Türkiye’nin diplomasi yılı 2020 oldu

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Koronavirüs salgını 2020 yılını tüm dünya için kaosa çevirirken, yılın ilk aylarında ABD’nin İran’ın en yetkili isimlerinden birine suikast düzenlemesi 3’üncü dünya savaşı mı başlıyor sorularının yükselmesine neden oldu. Uluslararası kamuoyu salgının etkilerini konuşurken, 2020 yılı Türkiye için diplomasinin yüksek olduğu yıllardan biri oldu. Türkiye Doğu Akdeniz, Suriye, Dağlık Karabağ ve Libya ile yoğun bir diplomasi yılı geçirdi.

Çin’de ortaya çıkan ve dünyaya yayılan koronavirüs salgını nedeniyle küresel çapta çok zor geçen 2020 yılı Türkiye için diplomasi açısından çok yoğun bir yıl oldu. Uluslararası anlaşmalar ve BM Deniz Hukuku sözleşmesi kapsamında Doğu Akdeniz’de faaliyette bulunan Türkiye’nin girişimleri, Fransa ve Yunanistan ile ilişkilerin gerilmesine neden oldu. Libya’da BM ve İtalya ile birlikte Uluslararası Mutabakat Hükümeti (UMH) desteklenirken, Suriye’de Rusya ile anlaşma imzalandı, 30 yıl yakın süredir toprakları Ermenistan işgali altında olan Azerbaycan’a destek verildi.

2020 DOĞU AKDENİZ’DE DEVLERİN SAHNESİ

2020’de Türkiye diplomasisinin yoğunlaştığı konuların, bölgelerin başında Doğu Akdeniz ve bölgedeki hidrokarbon rezervlerinin paylaşımı vardı. Akdeniz’e en büyük sınıra sahip ülkelerden biri olan Türkiye, Yunanistan Güney Kıbrıs, Mısır ve İsrail'in oluşturduğu Doğu Akdeniz Doğal Gaz Forumu'na davet edilmemesinin ardından 2020 yılında aktif bir siyasi ve askeri politika izleyerek sahada söz sahibi olmaya çalıştı. Türkiye’nin dış politikasında bugün önemli ağırlığa sahip olan Avrupa Birliği, Ankara’nın Doğu Akdeniz’de attığı bu adımlara farklı düzeylerde tepki verdi.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini durdurma çağrısında bulunan Fransa, AB üyeleri Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın haklarının savunulması gerektiğini vurguladı. Ağustos ayında, Türkiye ile Yunanistan krizi zirve yaptığında, Fransız Savunma Bakanlığı bölgeye iki Rafale savaş uçağı ve iki Fransız donanma gemisi konuşlandırdığını duyurdu. Bu süreçte Türkiye ile Fransa ilişkileri gerilirken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, AB'ye birçok kez Ankara'ya yaptırım uygulanması çağrısında bulundu. Fransa, Yunanistan ve Güney Kıbrıs, Türkiye'nin ekonomisinin hedef alındığı daha sert yaptırımlar istiyordu.

ANKARA’DAN DİYALOG ÇAĞRISI

Yaz aylarında daha da artan Doğu Akdeniz geriliminin ardından eylül ayında, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, "Sorunları diyalog yoluyla herkesin kazanabileceği bir çözüme kavuşturmak niyetindeyiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Türkiye’nin sorunları diyalog yoluyla çözme niyetinin olduğunu" açıklamasının ardından Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da "Yunanistan’la istikşafi görüşmelerin tekrar başlayabileceğini" söyledi.

Türkiye uluslararası anlaşmalara dayanarak Doğu Akdeniz’deki haklarını tüm mecralarda duyurmaya çalışırken, Türkiye’nin geleceğinin Avrupa ile bir olduğunu belirtmesine rağmen AB ülkelerinin yaklaşımı uluslararası hukukun gereklerini gölgede bıraktı. 10-11 Aralık'ta düzenlenen Avrupa Birliği Liderler Zirvesi'nde, Doğu Akdeniz'deki faaliyetlerinden dolayı Türkiye'ye uygulanan yaptırımlar genişletilip, sondaj çalışmalarından sorumlu kişi ve firmaların listeye eklenmesi kararlaştırıldı. Avrupa Birliği'nin yaptırım kararının üzerinden henüz 3 gün geçmişken, benzer bir açıklama ABD'den geldi. Washington, Rusya'dan S-400 sistemlerinin alımı nedeniyle Türkiye'ye bazı yaptırımlar uygulama kararı aldı.

