Uluslararası Af Örgütün’den Çin’e mektup

Çin hükümeti 2017 yılında milliyetçi duygular taşıdığı gerekçesiyle Sincan Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Dr. Taşpolat Teyyip’i tutuklamış, idam cezasına çarptırmıştı ve idam cezasını 2019 yılına ertelemişti. Londra merkezli Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), bu yıl içinde idam edilecek olan Prof. Tayyip’in idamın infazının derhal durulmasını taleb eden bir mektup kaleme aldı.

Uluslararası Af Örgütün’den Çin’e mektup

Çin’in 1949 yılından beri işgal ettiği Doğu Türkistan’da yaşayan uygur halkı 70 yıldır Çin zulmü altında. Soğuk savaş sonrasında artarak devam eden Çin zulmü hal devam etmektedir. Asimilasyon politikası uygulan Çin hükümeti, özerk bölge olarak kabul ettiği Doğu Türkistan’da demografik yapıyla oynamak ve buradaki nüfus dengesini kendi lehine değiştirmek için bilinçli bir iskân politikasını yürürlüğe sokmuştu. Ayrıca halkın bağımsızlık direncini kırmak için de seçkin zümreye yönelik şiddet uygulamaya başlayan Çin hükümeti, bu doğrultuda Uygur Türkleri’nin alimlerini, din bilginlerini, mücahit ve gazilerini katlederek, önemli komutanları ve milli askerleri sistemli olarak düzenlenen suikastlarla şehit etmişti.

Seçkin zümreye yönelik uyulanan şiddete, 2017 tarihinde Sincan Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Dr. Taşpolat Teyyip’i tutuklayıp idam cezası vererek bir yenisi eklenmişti. Yayınlanan bildirilere göre Prof. Dr. Teyyip “Vatandan Seda” adlı bir mektubu kaleme aldığı için tutuklanıp idam cezasına çarptırılmıştı. Çin yönetimi, sözde Doğu Türkistan’dan gelen ‘Vatandan Seda’ adlı mektubun milliyetçi eğilimler taşımasından ötürü Sincan Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Dr. Taşpolat Teyyip’i tutuklayıp ve idam cezası verildiğini, cezanın geciktirilerek iki yıl sonra yani 2019’da infaz edileceğini açıklamıştı.

Yapılan tutuklamanın ardından Çin hükümeti, tutuklama kararını propoganda malzemesi haline dönüştürmüştü. Bu çerçevede Doğu Türkistan’daki kurumlarda “Uyarı ve İbret” adıyla filimler gösterilmeye başlanmıştı. Bahsi geçen filimlerde Sattar Savut, Prof. Dr. Halmurat Gafur ve Prof. Dr. Taşpolat Teyyip gibi Uygur Türkü akademisyenlerin “Milliyetçi Eğilimler” taşıdıkları için idam cezasına çarptırıldıkları ve iki yıl sonra da infaz edilecekleri gösterilmiştir.

Uluslarası Af Örgütü, 2017 yılından bu yana tutuklu olan Doğu Türkistan'daki Sincan Üniversitesi eski Rektörü Taşpolat Teyyip'in idam edilmesinden endişe duyulduğunu belirterek idamın infazının derhal durdurulması için harekete geçilmesi gerektiği çağrısında bulundu. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e yazılan açık mektupta, Uygur Türkü akademisyen Tayyip’in idamını engellenmesi ve koşulsuz salıverilmesi istendi.

Hali hazırda nerede olduğu bilinmeyen Uygur akademisyenin 2017’de zorla ortadan kayboluşu ve ardından keyfi olarak göz altına alındığı hatırlatılan mektupta Uygur profesörün Çin'de gizli bir yerde, haksız şekilde yargılandığı belirtildi. Ayrıca örgüt mektubunda uluslararası kamuoyuna, Çin liderine benzer mektuplar yazmaları çağrısında da bulundu.

Çin liderine hitaben, "Sayın Başkan, Taşpolat Teyyip'in idam kararının yürütmesinin durdurulması adına acil müdahalenizi istemek için yazıyorum." denilen mektupta, Şi Cinping'e "Teyyip'in, uluslararası kabul görmüş bir suç işlediğine ve uluslararası standartlara uygun olarak adil bir şekilde yargılandığına dair yeterli ve kabul edilebilir kanıt bulunmadıkça, Tashpolat Teyyip'i koşulsuz olarak serbest bırakın" çağrısında bulunuldu.

 Çin yönetimi Uygur Türkü aydınlarını ‘İdeolojik Bölücülük’ ve ‘İki Yüzlülük’ ile suçlayarak, keyfi olarak tutuklamakta, toplama kamplarına atmakta ve hatta idam cezaları vermektedir. ABD Dışişleri Bakanlığının verilerine göre Çin, Doğu Türkistan genelinde kurduğu toplama kamplarında 3 milyon civarında Uygur Türkünü zorla tutuyor.

Çin,  Müslüman Uygur Türklerini korkutma, şantaj, bastırma ve tehdit amaçlı Çin devlet terörünü bütün hızı ile devam ettirmektedir. Çin işgal yönetiminin bu bastırma ve tutuklama uygulamasından, yıllardan beri işgal yönetimi ile işbirliği yapan ve onların bütün baskı, zulüm ve soykırım uygulamalarını  kayıtsız ve şartsız  onaylayan ve destekleyen işbirlikçi Uygurlar dahi kurtulamamaktadır. Tutuklanan ve “Terbiye etmek”  adı altında kurdukları bu Çin Nazi kamplarına kapatılanların içinde bilim adamları önde gelen Eğitimciler (Maarifçiler) ve yıllardan beri Çinli işgalcılara sırf kendi çıkarlarını korumak için yalakalık ve işbirliği yapan ve Çinliler ile aynı safta yer alanlar de vardır. Çin hükümeti yandaş-karşıt dinlemeden tüm uygur halkına şiddet uygulamaktadır. Çin hükümetinin asimilasyon uygulamaları son 4 yıldır artmış durumdadır.