Türkiye'nin Yunanistan ve Bulgaristan sınır kapılarını açmasının ardından yaşanan mülteci akını, Avrupa Birliği’ni nasıl etkiler?

Türkiye’nin Avrupa’ya ulaşmak isteyen mültecilere kapıları açacağı haberinin ardından gözler Yunanistan’a çevrildi. İdlib’de yaşananlar sonrası NATO ve AB’yle görüşmelerde bulunan Atina yönetimi, sınırdaki önlemleri de artırdı. Ancak, sığınmacı geçişinin bir türlü önüne geçilemezken mülteci akınının Avrupa Birliği'ni nasıl etkileyeceği merak konusu.

Türk askerlerinin şehit düştüğü saldırı sonrası dikkatler bir kez daha İdlib’de yaşananlara çevrilirken, Türk yetkililerin göçmenlerin Avrupa’ya geçişine izin vereceği yönündeki haberlerin ardından komşu Yunanistan sınır kapılarındaki tedbirlerini üst seviyeye çıkardı.

Türkiye karşıtı kullandığı nefret söylemiyle tanınan Genelkurmay Başkanı Konstantinos Floros’un iki ülke arasında sınır olan Meriç Nehri bölgesine gideceğini aktaran site, Yunan generalin sınırdan yasadışı geçişler olmamasını sağlamak için sınır birliklerini koordine edeceğini belirtti.

Yunan kaynaklara göre, Suriye’nin İdlib vilayetinde yaşanan gelişmelerden sonra ülkelerinin Türkiye’yle karadan ve denizden sınırlarında önlemleri artırdığını belirtti.

Yunan yetkililer, Atina yönetiminin bu meseleyle ilgili AB ve NATO’yla irtibat halinde olduğunu da söyledi.

BULGARİSTAN SINIRI DAHA SAKİN

Bulgaristan sınırında durumun Yunanistan'a göre daha sakin olduğu bildiriliyor. Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov sınırdaki göçmenlerin durumunu görüşmek üzere bugün Ankara'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la biraraya gelecek.

Bulgaristan sınırda şimdilik yoğunluk olmamasına rağmen güvenlik önlemlerini artırdı.

MÜLTECİ AKINI AVRUPA BİRLİĞİ’Nİ NASIL ETKİLER?

Dünya genelinde devam eden ekonomik problemler ve göç sorunları, bilhassa Avrupa’nın ağır bir şekilde yaşadığı 2008 ekonomik krizi, Avrupa Birliği üyesi olsun olmasın bölgedeki tüm ülkelerin birbirine karşı olan tutumlarını değişmesine neden oldu.

Ekonomik krizin etkilediği ve işsizliğin artış gösterdiği Avrupa’da özellikle Almanya ve Fransa gibi ekonomik yönden güçlü olan ülkelerin vatandaşları, sığınmacıları eskisi kadar hoş karşılamıyor çünkü, bu durum onlar için daha fazla işsizlik demek. Diğer yandan kaçınılmaz göçle karşı karşıya kalması muhtemel Avrupa ülkeleri, mülteci yükünü paylaşmak istiyor ancak buna Almanya’dan başka sıcak bakan ülke de bulunmuyor. Almanya’nın da tek başına tüm mülteci yükünü taşıyamayacak olması AB’nin gelecekte sadece ticaret ortaklığından oluşacak bir statüye bürünmesine yol açabilir.

Suriye’deki savaşın sonuçlarını yeni yeni yaşamaya başlayan birlik ülkeleri, temel değerlerinden gittikçe uzaklaşarak daha korumacı bir hale evriliyor. Almanya’da yaşanan saldırılar bunu açıkça ortaya koymaktadır. Avrupa Birliği, Avrupa tarihinde en uzun barışın yaşandığı dönem olarak tarihe geçerken kıtanın geçmişte sürekli birbirine karşı savaşan toplulukların yaşadığı bir yer olduğu unutulmamalı. Macaristan gibi birlik üyesi ülkeler mülteci kabul etmeyeceğini ve sınırlarını kapatacağını daha önce belirtmişti. Bu durum AB’yi AB yapan Schengen serbest dolaşım anlaşmasını devre dışı bırakmaktadır.

Türkiye’nin sınır kapılarını açmasıyla birlikte birkaç gün içinde yaklaşık 100 bin kişinin sınırı geçmesi AB’de paniğe neden oldu. Birlik üyesi ülkelerde yükselen sağcı partilerin oylarının da arttığı düşünüldüğünde, Afrika ve Ortadoğu'daki sömürü politikalarının geri dönüşünün birliği vurması ihtimali çok da uzak gözükmemektedir.