SURİYE

2015 yılında ABD Başkanı Barack Obama’nın terör örgütü olarak tanınan PKK’nım Suriye kolu olan YPG’yi DEAŞ’a karşı destekleme kararı alması bölgede tüm dengeleri değiştirdi. Türkiye’nin ABD ile birlikte DEAŞ’a karşı mücadele etme tezinin aksine bölgede bir diğer terör örgütünün desteklenmesi tansiyonu yükseltti.

Terör örgütlerinin Türkiye sınırlarını ihlal etmesinin ardından 24 Ağustos 2016 yılında Fırat Kalkanı Harekatı, 8 Ekim 2017’de İdlib Operasyonu, 20 Ocak 2018’de Zeytin Dalı Harekatı ve 9 Ekim 2019’da Barış Pınarı Harekatı düzenlendi. Meşru müdafa hakkını kullanan Türkiye, böylelikle sınırlarını terör örgütlerinden temizlemeye başladı. 2020 yılının başında ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin Sarayı’nda bir araya gelerek İdlib’de ateşkes ilan edilmesi kararını aldı. Böylelikle Türkiye sınırında bir terör devletine tamamen karşı olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.

LİBYA’DA UMH’NİN DESTEKLENMESİ

Libya’da 2011 yılında patlak veren iç savaştan 3 yıl sonra Körfez ülkeleri tarafından desteklenen General Halife Hafter’in Birleşmiş Milletler ve pek çok ülke tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümetine karşı darbe girişiminde bulunması iç savaşın derinleşmesine sebebiyet verdi. İç savaş derinleşirken ve Körfez ülkeleri hukuk tanımaz bir şekilde Darbeci General Hafter’i desteklerken, Türkiye Birleşmiş Milletler ile UMH’yi destekleme kararı aldı ve 2019 yılının sonlarına doğru askeri işbirliği anlaşması imzalandı.

Askeri anlaşmanın sonuçları 2020'de görülmeye başladı. Bu sürede Türkiye, BM'nin tanıdığı Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne desteğini askeri alanda da vermeye başladı. Uluslararası basın, Ankara'nın yeni nesil silahlı insansız hava araçlarıyla Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni (UMH) destekleyerek ülkedeki güç dengesini değiştirdiğini ve ülkenin doğusundaki silahlı güçlerin lideri Halife Hafter'i zayıflattığını yazdı.

Libya'da yıllardır süren iç savaşın sonlandırılması ve siyasi sürece yeniden dönülmesi açısından en önemli gelişmelerden biri 21 Ağustos'ta rakip Trablus ve Tobruk yönetimlerinin ateşkes ilan etmeleriyle yaşandı. Anlaşmaya göre, 2021'de seçimler yapılacak ve yabancı güçler ile paralı savaşçılar ülke topraklarından ayrılacak.

TÜRKİYE’NİN AZERBAYCAN’IN YANINDA DURDU

30 yıla yakın bir süredir Ermenistan işgali altında olan Azerbaycan toprakları olan Dağlık Karabağ, 27 Eylül’de iki ülke arasında savaşın patlak vermesine neden oldu. Azerbaycan ve Ermenistan arasında patlak veren savaşın ardından Türkiye, tarafını Bakü yönetiminden yana açıkça ortaya koydu. Çatışmaların en yoğun olduğu ilk günlerde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Azerbaycan'a desteğimizi kimse yadırgamasın. Azerbaycan ile bir milletiz. İki ayrı devlet olsak da yeri geldiği zaman tek devlet gibi davranırız." ifadelerini kullandı.