Türkiyenin yeni stratejisi

Devletler varlıklarını idame ettirebilmek için hedeflerini öncelikli tutarlar. Türkiye içinde enerji kaynakları büyük önem taşıdığından dolayı grand stratejisi istikametini Doğu Akdeniz’e çevirdi. 2019 itibari ile Doğu Akdeniz Türkiye’nin stratejik değil grand stratejik hedefi oldu. Bu durumun en önemli etkeni ise enerji kaynaklarıdır. Bu kaynakların büyük çoğunluğu Kıbrıs ve Meis adalarının deniz tabanlarının altında bulunuyor. Yani sıklet merkezlerimiz Kıbrıs ve Meis Adalarıdır.

Türkiyenin yeni stratejisi

Yaklaşık 3 trilyon dolar değerinde olduğu düşünülen petrol, doğal gaz ve hidrokarbon yatakları şu anda dünyadaki üç ana merkezden biri. Geleceğin siyasi ve grand stratejik kararlarının odaklanacağı üç ana merkez: Güney Çin denizi, Arktik, Doğu Akdeniz. Bu stratejiyi uygulayan milli güç unsurlarımızın Silahlı kuvvetler tarafı, bu konuda en ufak bir taviz vermemektedir.

Coğrafya ve hidrografinin özellikleri dikkate alındığında, Türkiye’nin KKTC ile birlikte alması gereken bazı önlemler var. Bu önlemler, Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilanı ve Kıbrıs’a üs kurulmasıdır. Muhtemel taarruz MEB üzerinden bekleniyor ve önlemler alınması gerekiyor. 

Fatih ve Yavuz sondaj gemilerimiz, deniz platformları eşliğinde Doğu Akdeniz'deki doğal kaynakların keşfedilmesini aktif olarak yürütüyorlar. Uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımıza karşı olası bir ittifak, kağıt üzerinde bir ittifak olarak kalmaya mahkumdur. Tüm bunlara rağmen, Türkiye alternatifler geliştirmiş ve Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri temin etmiştir. S-400’ün Dost-Düşman Tanımlama (IFF) radarının “düşman” olarak tanımladığı ve radar kilidi atabildiği hava unsurları ABD, İsrail, Mısır, Yunanistan, Fransa, GKRY ve diğerleridir.

Türkiye Kıbrıs’a müşterek deniz-hava üssünü açtığında, Rum tarafının “masaya oturma” teklifiyle karşılaşabilecek kadar eli güçlenecektir. Bu durum hem iç hem de dış paydaşlara birçok fırsat sağlayacaktır. Kıbrıs'ta kurulacak olan ortak deniz hava üssünde de bir yedek hava alanı bulunması, fonksiyonel UAV-SİHA ve sabit kanatlı uçakların ‘’scramble’’ kalkışı açısından bir avantaj sağlayabilir. Aynı zamanda Türkiye’nin Kıbrıs ve Doğu Akdeniz özelinde caydırıcılık teşkil edecek askeri tedbirlerin dışında başka önemli hamleleri de bulunuyor. Yunan Savunma Bakanı Evangelos Apostolakis Türkiye’nin durumuyla ilgili sorulara öyle cevap veriyor: “Bizim için Meis çok önemli. Eğer Türkler Meis’te sondaj yapacak olurlarsa durum hiç de iyi olmaz. Birebir askerî işbirliği anlaşması yaptığımız İsrail ve Mısır gibi ülkelerin destekleri fiili değil; pek güven vermiyor. Destek olacaklarsa şimdi olsunlar, gidişat iyi değil. Artık bütün Yunanistan S-400 şemsiyesi altına giriyor.” Dünya ve kendi kamuoyuna karşı bu açıklamaları yapan Apostolakis, Türk kamuoyuna ise hukuk yoluna davet eden şu mesajı gönderiyor: “Ege’nin karşı kıyısına bir mesaj gönderiyorum. Çatışma yolu da var, iş birliği yolu da. Türkiye ile ilişkilerimizde kırmızı çizgimiz, uluslararası hukuka saygıdır”.  

Türkiye sahip olduğu siyasi istikrar, askeri grand stratejisi, jeopolitik ve askeri gücü savaşta en uygun şekilde kullanabilecek nitelikli personelinin sayesinde Doğu Akdeniz’deki varlığını sürdürebilir. Türkiye’nin bu durumdan en faydalı şekilde çıkabilmesi için milli birlik ve beraberliği koruması gereklidir.