Türkiye’de teknolojik eğitimin geleceği

İnternet teknolojileri son yıllarda büyük bir hızla gelişmiş ve hayatın her alanında kendini göstermiştir. Kolaylığı ve sağladığı büyük destek nedeniyle eğitimde de büyük oranda kullanılan teknoloji, burada dönüşüme uğruyor. Gelecekte eğitimde kullanılması öngörülen teknolojiye bakmadan önce bugün nasıl bir sistemin kullanıldığını görmekte fayda var…

Türkiye’de teknolojik eğitimin geleceği

Her geçen gün yeni bir teknolojik değişiklikle karşılaşılan günümüzde toplumun kalkınmasına, ilerlemesine ve bireyin gelişmesine yardım eden eğitim sistemini, teknolojik değişikliklerden bağımsız kılmak mümkün değildir. Eğitimde amaç, bireyde bilgi birikimi sağlamak ve bireye bu bilginin ne kadarını, nasıl ve hangi biçimde kullanacağını göstermektir. Böylece birey çevresindeki olayların farkına varır ve sahip olduğu bilgi ile bunları açıklamaya çalışır. Bunu sağlayabilmek için kullanılan geleneksel yöntemler ile ders anlatımı, devrin daha da teknolojikleşmesiyle iyice yetersiz kalmaktadır.

Bilim ve teknolojideki gelişmeler, ülkeleri kaçınılmaz bir yarışın içine sokmuştur ve bu yarış yeni teknolojik olanakların geliştirilmesini bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp zorunluluk haline getirmiştir. Çağa ayak uydurmada ve son gelişmelere hakim olmada en önemli rol eğitime düşmektedir. Teknoloji, eğitim içerisinde büyük ve önemli bir yere sahiptir. Yapılacak çalışmalarda teknolojiden faydalanılarak öğrencilerin işlenen konuyu daha iyi anlamaları bu şekilde rahatça sağlanabilir.

Teknolojinin eğitim hayatında kullanılmasıyla, eğitimde büyük bir devrin kapandığı söylenebilir. Öğrenmeye daha fazla ilgi uyandıran teknoloji sayesinde, bilgiye kolay erişim sağlanır ve bilginin saklanması olanağı doğar. Bilginin sunumunu ve paylaşımını da kolaylaştıran teknoloji, bilginin eğlenceli hale gelmesi açısından da etkili bir yöntemdir.

Eğitimde teknolojinin kullanılmasıyla ilgili akla ilk gelen örnek, İngilizce “Smartboard” tabirinden dilimize akıllı tahta olarak çevrilen interaktif bilgisayarlar olabilir. Akıllı tahta uygulamasının amacı, eğitim olanaklarına sınıf dışında da ulaşabilmek olarak açıklanabilir. Akıllı tahta sistemleri, ABD ve AB ülkelerinde yaygın bir şekilde kullanılıyor ve piyasaya 1997 yılında çıkmasına rağmen Türkiye’ye yaklaşık olarak 2009 yılında geldiği söylenebilir.

 

Akıllı tahta sistemi, bilgisayara bağlanarak öğrencilere görsel ve dokunsal olarak hitap etmesinin yanında; özel bilgisayar programları sayesinde, matematik, müzik, coğrafya, resim ve Türkçe gibi derslerin uygulamalı olarak görsel işlenmesine olanak sağladığı için dersler hafızalarda daha kalıcı olarak yer alabiliyor. Akıllı tahtaların çalışma prensibi şöyledir; bilgisayar programları çalıştırma vazifesini üstlenir, projeksiyon cihazı bilgisayardaki görüntüyü tahtaya yansıtır ve akıllı tahtanın elektronik kısmı ve kalemi ise tahtadaki bilgisayar ekran görüntüsünün interaktiflik özelliği kazanmasını sağlar.

Günümüzde saniyeler içinde istenilen tüm bilgilere ulaşılabildiği için, anlık bilgi erişimi çok önem kazanmaya başlamıştır. Değerlendirmelerden de ulaşılan sonuç, akıllı tahtalar ile işlenen derslerin daha iyi anlaşıldığıdır ve bu şekilde pozitif öğrenim gerçekleşir. Pozitif öğrenme kavramını da açmak gerekirse; öğrenci, ‘neden öğrenmeliyim’ sorusunun cevabı olarak kendi içinde kuvvetli gerekçeler verebilir. Öğrenme motivasyonunun yüksek olduğu ve öğrenmenin pozitif gerekçelere dayandığı öğrenme şekli olarak da ayrıntı verilebilir.

