Türkiye’de bilimsel çalışmalar tekelleşiyor mu?

Dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları, Covid-19 pandemisi ile mücadelede iş birliği yaparak çalışmalarını paylaşırken Türkiye’de bilimsel araştırmalara izin şartı getirildi. Peki Türkiye’nin bilimsel çalışmalara izin şartı getirmesinin altında yatan nedenler neler?

Küresel bir salgına dönüşen Covid-19 pandemisi can almaya devam ederken, dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları, virüse çare olabilecek aşıyı bulmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda devletlerde yoğun bir çaba sarf ediyor ve bilim insanlarına gereken tüm desteği sağlıyor.

Ulusal ve uluslararası mevzuatlara göre dünyanın neresinde bir bilimsel araştırma yapılmak istenirse istensin etik kurul onayı almak yeterli olabiliyor. Ancak salgın sırasında Sağlık Bakanlığı’nın kararıyla, araştırma için il sağlık müdürlüklerinden izin şartı getirildi. Şimdi bu sınırlama bir adım daha ileri götürüldü ve yeni kurulan komisyonun iznine bağlandı.

BİLİMSEL ARAŞTIRMALARA İZİN ŞARTI GETİRİLMESİ NE ANLAMA GELİYOR?

Yani bundan böyle Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak kurulan ''Covid-19 Değerlendirme Komisyonu'' izin verirse bilimsel çalışma yapılabilecek. Bu da Türkiye’deki bilim insanlarını bir hayli kaygılandırmış durumda.  Türk Tabipleri Birliği, “Sağlık Bakanlığı’nın, yetkisini aşarak bilimsel araştırma hakkını izne tabi tutması kabul edilemez” açıklaması yaptı.

KARAR NEDEN BU KADAR TEPKİ ÇEKTİ?

Sağlık Bakanlığı Proje Destek Birimi tarafından “bakanlık makamına” gönderilen bir yazının ortaya çıkması da tartışma yarattı. Bilim Kurulu üyesi Prof. Tevfik Özlü’nün “Türkiye’de Covid-19 Hasta Verileri” konulu projesinde çalışmak isteyen hekimlerin bu izinlerden muaf tutulduğu belirtilen yazıda, projenin finansmanının bakanlıkça karşılanacağı bildiriliyor. Bunun üzerine açıklama yapan TTB, bir projeye ayrıcalık tanınıp diğerlerine izin şartı getirilmesinin ayrımcı bir tutum ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu bildirdi.

‘HERHANGİ BİR AYRICALIK SÖZ KONUSU DEĞİL’

Bilim Kurulu üyesi Prof. Tevfik Özlü ise herhangi bir ayrıcalığın söz konusu olmadığını belirterek, "Biz o yazıdan çok önce bakanlığa başvurup izin aldık. Diğerleri de başvurur ve projeleri onaylanırsa çalışma yapabilirler” dedi. Hiçbir maddi destek almadıklarını da söyleyen Prof. Özlü, “Zaten projenin bütçesi yok, kırtasiye, posta masrafı gibi ufak tefek giderleri kendi cebimizden karşıladık” dedi. Yazıda neden Dünya Bankası bütçesinden bahsedildiği sorusuna Prof. Özlü, "Bunu ben de sordum, proje destek biriminin standart yazısıymış” cevabını verdi.

" TTB’nin açıklamasında sanki bizim çalışma için özel bir şey yapılmış gibi bir anlam çıkıyor, bu yanlış” diyen Özlü, etik kurul onayı aldıktan sonra hastane verilerini kullanmak için 81 ilin sağlık müdürlüklerinden tek tek izin almak yerine bakanlığa başvurduklarını söyledi.

Bazı klinik araştırmalarda hastalar üzerinde kanıtı ya da etkinliği olmayan ilaçların denenebildiğini hatırlatan Özlü, “Bu ilaçların rastgele kullanılmaması için etik kurul onayı şart. Bizim çalışmamız müdahalesiz çalışma. Hastalara hiçbir işlem, tedavi, girişim yapmıyoruz. Bir fotoğraf çekiyoruz, gözlem çalışması deniyor buna. Sadece yapılanları kaydediyoruz” dedi.

BİLİMSEL ARAŞTIRMALARA NEDEN İZİN ŞARTI GETİRİLDİ?

Öte yandan Bakanlığın kararını eleştirenler kadar takdir edenlerde var. Bilindiği üzere koronavirüs pandemisi, Çin’in Wuhan kentinde ilk görüldüğü günden bu yana virüs hakkında ortaya atılan birçok iddia oldu. Özellikle son dönemde birçok insanın kamuoyunun umutla beklediği virüs tedavisi ile ilgili, hiçbir bilimsel sonuca dayanmayan yalan yanlış açıklamaları toplumda hayal kırıklığı yarattı.

Son olarak Osmanlı Padişahları arasında yer alan ikinci Abdülhamid'in dördüncü  kuşak torunu olan Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, sosyal medya hesabından korona virüs ilacı iddiasında bulundu. Kendisini şehzade olarak tanımlayan Kayıhanoğlu, korona virüs tedavisi üzerinde çalıştıklarını öne sürdü, Osmanlı tıbbından faydalanarak ilaç çalışması yürüttüklerini iddia etti. Bu ve bunun gibi açıklamalar kamuoyunda sıklıkla gündeme geliyor.

Sağlık Bakanlığı’nın aldığı söz konusu kararın altında yatan nihai nedenin de, bilimsel araştırmalarda; haklar, yetkiler ve ilkeler gibi hususların ön plana çıkartılması olabileceği konuşuluyor.  Aynı zamanda bakanlığın, kendini uzman olarak gören kişilerin yanı sıra elinde bilimsel veriler bulunan bilim inanlarının çalışmalar yapmasını sağlamak ve özellikle Covid-19 çalışmaları döneminde doğru ile yanlış bilgileri birbirinden ayırt edilmesini kolaylaştırmak adına böyle bir karara varmış olabileceği öngörülüyor.