Ukrayna krizi devam ediyor

Ukrayna’da yaşanan krizlerin ve çatışmaların sebebinin sadece Rusya olduğu söylensede, krizin arkaplanında Batı ve Rusya arasında sıkışmış bir devlet bulunuyor. Olayların meydana çıkış sebebi ise bunu ispatlar nitelikte.

Ukrayna krizi devam ediyor

Ukrayna eski Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in Avrupa Birliği (AB) ile Doğu Ortaklığı kapsamında Litvanya başkenti Vilnius’ta anlaşmayı imzalamaktan vazgeçmesi, Ukrayna krizinin başlanma nedeni olarak bilinmektedir. Bu olaylar sonrasında başkent Kiev’de Batı yanlısı kitlelerin gösterisi eski Sovyet cumhuriyetleri üzerinde Rusya-Batı rekabetini yeni bir boyuta taşımıştır. 

Nasıl başladı, neler yaşandı?

Bağımsızlığını kazandıktan sonra 2004 yılı Turuncu devrimine kadar geçen süre içerisinde Ukrayna’daki iktidarlar, Rusya ile ilişkilerinde uyumlu bir politika izlemişlerdir. Ancak bu durum 2004 yılından itibaren değişim göstermiş ve Ukrayna, Rusya ile Batı arasında ikilem yaşamaya başlamıştır. Turuncu Devrim sonrasında yapılan seçimle iktidara gelen yönetim Batı yanlısı politika izlemiştir. 2007 yılında yapılan seçimler sonrasında Yuliya Timoşenko Başbakan olmuş; ardından Kiev iktidarı ile AB arasında politik-ekonomik ilişkiler üzerine müzakereler başlamıştır. Kremlin, Kiev yönetiminin Batı ile ilişkilerini derinleştirmesinden ve Rusya’ya karşı izlediği politikalarından rahatsızlık duymuştur. Rusya’nın uyguladığı baskılar ve buna karşılık Batıdan yeterli destek almayan Yuşenko-Timoşenko yönetimi halkın taleplerini yeterince karşılayamamış ve yıpranmıştır. Bunun sonucu olarak Batı yanlısı iktidar 2010 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmiştir. Kampanyasında hem Rus hem de Batı yanlısı tabana hitap etmeyi başaran Viktor Yanukoviç, Timoşenko’ya karşı az farkla seçimi kazanmıştır. Ukrayna, Yanukoviç iktidarı döneminde NATO üyeliğinden vazgeçmiş ve Rusya’nın Sivastopol deniz üssünün kullanım süresini 2042’e kadar uzatmıştır. Aynı zamanda, Rus gemilerine Kerç Boğazı’ndan geçiş serbestliği tanımıştır. Yanukoviç iktidarının Rusya yanlısı dış politikası özellikle ülkenin batı ve merkezi bölgelerindeki nüfusun tepkisine neden olmuştur. Bu olaylar sonucunda seçimin yenilenmesine karar verilmiş, ülkesini terk eden Yanukoviç bunun bir darbe girişimi olduğunu açıklayıp, Rusya’ya müdahale çağrısında bulunmuştur ve bunun sonucunda Rusya, Kırım’ı ilhak etmiş ve ayrılıkçı çatışmalar başlamıştır.

Ukrayna’nın önemi

Kuzeyde Beyaz Rusya, kuzeydoğu ve doğusunda Rusya, batıda Macaristan, Slovakya ve Polonya, güneybatıda Moldova ve Romanya ile çevrelenmiş Karadeniz ülkesi olan Ukrayna, yaklaşık 45 milyonluk nüfusuyla Avrupa’nın önemli devletlerinden biridir. 

Coğrafi ve jeopolitik konumu itibariyle Ukrayna bağımsızlığını kazandığı andan itibaren küresel güçlerin rekabet; daha sonra ise çatışma alanına dönüşmüştür. Ülkenin hem Avrupa ve Asya’nın kesişme hattında bulunması hem de Batı-Rusya arasında tampon bölge oluşturması, ülkenin ekonomik ve politik önemini ortaya koymaktadır. Bu nedenle Ukrayna zaman zaman Rusya ve Batı arasında köprü rolü oynadığı gibi, iki güç arasında rekabet alanı olarak da ortaya çıkmaktadır. 

Rusya’nın küresel güç ve jeopolitik aktör olması için izlediği Avrasya politikasında Ukrayna önemli bir devlet olarak ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda da Ukrayna’nın jeopolitik önemi Rusya’nın bu ülke üzerinde kontrol sağlama ihtiyacını doğurmaktadır. Klasik anlamda ifade edildiği gibi, Ukrayna’sız Rusya Avrasya’da bir güç olamaz; Ukrayna’ya hakim olan bir Rusya ise Karadeniz’i ve doğal kaynakları kendi kontrolüne alan küresel bir güç olarak varlığını sürdürmeye devam edebilir.

Sovyetler Birliği döneminden itibaren önemli endüstri merkezlerinden biri olarak gelişen Ukrayna, sahip olduğu zengin maden yatakları ile de dikkat çekmektedir. Özellikle son zamanlarda münhasır ekonomik bölgesinde yeni keşfedilen enerji kaynakları nedeniyle Kırım’ın önemi daha da artmıştır. Hem Sovyetler Birliği döneminde hem de bağımsızlık yıllarında savunma sanayisi önemli gelişme kaydetmiştir. Aynı zamanda Ukrayna sahip olduğu verimli arazilerle hem kıtanın hem de dünyanın önemli tarım ülkelerinden biri olarak bilinmektedir. 

Krizin etkileri

Ukrayna’nın AB ile Ortaklık Anlaşması’nın politik ve ekonomik kısımlarını imzalaması, Rusya’dan uzaklaşarak Batıya entegrasyon sürecini hızlandırmıştır. Bu durum Rusya için önemli bir kayıp olarak görünmekte ve Ukrayna uğrunda Batıyla rekabetten vazgeçmemektedir. Rusya, özellikle Kırım işgali sonrasında, yarımadanın önemli jeostratejik ve ekonomik bir coğrafyayı oluşturması nedeniyle büyük bir üstünlük kazanmıştır. Ülkenin doğusunda Rusya yanlısı ayrılıkçı eylemlerin devam etmesi ve Kiev yönetiminin bu sorunu çözmekte aciz kalması da Rusya’nın elini güçlendirmektedir. Uzun vadeli süreçte Moskova yönetimi bu sorunu gündemde tutarak, sorunun çözümü için Kiev’i ve Batı’yı kendisi ile diyalog yapmaya zorlamaktadır. Kremlin’in diğer eski Sovyet cumhuriyetlerinde uyguladığı politika burada da gerçekleşmektedir. Kriz sonrasında Ukrayna Kırım yarımadasını kaybetmiş ve ayrılıkçı bölgeler üzerindeki egemenliği tartışmalı hale gelmiştir. 

Bölgesel ve küresel güvenliğe olumsuz etki eden Ukrayna krizi, aynı zamanda RusyaAB arasında işbirliğinin gelişmesine de büyük darbe vurmuştur. Ukrayna’nın dış ticaretinde en büyük ortağı olması ve kriz nedeniyle Batılı devletlerin yaptırım kararları dikkate alındığında, Rusya’nın ekonomik anlamda sorunlar yaşayacağı açıktır. Bununla birlikte kendisi ekonomik krizi atlatmaya çalışan AB’nin uzun vadede Ukrayna’nın tüm zararlarını karşılayabilmesi de mümkün değildir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, Rusya ile yaşadığı soğuk ilişkilerden dolayı ekonomik anlamda Batı dünyası da kaybetmektedir.