Beklentilerin değişmesi

Teknolojinin hayatın her alanını değiştirmesi, insanların beklentilerinin değişmesiyle de ilgilidir. Öğrenciler genel olarak, uzun süren ve tek taraflı olan bilgi aktarımına sıcak bakmıyor ve uzun süre dikkatini toparlayamıyor. Bu nedenle de katılımın önemsendiği eğitim yöntemleri ağırlık kazanıyor. Beklentilerin değilmesiyle eğitim yöntemleri de değişimler göstermeye başlamıştır. Bu değişimlere örnek vermek gerekirse; ders konularının oyunlar eklenerek daha çekici hale getirilmesi söylenebilir. Oturduğu yerden ders anlatan bir öğretmenden ziyade, akıllı tahta gibi teknolojik aletlerin görselliğinden faydalanılarak anlatılan dersler öğrenciler için daha çok dikkat çekici unsur barındırıyor. Yapılan araştırmalar da, beyin için görselliğin önemini gösterdiğinden bu gerçekle bu tür eğitim şekillerinin daha da geliştirilmesi yönünde çalışmalar yapılmaktadır.

Yaratıcı öğrenme süreçleri

Robot yapımı, kodlama, temel araç tasarımı gibi yöntemler öğrencilerin yaratıcı süreçlerini desteklemektedir. Bu yöntemleri ayrı ayrı açmak gerekirse robot yapımında, gelişme ülkemiz genelinde bir anda sağlanamaz. Bu nedenle çocukların daha küçük yaşlarda bu teknolojiyle tanışması, ülkemiz açısından da büyük bir kazanım olarak görülebilir.

Kodlama becerilerini erken yaşta edinen öğrenciler, ülkemizin teknoloji çağını yakalaması adına başarılı bir girişim olarak değerlendiriliyor. Dünyanın dijitalleşmesiyle yazılım sektörünün önemi artmaktadır ve gelecekte doğacak yeni ve farklı iş imkanları nedeniyle aileler de çocuklarını küçük yaşlardan itibaren programlama ve kodlama üzerine alıştırmak istemektedir. Kodlamanın önemiyle ilgili, kod yazmayı 9 yaşında öğrenen Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg ve ilk programını 13 yaşında yazan dünyanın en başarılı girişimcilerinden olan Bill Gates örnekleri verilebilir.

Teknolojinin imkanlarından bu şekilde faydalanmak, ülkeye olan katkının yanında, çocukların da öğrenme sürecine dahil olmasına büyük yardımcı olmaktadır. Derslerde yapılan kodlama aktiviteleri, öğrencinin analitik zekasını geliştirirken tasarım içerikli aktiviteler de görsel zekayı ilerletmektedir.

Maker hareketinin eğitime katkısı

Maker hareketi, dünyada hızlıca yayılan ‘kendin yap’ kültürünün teknoloji ile birleşmesi olarak özetlenebilir. Maker hareketi kapsamında; yemek yapmak, uçak tapmak, elektronik devreler, üç boyutlu yazıcılar ile basılan ürünler değerlendirilebilir. Çocuklar, maker hareketi ruhuyla yaratıcılıklarının sınırlarını zorlar ve geleceğin teknolojisinin temelleri bu şekilde atılır. Ülkemizde son yıllarda hızla artış gösteren maker felsefesinin okul etkinliklerine hatta müfredata girmesiyle öğrencileri pasif durumdan aktif duruma getiren öğrenme süreçleri ortaya çıkmaktadır.

Eğitimde teknolojiyle neler başarılabilir?

Eğitimde teknoloji doğru stratejiler izlenerek kullanılırsa, çocuklara farklı faydalar sağlanmış olacaktır. Bu faydalardan en önemlileri çocuk yaşta kazanılan analitik düşünce ve problem çözme becerisi olarak ortaya çıkar. Gelecekte teknolojinin şimdikinin belki de 50 katı kadar hayatın içinde olacağı düşünülürse, çocuklarla birlikte bu gelecek için hazırlanmak en mantıklı davranışlardan olacaktır.

Bilinçsiz kullanımın önüne geçilmesi

Eğitimde teknolojinin yarattığı bilgi kirliliği ve bilinçsiz kullanımın önüne geçebilmek için ailelerin ve öğretmenlerin yapabileceği bazı küçük dokunuşlar, teknolojiyi daha faydalı hale getirebilir. Aileler, çocukların gereğinden fazla ve amaçsız şekilde telefon, tablet gibi teknolojik aletlerle uğraşmasına imkan tanımamalıdır. Çocuk güvenliğini sağlayabilecek internet tedbirleri alarak, sakıncalı içeriklere ulaşamamasını sağlamalıdır. Öğretmenlerin de yetkin ve donanımlı olduğu durumlarda, çocuklar doğru yönlendikleri için çocukluklarından beri kendilerine aşılanan teknolojiyi gelecekte daha kullanışlı hale getireceklerdir.

Okulda teknoloji kullanımının artıları

Öğretmenler, teknoloji sayesinde çeşitli platformları kullanarak öğrenciler hakkında devamsızlık, not veya kişisel bilgilere ulaşabiliyor. Bu bilgilerin ediniminin sonrasında sınıf ortalamasına göre veya bireysel performans ölçümleri sağlanabiliyor. Yapılan araştırmalara göre bilgisayar destekli eğitim, geleneksel eğitim yöntemiyle karşılaştırıldığında teknolojiyle birlikte başarının daha da yükseldiği sonucuyla karşılaşılmıştır.

