Tüm dünya buğday ihracatı için kolları sıvadı

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali 100’üncü gününü geride bırakırken dünyayı adım adım kıtlığa götüren savaşın etkileri de görülmeye başlandı. Yaklaşık 25 milyon ton buğdayın ülkeden çıkarılması ve açlık sınırında yaşayan ülkelere ulaştırılması için diplomatik hamleler de art arda gelmeye devam ediyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Kremlin yönetimine art arda yaptırımlar uygulanmıştı. Başta Avrupa olmak üzere dünya genelinde artan gıda krizi ise Rus liderin her hamlesini daha da önemli hale getirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İtalya Başbakanı Mario Draghi ile yaptığı görüşmede, gıda krizinin sonlandırılmasına karşılık yaptırımların kaldırılmasını şart koşmuştu.

Batılı devletler yaptırımların kaldırılmasını henüz gündemlerine almasalar da Doğu Avrupa ülkelerinin bir kısmı hem enerji hem de gıda krizi için Putin’in şartlarını kabul etti ve anlaşmalar imzalandı.

UKRAYNA SAVAŞI NASIL GIDA KRİZİNE DÖNÜŞTÜ?

Koronavirüs (Covid-19) pandemisi nedeniyle kırılan tedarik zincirinin ardından küresel pazarda ticareti yapılan ayçiçek yağının yüzde 42'sine, mısırın yüzde 16'sına ve buğdayın yüzde 9’una sahip olan Ukrayan’nın işgali, dünya genelinde gıda fiyatlarının artmasını beraberinde getirdi.

Küresel ısınmanın getirdiği kuraklık nedeniyle tarım ülkelerinde hasadın düşmesi, işgücü kaybı ve Çin’in yeniden kapanması gıdaya erişimi de engelledi.

Savaş öncesinde ihracatının yüzde 90’ını Karadeniz’den gerçekleştiren Ukrayna limanlarının abluka altına alınması ise krizi her geçen gün derinleştirdi.

Küresel analistler, dünya genelinde stokların 2007- 2008 yılından bu yana en büyük kaybı yaşadığına dikkat çekerek yalnızca 10 haftalık buğday kaldığını duyurmuştu.

Ukrayna Tahıl Tüccarları Birliği'nin (UGA) verilerine göre, başta buğday olmak üzere arpa, soya fasülyesi, ayçiçeği ve mısır ihracatında lider olan Ukrayna, savaşın ardından depolardaki ürünlerini ülke dışına çıkarmakta zorluk çekiyor.

Baltık Denizi limanında bol miktarda tahıl depolamak için siloları bulunan Ukrayna’da yaklaşık 25 milyon ton buğday sevk edilmek üzere bekliyor.

UGA’nın yaptığı son açıklamaya göre, Rus işgali nedeniyle yükselen fiyatlarla birlikte Ukrayna’da buğday hasadının yüzde 40 oranında düşmesi bekleniyor.

UGA açıklamasında, geçtiğimiz yıl 37 milyona ulaşan hasada karşılık bu yıl yalnızca 19 milyon ton ürün alabileceklerini vurgulayarak, tahılın en azından bir kısmının ihraç edilebilmesi için çalışacaklarını belirtti.

UGA ayrıca bu yılki mısır üretiminin de 2021’de kaydedilen 37,6 milyon tondan 26,1 milyon tona düşebileceğini, arpa üretiminin ise 10,1 milyon tondan 6,6 milyon tona düşebileceğini duyurdu.

Litvanya'nın Baltık kıyısındaki Klaipeda Limanı'nın Genel Müdürü Algis Latakas NY Times’a yaptığı açıklamada, “Açlık yakın ve çözümün bir parçasını sağlamak için gereken her şeye sahibiz” ifadelerini kullanırken Belarus’un bölgedeki demiryollarına hakim olduğuna da dikkat çekti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en güçlü destekçilerinden Lukaşenko’nun en ucuz ve hızlı rotaya dair kararı dünyadaki açlık için de belirleyici bir etken olacak.

Ukrayna’daki tahılın ihraç edilebilmesi için Polonya ve Romanya’daki demiryollarının da hesaba katıldığını vurgulayan Latakas, Kiev yönetiminin işgalin başladığı güne kadar tarım ürünlerinin çoğunu Odesa üzerinden ve Azak Denizi'ndeki ana limanına ve şu anda Rus işgali altındaki Mariupol’dan çıkardığına dikkat çeken Latakas, “BM tahminlerine göre geçen yılki hasattan yaklaşık 25 milyon ton tahıl geride silolarda mahsur kaldı ve yakında taşınmazsa çürüme riskiyle karşı karşıya kaldı. Önümüzdeki aylarda 50 milyon ton daha hasat edilmesi bekleniyor . Ukrayna'da bombardıman sonucu hasar görmemiş veya tahrip edilmemiş tahıl siloları hızla doluyor. Yakında, hasadı depolamak için yer kalmayacak” dedi.

Ukrayna’da bir nevi mahsur kalan ürünlerin ihraç edilebilmesi için Karadeniz’i bir alternatif olarak gören Avrupa ülkeleri, Birleşmiş Milletler destekli bir misyon oluşturmak için görüşmelere başladı.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Yardım Şefi Martin Griffiths, tarımsal ihracatı yeniden başlatmaya yönelik baskının ardından Rus yetkililerle görüşme kararı alırken Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD temasları dahilinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir araya geldi.

UKRAYNA’NIN İHRACATINDA TÜRKİYE’NİN ROLÜ

Biden yönetiminin HIMARS kararının ardından Rusya’nın tepkisi oldukça sert olmuştu. Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski’nin son açıklamalarına göre Ukrayna’nın yüzde 20’sini kontrolü altında turan Rusya, hâlihazırda gıda krizine çözüm bulabilecek tek devlet.

ABD’nin komşu ülkelere kara yolu ile taşınacak tahılın kıtlık ve açlık sınırında yaşayan ülkelere ulaştırılabilmesi için çözüm arayışlarını sürdürürken Putin - Erdoğan görüşmesi tüm gözlerin bir kez daha Türkiye’ye dönmesine neden oldu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın telefon görüşmesinin ardından Kremlin'den yapılan açıklamaya göre, Moskova yönetimi Ukrayna tahılının "engelsiz" ihracatını destekleyeceğini söyledi. Fakat Putin aynı zamanda “önemli miktarda gübre ve tarım ürünü” ihracatı için yeniden yaptırımların kaldırılmasını öne sürdü.

Savaşın ilk günlerinde Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamında boğazların savaş gemilerine kapatılmasının ihracatı etkileyip etkilemeyeceği ise bir diğer önemli noktayı oluşturuyor.

Putin- Erdoğan görüşmesinin ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Ukrayna’nın ihracatı için oluşturulabilecek bir deniz koridorunu görüşmek üzere Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Türkiye’ye geleceğini duyurması tüm ülkeler tarafından olumlu karşılandı.

CNN’de yer alan habere göre, hem Birleşmiş Milletler hem de Türkiye, Ukrayna’da mahsur kalan tahılın en azından bir kısmının sevk edilmesi için bir deniz koridoru açabilmek için Moskova ile temaslarını sürdürecek.

AB’nin bütününden daha geniş demiryolu ağına sahip olmasına rağmen savaş öncesinde bile Ukrayna’dan çıkış süresinin 16 gün olduğuna dikkat çeken uzmanlar bu sürenin 30 güne kadar uzayabileceğinin altını çiziyor.

Alternatif yolların aranması ile birlikte Karadeniz’in geçit olarak yeniden kullanılmasında Türkiye’nin temasları önemli bir rol oynayacak.