Türkiye'nin kararlılığı ve hakları

Türkiye uzun süredir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kıta sahanlığında ve kendi sahanlığın hidrokarbon araması gerçekleştiriyor. Türkiye’nin bölgede faaliyetleri uluslararası anlaşmalara dayamasına rağmen Avrupa Birliği ülkeleri arama faaliyetlerine tepki gösteriyor. Bu çerçevede arama faaliyetlerinin başladığı ilk günden beri yaptırım tasarıları açıklayan AB ülkeleri Türkiye’ye yaptırımların çerçevesini belirledi.

Türkiye'nin kararlılığı ve hakları

AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının 11 Kasım’da gerçekleştirdiği toplantıda Türkiye’nin Kıbrıs açıklarında hidrokarbon arama çalışmaları nedeniyle uygulanacak yaptırımların çerçevesini belirledi.

Türkiye’nin uluslararası anlaşmalara dayanan hidrokarbon arama faaliyetlerine yönelik uygulanması planlanan yaptırımlar çerçevesi şu şekilde. AB’ye seyahat yasağı ve AB de mal varlıkları bulunan şahısların mal varlıklarının dondurulması ilk olarak belirlenen yaptırımlar arasında. Fakat yaptırımların çerçevesini açıklayan AB Dışişleri Bakanları, yaptırımlara tabi tutulacak isimlerin daha sonra açıklanacağını belirti. Ayrıca yaptırım listesine giren birey ve kuruluşlara da fon yasağı getirileceği açıklandı

Uzun süredir gergin seyreden Türkiye-AB ilişkileri açıklanan yaptırım tasarısı ile daha da çetrefilli hale gelecektir. Diğer taraftan bu yaptırımların “aşamalı” olarak daha da ileriye götürülebileceği vurgusu yakın gelecekte ilişkilerin daha da gerilemesine sebep olacağını gösterdi.

Yaptırımların etkisi her ne kadar sınırlı olacak olsa da asıl temel sorun AB’nin Türkiye’ye olan yaklaşımıdır. Nitekim AB, Türkiye’yi düşman tahtasına koyarak Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon arama faaliyetlerini Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Münhasır Ekonomik Bölgesini (MEB) ihlal eden bir girişim olarak lanse etmeye çalışıyor. Ayrıca Avrupa Birliği kim haklı olduğuna bakmadan yargılamayı yapıp ceza kesmeye teşebbüs ediyor.

AB’nin Türkiye karşıtlığı tarafsız bir kurum olmadığını ve olmayacağı bir kez daha gösterdi. Nitekim GKRY’nin birliğe üye olduğu 2004 Mayıs’ından beri Avrupa Birliği bir “taraf”tır.

Venediklilerin 82 yıl yönettiği, ticaret gemilerinin yolunu kesen korsanların baskısı altında kalan ve II. Selim döneminde Osmanlıya geçen Kıbrıs adasına onlarca medeniyet sahip oldu. II. Selim’in döneminde fethedilen adaya bu dönemde Osmanlı tebaası yerleşmeye başladı. 1878 yılında ise adanın idaresi İngilizlerin eline geçti ve 1914 yılında İngilizler adayı ilham etti. 1959 yılında adanın yönetimi Türk ve Rum halkalarının ortak ö-yönetimine bırakıldı fakat EOKA (Kıbrıs Milli Mücadele Örgütü) adlı Rum örgütü Türklere karşı saldırılara başladı. 8 Ağustos 1974’te başlayan 2’inci Kıbrıs Barış Harekatı ile Ada'nın bugünkü sınırları çizildi. 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. 

 

Türkiye’nin kararığı ve hakları

Türkiye öncelikle dünyada çok az ülkenin sahip olduğu iki devasa ve tam donanımlı sondaj gemisini (Fatih ve Yavuz aslı gemiler) envanterine kattı. Bu iki geminin dışında iki de sismik araştırma gemisi de envantere alındı. Türkiye’nin enerji politikasındaki bu vizyonu, kendi gücü ve deniz yetki alanlarına yönelik haklarını korumaktaki ve sahip olduğu hakları kullanmaktaki kararlılığının simgesi. Hatta Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını da gösteriyor.

Diğer taraftan Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon arama faaliyetleri uluslararası anlaşmalara dayanmaktadır. Arama faaliyetleri ise Türkiye’nin kıta sahanlığı içerisinde kalan alanlarda gerçekleştirilmektedir. Nitekim Türkiye faaliyet gösterdiği alanları Birlemiş Milletler Genel Sekreteri’ne 2004 Turkuno notasıyla onaylattı. Ayrıca Türkiye ana kara devletidir. Dolayısıyla söz konusu eylemlerinin uluslararası hukuk nezdinde yasaldır. Ana kara devleti olarak Türkiye, Doğu Akdeniz’de zaten kendi kıta sahanlığında faaliyet yürütüyor. Bu Türkiye’nin sahip olduğu doğal haktır.

2010 yılında Avrupa Parlamentosu bünyesinde Doğu Akdeniz ve Baltık Ülkelerinde Balıkçılık Yetkileri üzerine bir rapor yayımlayan Prof.Juan Luis Suares, raporda deniz yetki alanlarına yer vererek "hiçbir ülkenin Akdeniz’in 400 deniz milini aşmamasından ötürü MEB ve Balıkçılık bölgesi ilan edemeyeceği" belirtti. Bu bağlamda 2003 yılında Mısır ile bir araya gelerek MEB anlaşması imzalayan GKRY, 200 deniz mili bir alanı ada devleti olarak tek başına tüm adanın sahibi gibi hak iddia edemez. 

