2021'de Türkiye-Yunanistan arasında savaş çıkar mı?

Doğu Akdeniz, son yıllarda keşfedilen zengin enerji rezervleri nedeniyle uluslararası güçlerin en gözde satranç tahtası haline geldi. Doğu Akdeniz'deki vekâlet savaşları, Türkiye ile Yunanistan arasındaki krizi giderek derinleştirdi. Peki, Yunanistan ve müttefiklerinin bölgede oynadığı bu tehlikeli oyunun sebebi ne? Türkiye-Yunanistan savaşa doğru mu gidiyor?

Fethiye Mutaf Narin / INTELL4

Türk-Yunan ilişkileri, dönemsel uzlaşmalar dışında gerginlik ve savaşlarla günümüze kadar geldi. İki ülke arasında hala çözüme kavuşmayan bir çok sorun var. Bunlardan bazıları; Ege denizi, 12 Ada, sınır gerilimi, mülteci sorunu ve Kardak krizi. Ancak ana ekseni oluşturan en büyük sorun, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğalgaz arama faliyetleri.

Son yıllarda keşfedilen zengin enerji rezervleri nedeniyle uluslararası arenada gerçekleştirilen ikili görüşmelerin gözde adresi Doğu Akdeniz. Avrupa'nın atağı ve Türkiye'nin adımlarıyla birlikte Ankara ile Atina arasındaki kriz de giderek derinleşiyor. Doğu Akdeniz’deki vekâlet savaşlarını ve olası çatışma ihtimalini analiz eden Yunan Jeopolitik Güvenlik Uzamanı Dr. Giorgos Filis, '2021'de iki ülke arasında sıcak çatışma yaşanma ihtimali' olduğunu öne sürdü.

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos da, geçtiğimiz günlerde Yunanistan’ın Türkiye ile askeri anlamda çatışmaya hazır olduğunu belirten bir açıklama yaptı.

Peki, Yunanistan askeri envanter anlamında kendisinden çok daha ileride olan bir ülkeyi neden savaş için tahrik ediyor? Yunan yetkililer tarafından art arda yapılan açıklamalar ne anlama geliyor?

SEVİLLA HARİTASI KRİZİ YÜKSELTİYOR

Yunanistan’ın geçmiş dönemde oldukça ağır bir ekonomik kriz yaşaması ve bu süreçte Türkiye’nin büyümesini sürdürmesi, Ankara’yı askeri ve siyasi olarak Atina’nın birkaç adım önüne taşıdı. Ancak Yunanistan’ın sürekli olarak Avrupa Birliği’nden (AB) aldığı destek durumu değiştiriyor.

Aslında iki ülke arasındaki gerginliğin asıl nedeni Sevilla Haritası’na dayanıyor. Bu harita ilk kez 2000’li yılların başında Sevilla Üniversitesi tarafından Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki Doğu Akdeniz Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmazlığının çözümü için hazırlandı. Ancak haritada, Meis Adası’ndan başlayan Yunan kıta sahanlığı Akdeniz’in ortasına kadar iniyor ve Türkiye’ye Antalya Körfezi dışında bir çıkış fırsatı tanınmıyor.

"AVRUPA’NIN ŞIMARIK ÇOCUĞU" MÜTTEFİKLERİNE GÜVENİYOR

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, her ne kadar bizim haritayla ilgimiz yok dese de bu harita, şu an AB’nin tüm web sitelerinde ve evraklarında kullanılıyor. Bu da Doğu Akdeniz’deki mücadelenin yalnızca enerjiden ibaret olmadığını gösteriyor. Türk uzmanlar, atılan bu adımları ciddi bir jeopolitik sıkıştırma yani Türkiye’yi Akdeniz ve Ege’den koparma mücadelesi olarak tanımlıyor. AB’nin, Atina’yı kobay gibi Türkiye’nin önüne sürmesinin asıl sebebi bu.

2060 yılına kadar borcunu ödeyemeyecek, gayrisafi milli hasılasının neredeyse iki bucuk katı borcu olan Yunanistan’ın da sırtını AB’ye yaslamaktan başka çaresi yok gibi görünüyor.

