Türkiye’nin Suriye’deki operasyonları

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Pazartesi günkü açıklamalarının ardından Barış Pınarı Harekatı operasyonu artık sadece zaman meselesi. Peki Türkiye geçtiğimiz yıllarda Suriye’de hangi operasyonları gerçekleştirdi?

Türkiye’nin Suriye’deki operasyonları

Türkiye operasyon yapacağını açıkladıktan sonra dünya ülkelerinden tepkiler gelmeye devam ediyor. ABD kendi içinde bölünürken, İran açıkça operasyona karşı çıktı. Rusya makul bir tavır takınırken göçmenler konusunda çaresiz Avrupa Birliği’nden ise cılız bir açıklama geldi. Diplomatik tüm yolları sonuna kadar kullanan ve tüketen Türkiye için operasyon siyasi manada uluslararası alanda kazanılmış bir hak olarak göze çarpıyor. Barış Pınarı Harekatı’nın altı ilke çereçvesinde gerçekleşmesi öngörülüyor.

Yeniakit’ten edinilen bilgilere göre birinci aşama, Türkiye, sınırını bütünüyle kontrol altına almak istiyor: "Kimsenin toprağında gözümüz yok. Bu operasyon işgal amaçlı değil Türkiye’nin içeriye gelen terör tehdidini bertaraf etmek amacıyla yapılıyor. Bir ülkenin kendi sınırlarını koruma hakkı uluslararası hukukta güvence altına alınmıştır. Harekat kaynağını uluslararası hukukta tanımlanan haktan alıyoruz."

İkinci aşama, sığınmacı sorunu sadece bizim sorunumuz değil: "Operasyonun bir başka amacı Suriyeli sığınmacıların güvenli dönüşünü sağlamak. Böylece hem Dünya’ya tehdit eden mülteci akınına karşı rahatlama yaşanacak hem de alınacak ilave tedbirlerle Türkiye’de bulunan sığınmacıların güvenli geri dönüşü sağlanacak."

Üçüncü aşama, hedef asla Kürtler değil PKK, YPG, SDG ve onun devamındaki terör örgütleridir: "Türkiye Suriye iç savaşında binlerce Kürdü de sığınmacı kabul etmiş ve büyük bölümü halen Şanlıurfa ve Gaziantep bölgesinde barınmaktadır. Türkiye’nin hedefi kardeş olarak gördüğü Kürtler asla değil, tam aksine Kürtler için de bir tehlike olan ve ideolojik temizlik yapan PKK’nın devamındaki YPG terör örgütüdür. Kaldı ki Türkiye Suriye çözüm toplantılarında YPG dışındaki Suriyeli tüm Kürtlerin temsil edilmesi gerektiği fikrini net olarak ortaya koydu. Yeni Anayasa Komitesi’nin kurulma aşaması da bunun en somut örneklerinden biridir"

Dördüncü aşama, Suriye’nin toprak bütünlüğü gözetilecek: "Türkiye başından beri Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiği fikrini uluslararası tüm zeminlerde dile getirmektedir. YPG veya SDG Türkiye için ne kadar tehditse Suriye’nin toprak bütünlüğü için de bir o kadar tehdittir"

Beşinci aşama, operasyon başka ziyaret başka: Diplomatik kaynaklara göre Suriye’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başlatacağı Güvenli Bölge operasyonu takvimi ile Kasım ayında Washington’da gerçekleşecek Trump-Erdoğan görüşmesi tamamen birbirinden bağımsız. Kasım ayında Washington gerçekleşmesi beklenen görüşmede operasyon sonrasında ortaya çıkacak tablo, ABD’nin DEAŞ kaygısı ve ağırlıklı olarak güvenli bölge konuları masaya yatırılacak.

Altıncı aşama, tutuklu DEAŞ’lılar ne olacak: Halen SDG’nin kontrolündeki bölgede bulunan tutuklu DEAŞ’lıların koz gibi kullanılmasına karşı Türkiye, ABD’ye net bir öneri getirdi. Ankara, Washington’a "SDG’den vazgeçin, DEAŞ ile mücadeleyi birlikte yapalım. Hem saha tecrübemiz var hem de gücümüz. Ayrıca SDG’den vazgeçilmesi durumunda SDG kontrolündeki tutuklu DEAŞ’lıların bulunduğu bölgenin de güvenliğini biz sağlayalım" mesajını net ifadelerle aktardı. Almanya, Fransa ve İtalya vatandaşı DEAŞ’lılar mensubiyeti bulunduğu ülkeler tarafından istenmiyor. Türkiye Washington’a Avrupa ülkelerinin iadesini istemediği DEAŞ’lı teröristler için Avrupa ülkelerinin de içinde bulunduğu bir mekanizmayla ortak bir çözüm bulunabileceğini ifade etti.