Herkes anında herhangi bir bilgiyi edinebildiği için, insanların karşılaştığı çeşitli zorluklar teknolojiyle çözülebilir. Eğitim uygulamaları sayesinde öğrenciler, kendi öğrenme hızlarında ilerleyebilir ve bu şekilde ilgi alanı ve seviyelere bağlı olarak benzer konuların farklı sistemlerle öğrenilmesi sağlanabilir. Teknolojinin okullara girmesiyle birlikte, öğrencilere farklı öğrenme seçenekleri sunularak en verimli yöntemin keşfedilmesi sağlanabilir. Özel gereksinimli öğrenciler için geliştirilen bazı uygulamalar sayesinde de, çocukların karşılabileceği zorlukların en aza indirilmesi hedeflenmektedir.

Okulda teknoloji kullanımının eksileri

Teknolojinin öğretmenlerin yerini alabileceği düşüncesi, öğrencilerin telefon tablet gibi araçlarla dikkatinin anlatılan konudan dağılabileceği düşüncesi, başkalarının çalışmalarına erişimin kolaylığıyla öğrencilerin kendi ürünü olmayan bilgi veya tasarıları okulda sunabilme düşüncesi, sınıf dışında herkesin aynı şekilde teknolojiye ulaşamaması ve mahremiyet gibi nedenler de okulda teknoloji kullanımının negatif etkileri arasında sayılabilir. Eğitim bilimlerinde üretilen bilimsel bilgiyi işlevsel hale getirerek uygulamaya dönüştüren eğitim teknolojisi alanının, konuyla ilgilenenler tarafından yeterince önemsenmemesi, bilinmemesi sorunu da çözülmesi gereken problemler arasında yerini korumaktadır.

 Ailede veya okulda teknolojinin nasıl, ne kadar ve ne için kullanıldığı büyük önem taşımaktadır. Teknoloji; eğitimi zenginleştiren, kişisel gelişimi destekleyen bir araç olarak kullanılmalıdır. Bilgi kirliliği ve bilinçsiz kullanım gibi niteliklerin teknolojiyle bağdaşmaması için, öğretim alanında teknolojinin neden kullanıldığı öğrencilere iyi aşılanmalıdır. Popüler kültür malzemesi olarak değil de, eğitimin daha kapsamlı yapılabilmesi için bir araç olarak tanınan teknoloji, dünyaya önemli bir katkı sağlayacaktır.

Uzaktan eğitim

Uzaktan eğitim, öğrencilerin fiziki olarak okul ortamına gerek duymadan, bulunduğu yerde eğitilmesi olarak açıklanabilir. İnternetin uzaktan eğitim yoluyla eğitim dünyasına kazandırdıkları, birçok yenilikler katması bakımından takdir edilmektedir ancak durumun gerçekten öyle olup olmadığına derinlemesine inceleyerek bakmak gerekir.

Uzaktan eğitim adı altında online lisans ve sertifika kursları, aslında insanların yüzlerce yıllık eğitim ve öğretim birikimini tehdit etmektedir. Öğrencilerin uzaktan eğitimde çift yönlü etkileşimde bulunma olanağı yoktur. Ayrıca uzaktan eğitim veren kurumların propaganda gibi amaçlarla kullanılıp kullanılmayacağı, kullanılacaksa nasıl yaptırımlara maruz bırakılacağı, bu yaptırımlardan sorumlu kurumların açık kimliğinin nasıl olacağı gibi pek çok belirsiz durum söz konusudur.

FATİH projesi

Türkiye eğitimde teknolojik en büyük değişimini 2010 yılında FATİH projesiyle yapmıştır. Eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve okullarda teknoloji kullanımının artırılması amacıyla öne çıkan FATİH projesi, Türkiye de bu projeyi her derslik için internet erişimli akıllı tahta ve öğretmen ve öğrencilere tablet dağıtımıyla hayata geçirmiştir.

FATİH projesi ile okullarda teknoloji yardımıyla eğitim yapılması beraberinde e-öğrenme ve de bu ortama uygun ders içeriklerinin gerekliliği ortaya çıkmıştır. Eğitim- öğretim içeriklerinin uygun ortamda sunulması ve bunun etkin kullanılması amaçlanarak EBA (Eğitim Bilişim Ağı) oluşturulmuştur. EBA sayesinde öğrenciler bilgiye aktif bir şekilde kendi başlarına ulaşabilmektedir.

2012 yılında pilot uygulamasına başlanan FATİH projesi üzerine çalışmalar devam ettirilmektedir ve uygulamanın etkin ilerleyebilmesi için öğretmenlere eğitimler de verilmektedir.