Ana kara devlete hakimdir prensibi 1969 Kuzey Denizi davaları ya da 2001 Katar Bahreyn gibi Uluslararası Adalet Divanı (UAD) önündeki davalarda kabul edilmiştir. Bu bağlamda GKRY uluslararası anlaşmalar, raporlar ve UAD’de görülen davlar çerçevesinde ana kara devleti olan Türkiye’nin ve Kıbrıs’ta hak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin haklarını ihlal ediyor.

“Malta Akdeniz’de bulunan bir adadır ve bugün 200 deniz mili münhasır ekonomik bölgesi yok. Sadece kısıtlı alanda kıta sahanlığı hakkını kullanıyor. Libya-Malta UAD davasında mahkeme ana kara devletinin üstünlüğünü teyit etti. Hatta “kıyıların hemen yakınında bulunan adaların kıyının genel istikameti saptanırken ihmal edilebileceği veya tam etki tanınmayabileceği” (UAD, 1982, s. 63,85, 88-89) belirtti.”

Türkiye’nin tüm haklarına dayanarak başlattığı hidrokarbon arama faaliyetlerine AB ülkelerinden tepkiler ile birlikte yaptırım kararları yayınlandı. Bunun başlıca nedenleri ise; Hidrokarbon kaynaklarının nasıl paylaşılacağı noktasında görüş ayrılıkları ve AB ülkelerinin enerji kaynakları bağlamında tamamen dış bağımlı olması yani Rusya’ya bağımlı olmasıdır.

Rusya doğalgazına karşın Mısır’da yeni keşfedilen yataklardan çıkacak olan doğalgazın Avrupa pazarı için bir alternatif olabileceği düşüncesi bu gazın Türkiye dışında LNG olarak taşınma ihtimalini ortaya çıkardı. Bu bağlamda Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) siyasi teşvikleriyle Mısır’ın ev sahipliğinde Yunanistan, GKRY, İsrail, İtalya ve Ürdün’ün katılımıyla askeri ve güvenlik iş birliği anlaşmaları imzalanarak Doğu Akdeniz’deki en uzun kıyıya sahip olan Türkiye’yi yalnızlaştırma siyaseti güdülmüştür.

Türkiye oyunu nasıl bozabilir?

Türkiye AB’nin yaptırım tasarılarını ve bölgede kurulan oyunu ulusal çıkarları ön plana çıkaran yapıcı politikalar ile bozabilir. Doğu Akdeniz’de sular bu denli ısınmadan önce Türkiye, hidrokarbonun kullanılması konusunda yapıcı bir tavırla Doğu Akdeniz’den çıkarılacak doğal kaynaklar için ortak bir komisyon kurulması fikrini ortaya koydu. Fakat Türkiye’nin ortaklık üzerine kurulu politikaları GKRY tarafından beklendiği şekilde reddedildi.

Doğu Akdeniz’deki oyunun bozulması için atılması gereken adımlar.

Kıbrıslı Türklerin haklarını ihlal eden Rumlar karşısında Kıbrıslı Türklerin yasal bir statüsünün olması artık kaçınılmazdır. 1974 yılında kurulan ve tüm kurumlarıyla etkin bir şekilde varlığını sürdüren Kıbrıs Türk Devleti’nin artık uluslararası alanda bir statüsü olması gerektiği de gözler önüne getirdi. Bundan ötürü Kıbrıs Türk Devleti’nin dünyaya etkin bir şekilde tanıtılması hem Türkiye hem de KKTC’nin haklarının savunulması belirgin bir avantaj sağlayacaktır.

Türkiye’nin askeri olarak ve arama faaliyetlerinde kullandığı gemilerle bölgede kalması bölgenin geleceğinde çok önemlidir. Nitekim Mavi Vatan kapsamında Türkiye tarihinin en büyük deniz tatbikatı Deniz Kurdu 2019 ile Türkiye hukuksal haklarını koruma kararlılığını tüm dünyaya gösterdi.

Hidrokarbon arama faaliyetlerinin bir adım öteye taşınarak kazı çalışmalarının başlaması gerekmektedir. Hidrokarbon arama kararı alarak oyunu sarsan Türkiye, kazı çalışmalarıyla da oyunun tamamen bozulmasını sağlayacaktır.

GKRY Şubat 2003’te Mısır, Ocak 2007’de Lübnan ve Aralık 2010’da İsrail ile MEB sınırlandırma anlaşmaları imzaladı. Lübnan ile Ocak 2007’de MEB sınırlandırma anlaşması Türkiye’nin etkisiyle Lübnan meclisi tarafından onaylanmamıştı. Türkiye’nin bölgedeki etkisini de göz önüne alırsak Türkiye’nin ivedilikle Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölgesini ilan etmesi gerekiyor.

Oyunu tamamen altüst edecek olan hamle ise Türkiye ve Libya arasında yapılacak olası bir MEB sınırlandırma anlaşması olacaktır. Diğer taraftan Türkiye’nin Mısır ile diyaloğa geçmesi ve ikili ilişkilerde çıkarlara saygılı bir anlaşma imzalaması da bölgedeki dengeleri tamamen değiştirecektir.