Salgın, karbondan arınmanın ne kadar zor olacağını gösterir ve bir fırsat yaratır

Covid-19 salgın insanı doğanın dışına iterken, kendi kendisini de yenilemesine olanak sağladı. Fakat önemli nokta salgının iklim değişikliğiyle mücadelede insanlara, bireylere ve en önemlisi de siyasi aktörlere bir bilinç kazandırmış olmasıdır. Yenilebilir enerjinin önemi bir kez daha anlaşılırken, karbon fiyatlandırması da yükselişe geçmiş durumda.

Salgını takip etmek, hızlı ileri sarma düğmesine parmağınız sıkışmışken iklim krizini izlemek gibidir. Ne virüs ne de sera gazları sınırları çok önemsemez, bu da her iki belayı da küresel hale getirir. Her ikisi de yoksulları ve savunmasız kişileri zengin seçkinlerden daha fazla riske sokar ve barış zamanında hiç görülmeyen bir ölçekte hükümet eylemi talep eder. Ve Çin’in liderliği yalnızca kendi avantajına odaklanırken, Amerika’nın Paris iklim anlaşmasında olduğu gibi Dünya Sağlık Örgütü'nü küçümserken, her iki felaket de hak ettiği koordineli uluslararası yanıtı almıyor.

İki kriz sadece birbirine benzemiyor. Etkileşime giriyorlar. Ekonominin kapatılması sera gazı emisyonlarında büyük kesintilere yol açtı. Nisan ayının ilk haftasında, dünya çapında günlük emisyonlar geçen yılın %17 altındaydı. Uluslararası Enerji Ajansı, küresel endüstriyel sera gazı emisyonlarının 2020 yılında 2019'a göre yaklaşık %8 daha düşük olmasını ve bu düşüşün ikinci dünya savaşından bu yana ki en büyük yıllık düşüş olmasını bekliyor.

Bu düşüş iklim krizi hakkında çok önemli bir gerçeği ortaya koymaktadır. Uçakların, trenlerin ve otomobillerin terk edilmesiyle çözülemeyecek kadar büyük. İnsanlar yaşamlarını nasıl sürdüklerinde büyük değişimlere katlansalar bile, bu üzücü deney göstermiştir ki, dünya, Paris anlaşmasının en iddialı hedefi olan sanayi devriminden sadece 1,5°C daha sıcak bir iklime ulaşmak için gereken karbonsuzlaştırmanın %90'ından fazlasına sahip olacaktır.

Ancak bu hafta açıkladığımız gibi, pandemik hem önümüzdeki mücadelenin boyutunu ortaya koyuyor hem de ekonomiyi karbondan daha düşük bir finansal, sosyal ve politik maliyetle karbondan uzaklaştıran hükümet politikalarını yürürlüğe koymak için eşsiz bir şans yaratıyor. Dibe vuran enerji fiyatları, fosil yakıtlara yönelik sübvansiyonların kesilmesini ve karbona vergi getirilmesini kolaylaştırıyor. Önümüzdeki on yıl içinde bu vergi gelirleri salgından hasar almış olan hükümetlerin maliyesini tamire yardımcı olabilir. Fosil yakıt ekonomisinin kalbindeki işletmeler -petrol ve gaz firmaları, çelik üreticileri, otomobil üreticileri- zaten uzun vadeli kapasite ve istihdam daralmadan acı geçiyor. Tıbben komaya sokulan ekonomilerin kendi ayakları üzerinde durması, büyümeyi hızlandıran ve yeni iş alanları yaratan iklim dostu altyapı yatırımı için özel olarak hazırlanmış bir durumdur. Düşük faiz oranları, tasarıyı her zamankinden daha küçük yapıyor.

TEMİZ ENERJİYE DÖNÜŞ

Salgın tüm dünya ülkelerine temiz enerjiye dönüş için bir fırsat sunmuş durumda. Küresel sistemi durma noktasına getiren salgının, enerji piyasaları üzerindeki etkileri sürerken arz talep dengesinde şimdiden bozulma yaşandı. Enerji tedarikinde bozulmalar meydana gelirken, küresel üretimin durması enerji tüketimini de sınırlandırdı. Bu dönemde öne çıkan en dikkat çekici gelişme ise yenilenebilir enerjiye dönüş fikri oldu.

Geçmişten beri teknolojik gelişmeler ve yasal düzenlemelerle sürekli olgunlaşarak bugüne gelen ‘enerjide dönüşüm’ salgınla birlikte hayati bir önem kazanmış durumda. Zira tedarik zincirlerini yerle bir eden salgın, üretim tesislerinin merkezlere taşınmasını gündeme getirdi. Üretim ve enerji tesisleriyle kendi kendine yetebilme fikrinin yükselmesine zemin hazırladı.

KARBON FİYATLANDIRMASI

Yenilenebilir enerjiye geçmenin ve iklim değişikliğiyle mücadelenin önemli sac ayaklarından bir tanesi de karbon fiyatlandırılması. Tam anlamıyla bir teşvik modülü olan ‘karbon fiyatlandırması’ kapsamında bir karbon piyasası oluşturuluyor. Piyasada karbon karbon emisyonu fazla olan ülkeler, karbon emisyonu olmayan ülkelerin oluşturdukları tahvilleri satın alarak karbon salınımı hakkı elde edebiliyorlar. Bu şekilde emisyon ticareti sağlanarak ülkelerin karbon emisyonunun azaltılması planlanıyor.

Covid-19'dan önce emisyon ticaretinin hızlandırılmasının zamanının geldiğine dair ipuçları vardı. Avrupa, dünyanın en büyük karbon fiyatlandırma programının genişletilmesini planlıyor; Çin yepyeni bir tanesini başlatıyor. Başkan yardımcısıyken karbon fiyatlarını destekleyen Joe Biden, önümüzdeki seçim kampanyasında bunu tekrar yapacak ve en azından pek çok siyasi de bunu kabul edecek.