Umman Denizi'nde tehlikeli provokasyon: BAE ve Suudi Arabistan devrede

Umman Denizi'nde iki petrol tankerine düzenlenen saldırı dünyayı ayağa kaldırdı. Gelişmelerin baş sorumlusu olarak İran gösterilirken, ortaya çıkan bazı detaylar söz konusu iddialara şüpheyle yaklaşılmasına neden oluyor. Bununla birlikte yaşananlar sonrası ABD öcülüğünde bazı Körfez ülkeleri savaş pozisyonu almış durumda.

Umman Denizi'nde tehlikeli provokasyon: BAE ve Suudi Arabistan devrede

Japonya'ya yük taşıyan iki petrol tankerinin Hürmüz Boğazı çıkışında Umman Denizi'nde saldırıya uğraması dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) makamları saldırıdan İran'ı sorumlu tuttu. Saldırıya bağlı olarak yaşanan patlamalar neticesinde tankerlerden biri batarken, mürettebatın yardımına bölgedeki İranlı unsurlar yetişti. Tankerlerdeki 44 kişi tahliye edilerek, İran'ın Hürmüzgan Eyaleti'nde bulunan Cask Limanı'na getirildi. Saldırının Japonya Başbakanı Şinzo Abe'nin Tahran ziyareti sırasında gerçekleşmesi dikkat çekti. İngiliz siyasetçi ve yazar George Galloway de bölgede artan tansiyona ilişkin paylaşımında ABD'li yetkililerin ön yargılı yaklaşımına tepki göstererek, "İran'ın Japon Başbakanı'nın kendilerine yardım için geldiği sırada Japonya'ya ait gemilere saldırı düzenlediğini düşünüyorsanız, köpeklerin savaşında yer alan koyun gibi kullanışlı bir aptaldan başka bir şey değilsiniz" ifadelerini kullandı. İran Dışişleri Bakanlığı ise saldırıları şüpheli olarak nitelerken, ABD'li makamlara tepki gösterdi.

CENTCOM: Yeni bir çatışma peşinde değiliz

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), saldırıya ilişkin değerlendirmesinde USS Bainbridge destroyerinin tankerlerden birinin yakınında olduğunu ifade ederken, bu gemiye yönelik olası bir saldırı girişiminin karşılıksız kalmayacağını belirtti. Yanı sıra USS Mason destroyerinin de bölgeye intikal ettiği aktarılan açıklamada, "ABD ve bölgesel ortaklarımız Umman Denizi'ndeki saldırıya müdahale için yardım ediyor. ABD ve uluslararası toplum olarak serbest dolaşım dahil menfaatlerimizi koruma konusunda kararlıyız." ifadelerine yer verildi. ABD'nin Orta Doğu'da yeni bir çatışma peşinde olmadığını öne süren CENTCOM'un açıklamasında, "Menfaatlerimizi koruyacağız. İran ile savaş ne stratejik menfaatlerimizin ne de uluslararası toplumun yararınadır." denildi.

Pompeo, İran'ı suçluyor

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise Dışişleri Bakanlığında gerçekleştirdiği basın toplantısında, Umman Denizi'nde yaşanan saldırıdan İran'ın sorumlu olduğunu savundu. İran'ın uzun süredir Hürmüz Boğazı ve bölgedeki petrol akışını sabote ettiğini iddia eden Pompeo, şimdi de fiili saldırılarla bunun ayrı bir boyuta taşındığını öne sürdü. Pompeo açıklamasında, "Elimizdeki istihbari bilgilere, saldırıyı düzenlemek için kullanılan silahlara ve profesyonelliğe baktığımızda İran'ın sorumlu olduğunu görüyoruz. Bölgede bu karmaşık saldırıyı düzenleyecek kaynak ve yeteneğe sahip herhangi vekil bir grup yok. Bu saldırı, İran'ın ABD ve ortaklarına karşı düzenlediği tehlikeli saldırılardan sadece bir tanesi. Bu provoke edici saldırılar, denizcilikteki sefer özgürlüğü kurallarının yanı sıra uluslararası barış ve güvenliğe açık bir tehdit oluşturmaktadır." ifadelerine yer verdi. Pompeo'nun açıklamasını ABD Başkanı Trump da sosyal medya hesabından paylaştı.

İran: Yaşananları tanımlamak için şüpheli ifadesi bile yetersiz kalır

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Japonya ile İran arasındaki görüşmelere dikkat çekerek, böylesi bir olayın yaşanmasıyla ilgili şüpheli ifadesinin dahi yetersiz kalacağını söyledi. Zarif açıklamasında, "Japonya'ya yük taşıyan tankerlere saldırı Başbakan Abe ile Ali Hamaney'in kapsamlı ve dostça görüşmeler yaptığı sırada gerçekleşti. Bu sabah olanları tanımlamak için şüpheli ifadesi bile yetersiz kalır." ifadelerini kullandı. Zarif ayrıca, Körfez ülkeleri arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi ve güvenlik alanındaki sorunların çözümü için "Bölgesel Diyalog Forumu" adı altında bir organizasyon oluşturulmasını zaruri bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan bir başka İranlı yetkili Hükümet Sözcüsü Ali Rebii oldu. Yaşananlardan endişe duyduklarını ifade eden Rebii bölge ülkelerine istikrarsızlıktan faydalanan çevrelerin oyununa gelmemeleri uyarısında bulundu. Yanı sıra Rebii, "İran hükümeti, bölgenin ve stratejik deniz yollarının güvenliğinin garanti altına alınması için iş birliği yapmaya hazırdır." dedi.

Baş şüpheliler: Suudi Arabistan ve BAE

Bölgesel kaynaklar Japonya Başbakanı Abe'nin Tahran ziyareti sırasında Japonya'ya yük taşıyan iki petrol tankerinin saldırıya uğramasının düşündürücü olduğunu belirtti. Abe'nin ziyaretinin Tahran açısından ABD ile yaşanan gerginliğin azaltılması ve İran'ın yaşadığı ekonomik sıkıntıların giderilmesi adına önemli bir girişim olduğunu söyleyen uzmanlar, böylesi kritik bir ortamda İran'ın uluslararası tepkilere neden olacak bir eylem içerisine girmeyeceğinin altını çizdi. Ancak Suudi Arabistan ve BAE'nin İran ve ABD arasındaki bir uzlaşmadan yana olmadığını savunan kaynaklar, tansiyonun düşürülmesine yönelik adımların bu iki ülke tarafından provoke edilmeye açık olduğunu bildirdi. Aynı zamanda Abu Dabi ve Riyad'ın Tahran rejimini kendileri için en büyük tehdit olarak gördüğü ifade edilirken, bu nedenle söz konusu güçlerin İran'a müdahaleyi ABD'den daha çok istediği aktarılıyor. Tüm bunların yanında Riyad'ın süratle İran'ı suçlayıcı açıklamalarda bulunması ve bölgenin güvenliği için her adımı atacaklarını vurgulaması, tepki çekiyor.