Uluslararası sermayenin değişkenleri

Öz Küreselleşme sürecinin ortaya çıkardığı en önemli olgulardan biri, ülkelere orta ve uzun vadeli sermaye ve teknoloji getiren doğrudan yabancı yatırımlardır.

Uluslararası sermayenin değişkenleri

Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik sorunlarından biri, yatırımlarını finanse etmek için yeterli ulusal birikime sahip olmamalarıdır. Bu ülkeler hem doğrudan hem de dolaylı yatırımlar şeklinde sürekli yabancı sermayeye ihtiyaç duyarlar.

Küreselleşme sürecinin en önemli olgularından biri, ülkelere orta ve uzun vadeli fon ve teknoloji getiren doğrudan yabancı yatırımlardır. Bir şirketin üretimini, kurulu bulunduğu ülkenin sınırlarının dışına yaymak üzere, ana merkezinin dışındaki ülkelerde üretim tesisi kurması veya var olan üretim tesislerini satın alması doğrudan yabancı yatırım olarak tanımlanır. Ülkeler ticari banka kredilerinin borç krizleri nedeniyle kurumlaşması, birçok ülkeyi daha istikrarlı yabancı sermaye biçimlerini çekmek için yatırım politikalarında reform yapmaya zorlar. Bu reformları borçla bağlantılı herhangi bir risk almaksızın, yabancı sermayeyi elde etmenin en kolay tanımı olarak ifade edebiliriz. Doğrudan yabancı yatırımların en belirgin özelliği, kısmen veya tamamen şirketin mülkiyetinin yanı sıra yönetiminin de elinde tutulmasıdır. Doğrudan yabancı yatırımlar ülkelere girerken, ekonomik, sosyal, kültürel ve politik koşullara ve yatırım ortamına ilişkin düzenlemelerin güvenilirliğine dikkat eder. Gelişmekte olan ülkeler için inkar edilemez derecede önemli olan doğrudan yabancı yatırım seviyesinin yükseltilmesi, bu ülkelerin ekonomik büyümesine ve kalkınmasına büyük katkıda bulunur. Söz konusu belirleyicileri şu şekilde açıklayabiliriz;

Gayri safi yurtiçi hasıla

Gayri safi yurtiçi hasıla, bir ülke sınırları içerisinde belli bir zaman içinde üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin para birimi cinsinden değerini ifade eder ayrıca piyasa hacminin etkisini temsil eder. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla ülke ekonomisindeki büyümeyi ya da küçülmeyi en şeffaf şekilde gösteren verilerden biridir. Ne kadar iyi durumdaysa doğrudan yabancı yatırımı aynı oranda arttırır.

Enflasyon

Enflasyon ya para arzında bir artış ya da fiyat seviyelerinde bir artış anlamına gelebilir. Enflasyonun olumsuz etkileri, para tutma fırsat maliyetinde bir artış, gelecekteki enflasyona ilişkin belirsizliği, yatırım ve tasarrufları engeller. Bu sebeple enflasyon oranı çoğu zaman “ekonomik istikrar”ın yapı taşı olarak kullanılmaktadır.

Faiz oranı

Bir ülkedeki yüksek faiz oranları, düşük faiz oranları sunan ülkelere kıyasla o ülkenin para biriminin değerini artırır. Her ne kadar faiz oranları para birimini ve döviz kurlarını etkileyen önemli bir faktör olsa da, bir para biriminin diğer para birimlerinde para kurunun nihai olarak belirlenmesi, bir ülkenin diğer ülkelere göre genel mali durumunu yansıtan bir dizi birbiriyle ilişkili unsurun sonucudur. Genel olarak daha yüksek faiz oranları bir ülkenin para biriminin değerini arttırır. Yüksek faiz oranları, yabancı yatırımcıları çekmeye , yerel para biriminin talebini ve değerini artırmaya meyillidir. Buna karşılık, düşük faiz oranları yabancı yatırımlar için çekici değildir ve para biriminin değerini düşürür.

Altyapı

Altyapı, mimarlar, mühendisler ve şehir planlamacıları, en sık şehir ve kasaba sakinleri tarafından, toplumun kullanımı için gerekli tesisleri, hizmetleri ve organizasyon yapılarını tanımlamak için kullandıkları bir terimdir. Ev sahibi ülkede bulunan güçlü altyapı, doğrudan yabancı yatırımcı çekmede belirleyicidir.

Dış ticaret

Dış ticaret önemlidir çünkü ülkelerin ekonomik yeterliliği teşvik etmek için sahip olamayacakları veya karşılığında ürelettiklerinden daha fazla satmalarını sağlar. Dış ticarette özgürlük sağlayan ülkelerin daha fazla yabancı yatırımcı çekeceğini söylemek yanlış olmaz.

İşgücü

İşletmeler için artan verimlilik, daha fazla yatırım için daha yüksek kar ve fırsat getirir. Çalışanlar için artan verimlilik, daha yüksek ücretlere ve daha iyi çalışma koşullarına neden olabilir. Uzun vadede, artan verimlilik iş yaratmada anahtar rol oynar. İşgücü maliyetleri biraz olumsuz taraf olarak gözüksede işgücündeki yüksek potansiyel yabancı yatırım için cezbedicidir.

Gayrisafi sabit sermaye

Gelişmekte olan ülkeler genellikle gayri safi yurt içi hasılanın daha yüksek bir oranını yatırıma ayırıyor. Hızlı ekonomik büyüme oranına sahip ülkeler, hızlı ekonomik büyümeyi sağlamak için daha fazla sabit varlığa yatırım yapıyor. Gayrisafi sabit sermaye oluşumu temel olarak net yatırımdır.

Doğal kaynaklar

Kaynaklar herhangi bir ülkenin gelişimi için önemlidir. Doğal kaynaklar yönünden zengin olan ülkelerin doğrudan yabancı yatırım çekme konusunda avantajlı konumda olduğunu ifade edebiliriz.

Politik Risk

Yatırım yapılacak ülkede politik anlamda istikrarın varlığı, yatırımcı için önemli bir belirleyicidir. Yapılan farklı çalışmalarda grevle kaybolan işgücü sayısı, seçim yıllarına ait verilen kukla değişken ile ülkelerdeki kamulaştırma riski ölçümleri gibi farklı değişkenler kullanılmaktadır. Doğrudan yabancı yatırımcı çekmek adına gelişmekte olan ülkelerin giriştikleri rekabetten başarı kazanarak çıkmanın başlıca sebebi, ilk olarak ekonomik, politik ve kurumsal yapıların yeniden düzenlenmesinden geçer. Gelişmekte olan bir ülke makro ekonomik göstergelerinde istikrarlı bir gelişme gösterdiği zaman, piyasanın genişlemesi ile birlikte ölçek ekonomilerinden yararlanabilecek ve verimli kaynak kullanımı sağlayarak doğrudan yatırım girişlerini özendirecektir. Ülkenin dışa açıklık derecesinin yükselmesi, potansiyel yatırımcıların ülkeye olan ilgisinin artması demektir.