Amman rejiminin, Riyad ve bazı Körfez ülkelerinin desteği ile ekonomisini bir nebze düzeltebileceği ifade ediliyor. Ancak Kral II. Abdullah'ın adı geçen güçlerden böyle bir talepte bulunup bulunmayacağı şu an için belirsiz bir konu. Yanı sıra bölgesel kaynaklar ilerleyen dönemde Orta Doğu'daki gergin ortamın sıcak çatışmaya dönüşebileceği uyarısında bulunurken, gelişmelerin merkezinde bulunan Ürdün'ün bu olayların dışında kalmasının mümkün görünmediğinin altını çiziyor. Yüzyılın Anlaşması olarak anılan ve Filistin'i ortadan kaldırmaya yönelik planın işlemesi halinde ise Ürdün'ün yeni bir göç dalgası ile karşı karşıya kalabileceği öngörülüyor. İsrail yönetiminin genişleme planları çerçevesinde Filistin'in yok edilmesiyle yetinilmeyeceği ve bu genişlemenin Ürdün ve Lübnan'ı da kapsayabileceği ise endişe uyandıran bir konu. Dünden bugüne gözlemlenen gelişmeler neticesinde mevcut ekonomik istikrarsızlık ve bölgesel krizlerin gölgesinde yer alan Ürdün için gelecek çok da parlak değil.