Türkiye'nin enerji güvenliği hamleleri

Türkiye, petrol ve doğalgaz üreten bir ülke olmadığı için, enerjiyi ithal ediyor. Enerji ithalatında yaşanabilecek krizlere karşı ise son zamanlarda enerji arz güvenliğine dair önemli adımlar atıyor.

Türkiye'nin enerji güvenliği hamleleri

Enerji, bir ülkede evlerin ısınmasından endüstriyel çalışmalara kadar pek çok alanı ilgilendirir. Bu sebeple, bir ihtiyaç olmasının yanı sıra milli güvenlik meselesidir. Mekanların ısınmasını, taşıtların hareket etmesini ya da sanayide çarkların dönmesini sağlayan enerji, pek çok farklı forma sahiptir. Enerji ihtiyacı için günümüzde daha çok petrol kullanılır. Doğalgaz da petrol gibi geniş kullanım alanına sahip bir maddedir. Bunların yanı sıra bor ve kömür gibi madenlerden ya da doğal yollardan enerji elde edilenilir.

Enerji konusu bir milli güvenlik meselesi olduğu için pek çok tehditle karşı karşıya kalır. Siyasi krizler, diplomatik ilişkiler ya da ekolojik dengesizlikler enerji dağıtımında kesintiye yol açabilir. Bu sebeple, enerji dağıtımının süreki bir şekilde yapılabilmesi için gerekli önlemleri almak gerekir.

Özellikle enerji kaynaklarına sahip olan ülkelerin pek çoğu, başka ülkeler için tedarikçi konumundadır. Tedarikçi olan ülkelerin, bazı durumlarda enerjiyi silah olarak kullandıkları görülür. Bu ülkeler, enerji ürünleri sattıkları ülkelere yönelik olarak 'enerjide kesinti yapma' tehdidinde bulunabilir. Dolayısıyla enerji konusu, ülkeler için diplomatik alanda bir önemli bir avantaj ya da dezavantajdır.

Türkiye ise enerji ithal eden bir ülke olarak, bu tür durumlarda daha çok dezavantajlı olarak ülkeler arasında yer alır. Geçmişte, enerji satın aldığı ülkelerden pek çok defa 'gaz kesme' ya da 'petrol vanasını kapatma' gibi tehditlere maruz kamıştır. İran'ın, 2007 yılında Türkiye'ye sattığı gazda kesinti yapması bunlardan biridir. Kesinti için 'kendi iç piyasasının ihtiyacını karşılayama' gerekçesini sunmuştur. Türkiye, aynı yıllarda Irak'tan aldığı petrol konusunda da benzer bir tehdide maruz kalmıştır.

Enerji transferinde güvenlik sıkıntısı, başka ülkelerin kendi arasındaki sorunlarında da kaynaklanır. Türkiye, böyle bir durumla da karşı karşıya kalmıştır. Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan krizin hem Türkiye'ye hem de Avrupa'ya satılan enerjide kesinti olması ihtimalini ortaya çıkarmıştır.

Dünyanın en değerli şirketi olan ve petrol ile doğalgaz alanında faaliyet gösteren Saudi Aramco'ya Eylül 2019'da saldırı düzenlendi. İnsansız hava aracı ile yapılan saldırı sonrası, Aramco'dan petrol temin eden ülkelere yönelik 'arz' sıkıntısı gündeme geldi.

 

Türkiye ise bu tehlikeyi bertaraf bir dizi önlem almıştır. Bu önlemler hem karada hem de denizde faaliyete geçmiştir. Böylece, acil bir durumda piyasanın ihitiyacı olan enerjide kesinti olmaması amaçlanmıştır.