Geçmişte yapılan operasyonlar

2015: Şah Fırat Operasyonu

BBC Türkçe’den edinilen bilgilere göre, Türkiye, Suriye'de 2011'de başlayan çatışmaların ardından uzunca bir süre sınırın karşı tarafına askeri birliklerini göndermese de bu tutumu 2015 yılında değişti.

Türk ordusu, Türkiye'nin sınır dışındaki tek toprağı sayılan, içinde Türk askerlerinin bulunduğu ve etrafındaki topraklar IŞİD'in kontrolüne geçen Süleyman Şah Türbesi'ni güvenli bir bölgeye taşımak için 22 Şubat 2015'te Suriye'ye girdi.

39 tank, 57 zırhlı araç ve 572 personelle bölgeye giren ve savaş uçaklarının da destek verdiği Türk ordusu, Süleyman Şah Türbesi'ni Karakozak'tan Eşme'ye taşıdı. Türbe ve karakoldan geriye kalan binalar ordu tarafından patlatılarak yok edildi.

Yaklaşık altı saat süren operasyonda hareket halindeki bir tankın üzerinden fotoğraf çekmekte olan bir asker, tank kapağının kafasına düşmesi sonucu yaşamını yitirdi.

2016: Fırat Kalkanı

24 Ağustos 2016'da başlayan Fırat Kalkanı'nın gerekçesi olarak sınır güvenliği gösterildi, Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye'nin sınırından yapılan tacizlere daha fazla sessiz kalamayacağını söyledi.

Erdoğan 29 Kasım'da "Devlet terörü estiren zalim Esed'in hükümranlığına son vermek için biz oraya girdik, başka bir şey için değil" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 1 Aralık 2016'da ise "Fırat Kalkanı operasyonunun hedefi de herhangi bir ülke veya kişi değil, sadece terör örgütleridir. Defalarca dile getirdiğimiz bu hususta hiç kimsenin şüphesi olmasın, söylediklerimizi de kimse başka bir şekilde yorumlamasın, başka yere çekmesin" dedi.

Operasyonun bir diğer gerekçesi olarak, o dönem ABD desteğiyle Suriye'nin kuzeyinde IŞİD'e karşı düzenlediği operasyonlarla kontrol ettiği toprakları artıran YPG'nin, Fırat'ın batısında başlattığı son operasyonla Afrin'den Irak sınırına kadar tüm Türkiye sınırını kontrol altına alma ihtimali gösterildi.

Bu operasyonda Türkiye'nin eğittiği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) mensupları da Türkiye ordusuna eşlik etti.

TSK ve ÖSO, Gaziantep'ın karşısında kalan Cerablus - Azez hattını kontrol eden IŞİD'in yanı sıra Menbiç'i kontrol eden ve YPG'nin temelini oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile de çatıştı.

SDG Menbiç'in kuzeyindeki Sajur Nehri'nin gerisine çekildikten sonra TSK ve ÖSO, IŞİD ile çatışmaya odaklandı.

Operasyon kapsamında en büyük çatışma, Fırat Kalkanı bölgesinin en güney ucundaki El Bab'da yaşandı. Cerablus'tan hızlı bir şekilde çekilen IŞİD, bu kentte haftalarca çatıştı.

TSK ve ÖSO El Bab'da IŞİD ile çatışırken, Suriye ordusu da kentin güneyini IŞİD'in elinden aldı.

Böylece TSK El Bab'ı aldıktan sonra Türkiye'nin IŞİD'le bir sınırı kalmadığı için, bu örgüte karşı operasyonuna devam edemedi. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın "yasa dışı" olarak nitelediği Fırat Kalkanı operasyon, 29 Mart 2017'de tamamlandı.

Yedi ay süren operasyonun tamamlanmasının ardından Türk basınında yer alan haberlerde operasyon boyunca 71 askerin ve 614 ÖSO mensubunun yaşamını yitirdiği aktarıldı.

TSK operasyon tamamlanmadan bir ay önce yaptığı açıklamada 2 bin 288 IŞİD'linin ve 322 YPG'linin öldürüldüğünü açıkladı.

İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Türkiye'nin Fırat Kalkanı'ndaki bombardımanları sonucu sivillerin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

TSK ise iddiaları reddetti ve "Türk Silahlı Kuvvetleri, bölgede yaşayan sivil halkın zarar görmemesi için her türlü tedbiri almakta ve bu konuda azami hassasiyeti göstermektedir" açıklamasında bulundu.

Fırat Kalkanı ile 2.000 kilometrekareden fazla bir alan TSK ve ÖSO'nun kontrolüne geçti.

2018: Zeytin Dalı

Türkiye'nin Suriye'deki üçüncü operasyonu ise Zeytin Dalı oldu. Operasyonun gerekçesi olarak Afrin'deki YPG güçlerinin bir yıl boyunca Türkiye'ye "700'den fazla saldırı düzenlemesi" gösterildi.

BBC Reality Check'in açık kaynaklardan yaptığı araştırma ise aynı dönemde Suriye'den Türkiye'ye 26 saldırı ve taciz ateşi yapıldığını ve bunların 15'inin Afrin'den geldiğini ortaya koydu.

20 Ocak 2018'de başlayan operasyonda Türkiye ve ÖSO güçleri çeşitli noktalardan Afrin'e girdi.

Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım Türkiye'nin amacının, sınırından 30 kilometre içerde güvenli bir bölge oluşturmak olduğunu duyurdu.

İki ay süren operasyon, Afrin kırsalında şiddetli çatışmalara yol açtı. TSK ve ÖSO'nun Afrin'in kent merkezine kadar gelmesinin ardından YPG şehir merkezinde çatışmadan geri çekildi. Böylece Menbiç'in doğusunda YPG'nin elinde yalnızca (Afrin'in güney doğusunda ve Halep'in kuzeyinde bulunan) Tel Rıfat ve çevresi kaldı.

Zeytin Dalı operasyonu 24 Mart 2018'de sonlandırıldı. Operasyonun ardından konuşan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı İlnur Çevik, "56 şehidimiz vardı, şimdi iki daha arttı. 50 küsur şehidimiz var" dedi. Çevik, "Rusya hava sahasını açmasaydı bırakın El Bab'a, Afrin'e girmeyi, insansız hava aracı bile kaldıramazdık" ifadelerini kullandı.

TSK ise 31 Mart'ta yaptığı açıklamada operasyon boyunca 52 askerin yaşamını yitirdiğini, 229 askerin de yaralandığını duyurdu.

TSK, 6 Temmuz 2018'e gelindiğinde Afrin'de yaşamını yitiren askerlerin sayısı 54'e yükseldiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise operasyonun tamamlanmasının ardından yaptığı açıklamada 302 ÖSO mensubunun da yaşamını yitirdiğini söyledi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 19 Eylül 2019'da yaptığı açıklamada Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla oluşturulan güvenli ortam sayesinde, 354 bin Suriyelinin gönüllü olarak yaşadığı yere geri döndüğünü söyledi.

TSK'nın Suriye'deki bir diğer varlığı da İdlib bölgesinde. Büyük bir bölümünü cihatçı örgütlerin, bir kısmını da Türkiye'nin desteklediği muhaliflerin kontrol ettiği bu bölgede Rusya ve İran'la varılan "Astana mutabakatı" sonrası Türkiye bölgeye gözlem noktaları kurmaya başladı.

İlk gözlem noktası 13 Ekim 2017'de kuruldu. İdlib'de muhalifler ve cihatçılarla Suriye ordusu arasındaki çatışma hattı yakınlarına kurulan gözlem noktalarının 12. ve sonuncusu 16 Mayıs 2018'de faaliyete alındı.

Milli Savunma Bakanlığı 27 Haziran 2019'da yayımladığı açıklamada Suriye'de Esad güçlerinin 10 numaralı gözlem noktasına havan topuyla saldırı düzenlediğini, bir askerin yaşamını yitirdiğini ve üç askerin de yaralandığını duyurdu.

Türkiye'nin bölgedeki gözlem noktaları faaliyetlerine devam ediyor. Bunlardan Morik'teki 9 numaralı gözlem noktası, Suriye ordusunun Han Şeyhun'u isyancılardan geri alması sonucu tamamen Suriye hükümetinin kontrolündeki bir alanla çevrelenmiş durumda kaldı.