Interpol'ün ABD kararı ne anlama geliyor?

Dünya genelinde tüm insanların haklarını eşit ve adalet çerçevesinde değerlendirmesi ve koruması gereken, sağlık koşullarının, yaşam hakkının, gıda ihtiyacının ve daha birçok sosyal yardımın eşit biçimde insanlığa sunulması için yola çıktığını iddia eden; BM, Interpol, Uluslararası Af Örgütü gibi kurumlar kime hizmet ediyor? Neden alınan kararların birçoğu küresel güçlerin lehine oluyor?

Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından İran ve ABD arasında yaşanan gerilim Covid-19 sürecinde durulmuş gibi görünse de, Tahran savcısı Ali Elkasımer’ın açıklaması gündeme bomba gibi düşmüştü.

Elkasımer açıklamasında, İran yargısının üst düzey İranlı General Kasım Süleymani suikastı nedeniyle 30 Haziran tarihinde ABD Başkanı Donald Trump hakkında, cinayet ve terör suçlamalarıyla tutuklama emri çıkarıldığını ve Interpol'den yardım istendiğini belirtti.

Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı, yani Interpol, daha sonra "siyasi, askeri, dini ya da ırksal nitelikteki" faaliyetleri üstlenmediğini söyleyerek suç duyurusunu reddetti.

İran’ın bu hamlesi dünya kamuoyu tarafından ‘cesur’ bir hamle olarak görülse de, ABD Başkanı’nın ‘yasal’ zeminde tutuklanması mümkün değil.

Fakat İran’ın bu hamlesi, uluslararası kurumların ‘kime’ çalıştığı sorusunu gündeme getirdi.
İlk olarak Covid-19 sürecinde Dünya Sağlık Örgütü’nün tavrı ve açıklamaları, virüsün ‘pandemi’ olarak ilan etmekte gecikmesi eleştirilerin odağında yer almış ve ABD Başkanı Donald Trump, DSÖ’ye para yardımı yapmayacaklarını açıklaması tartışmaları alevlendirmişti.

İran’ın, uluslararası kurumlara ABD’nin yöntemi ile başvurmasında rağmen Interpol’e başvuru talebinin reddedilmesi, kanunların istenildiğinde göz ardı edildiğini ortaya çıkardı.

İran-Amerikan Konseyi'nin Kıdemli Araştırma Üyesi Assal Rad’ın, Independent Türkçe’de Negar Mortazavi’ye verdiği bilgiye göre, ABD uluslararası yükümlülükleri ve kanunları açıkça görmezden geliyor fakat "düşman" gördükleri aleyhinde olay yaratmak istediğinde meşruluk sağlamak için bu küresel sistemleri kullanıyor.

Son olarak, 15 üye ülkeden oluşan BM Güvenlik Konseyi, daimi üyelerden Fransa ve geçici üyelerden Tunus tarafından hazırlanan 2332 sayılı ”Covid-19” karar tasarısını 3 ay gecikmeli şekilde oy birliğiyile onayladı. Fakat dünyanın birçok bölgesinde ateşkes çağrısına uymayan devletler yine küresel güçler oldu. Özellikle Irak’ta füze saldırıları, İsrail’in Suriye’ye saldırıları devam etti.

Aynı zamanda Mısır’ın Libya’ya yönelik tehditleri, Çin – Hindistan sınırında çatışmalar, Kuzey Kore – Güney Kore arasındaki gerginlik arttı. George Floyd’un ölümünün ardından ABD’de yaşanan protesto gösterilerinde ise 26 siyahinin daha hayatını kaybettiği bildirildi fakat kanıtlanamadı.

Uluslararası kurum ve kuruluşların, dünyanın hemen her yerinde yaşanan gelişmelere sessiz kalırken yalnızca ABD merkezli durumlarda yetkinliğini kullanması, tepkileri de beraberinde getiriyor.