Tuz Gölü Yeraltı Doğalgaz Depolama Tesisi

Tuz Gölü'nün altında kalın tuz tabakalarının keşfedilmesiyle yola çıkılan projenin temeli 2011 yılında, Aksaray'ın Sultanhanı ilçesinde atıldı. Bu tesis, Türkiye'nin enerji arz güvenliğinde oldukça önemli bir yere sahip. Tesiste oldukça büyük miktarda doğalgaz depolanıyor. Gerekli durumlarda bu gaz şebekeye verilebiliyor. Tesisin şu anda bir kısmı açıkken, bu kısımda 1.2 milyar metreküplük gaz depolanabiliyor. Tesiste çalışmalar sürüyor ve kapasitenin 5.4 milyar küpe, geri üretim kapasitesininse 80 milyon metreküpe çıkması planlanıyor. Bu da, Türkiye'nin yıllık doğalgaz ihtiyacının yüzde 20'sine denk geliyor. Planlanan kapasiteye 2023 yılında ulaşılması hedefleniyor.

Kuzey Marmara Doğal Gaz Depolama Tevsii Projesi

İstanbul'un Silivri ilçesinde bulunan tesis, halihazırda 2.84 milyar Sm3 gaz depolama kapasitesine sahip. Tesisin günlük geri üretim kapasitesi ise 25 milyon Sm3 şeklinde. Söz konusu tesisin 4,6 milyar Sm3 depolama ve 75 milyon Sm3 günlük geri üretim kapasitesine ulaşılması hedefleniyor.

Türkiye'nin en çok petrol aldığı ülkeler sırasıyla; İran, Rusya, Irak, Hindistan ve Suudi Arabistan olarak öne çıkıyor.

En çok doğalgaz ithal edilen ülkeler ise; Rusya, İran, Azerbaycan, Cezayir ve Nijerya şeklinde sıralanıyor.

 

Aliağa FSRU Gemisi

İngilizce'de 'Floating Storage and Regasification Unit' ifadesinin kısaltması olan FSRU, yüzen bir enerji tesisi olarak görev yapıyor. Aliağa FSRU gemisi, LNG depolayabiliyor ve depolanan LNG'yi gazlaştırarak iletim iebekesine arttıyor. Aliağa FSRU gemisinde 140 metreküp kapasitesinde 2 adet LNG tankı bulunuyor. İzmir^de konumlandırılan Aliağa FSRU gemisi, doğalgaz arz noktas olmasının yanı sıra birden fazla kaynaktan beslenebiliyor. Gemiye açık denizden ulaşılabiliyor. Böylece 2 gemi arasında LNG transferi yapılabiliyor.

Dörtyol FSRU Gemisi

Dörtyol FSRU gemisi, Hatay kıyılarında yer alıyor. 263 bin Sm3 sıvılaştırılmış doğalgaz kapasitesine sahip olan gemi, günlük 20 milyon m3 gazlaştırma kapasitesine sahip.
Türkiye'nin enerji tehdiylerini bertaraf etme çalışmalarının yanı sıra enerji ulaşım projeleri de bulunuyor. Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) ile Azerbaycan'ın Hazar Denizi'nden çıkardığı gazın Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırıyor. Bu hattın üzerinde Gürcistan, Yunanisan ve Arnavutluk da bulunuyor. Hat İtalya'da sona eriyor.

Kuzey Irak'ta Eylül 2017 tarihinde bağımsızlık referandumu yapıldı. Cumgurbaşkanı Erdoğan, bu referandumun bölgede yeni bir krize sebep olabileceğinin altını çizerek Kuzey Irak yönetimine uyarıda buundu. Erdoğan, yapmış olduğu uyarıda, ''Giriş çıkışlar kapatılacak. Bundan sonra Kuzey Irak yerel yönetimini bakalım petrolünü hangi kanalla satacak. Vana bizde, vanayı kapattığımız zaman o iş de biter" ifadelerini kullandı.

KuzeyAkım olarak bilinen doğalgaz boru hattı ise, Rus gazının Türkiye'den Avrupa'ya taşınması planlanıyor. Rusya'dan çıkan gaz, Karadeniz'in altından Türkiye'ye ulaşıyor ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya yayılması planlanıyor. Böylece Türkiye, iki farklı bölgeden gelen gazın vanasını elinde bulundurarak önemli bir avantaj elde diyor.