YUNANİSTAN TAHRİKLERİNİ SÜRDÜRÜYOR

Doğu Akdeniz’de tansiyonu yükseltmeye devam eden Yunanistan, tatbikatlar üzerinden gövde gösterisi yapmayı sürdürüyor. Amaç ise ilk tetiği Türkiye’nin çekmesi ve bölgede sıcak bir çatışma başlatma arzusu.

Son olarak müttefiki Amerika ile Suda Üssü'nde yeni bir tatbikat gerçekleştiren Yunanistan’ın gövde gösterisine Türkiye karşıtı ittifakın değişmez üyesi Güney Kıbrıs ordusu da katıldı. Yunanistan Genelkurmay Başkanlığı, 16 Mart'tan 24 Mart'a kadar süren ve bu yıl ikincisi gerçekleşen özel kuvvetler tatbikatının fotoğraflarını, resmi internet sitesinden yayınladı.

Türkiye’den ise resmi açıklama gecikmedi. Yunanistan’ın içinde bulunduğu ekonomik koşullara rağmen silahlanma girişiminde olmasını eleştiren Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, ‘’Tatbikatları bir tehdit unsuru olarak devamlı zikrediyorlar. Bunlarla bir yere varamazlar. Çünkü bunların Türkiye, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) karşısında hiçbir kıymet-i harbiyesi yok’’ dedi.

Atina, 8-10 Mart tarihlerinde de İsrail, Fransa ve Kıbrıs Rum Kesimi Doğu Akdeniz’de “Noble Dina 2021” adlı ortak bir tatbikat gerçekleştirmişti. Yunan hükümeti, önümüzdeki günlerde Fransa, ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin ardından, İsrail, Suudi Arabistan ve İspanya ile de ortak tatbikat düzenleyerek daha büyük bir gövde gösterisine hazırlanıyor.

Türkiye karşıtı blokta yer alan İsrail’in, bu tatbikatı yerel basında 'Savaş Ayı'nın bir parçası olarak duyurması ipleri daha da gerdi.

DİPLOMATİK ÇÖZÜM MÜMKÜN MÜ?

Diplomatik gözlemciler, yaptıkları temkinli açıklamalarında Türkiye’nin, sıklıkla diyalog çağrısını yinelediğine dikkat çekiyor. Ankara, iki ülke arasındaki (adaların statüsü, silahlanması, hava ve deniz sahaları gibi) anlaşmazlıkların tümünü içeren bir diyalogdan söz ederken; Atina, bu diyalogta sadece Türkiye ile Yunanistan arasındaki (kıta sahanlıkları, MEB gibi) deniz yetki alanlarının belirlenmesini şart koşuyor. Yunanistan’nın, Türkiye’nin haklarını göz ardı ettiği bu şartı, Ankara ile Atina’nın aynı masaya oturmasına engel teşkil ediyor.

2021’DE TÜRKİYE İLE YUNANİSTAN ARASINDA SAVAŞ ÇIKAR MI?

Euro Bölgesi'ndeki ortaklarına güvenen Yunanistan, askeri gücünün Türkiye karşısında oldukça zayıf olmasına rağmen korkusuzca ‘Türkiye ile çatışmaya hazır olabileceği’ açıklamaları yapıyor. Ankara ise diplomasi yolundan vazgeçmeyeceğini her fırsatta dile getiriyor.

Peki, Türkiye’nin Yunanistan’ın provakasyonuna gelerek askeri bir adım atması mümkün mü? Birlik içindeki müttefiklerinin desteğinden şüphe duymayan Yunanistan, olası bir savaş durumunda beklediği desteği görebilecek mi?

Diplomatik gözlemcilere göre bu olasılık oldukça düşük. Son dönemde birlik içinde dağılmaların başlaması ve koronaviüs (Covid-19) süreciyle birlikte ekonomik zayıflamaların yaşanması, AB ülkelerini geçmişe kıyasla daha içe kapanık olmaya sürükledi. Geçtiğimiz yıl İngiltere’nin Avrupa’dan ayrılması ve yıl içinde birlik içindeki güvensizliğin bir hayli artması, AB’nin parçalanma tehdidi ile karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Böylesi kritik bir süreçte ‘Avrupa’nın şımarık çocuğu’ olarak nitelendirilen Yunanistan’ın hala müttefiklerine güvenerek Türkiye’ye meydan okuması da asılsız söylemlerden başka bir şey değil.

Stratejistlere göre, Yunanistan’ın Türkiye karşıtı ülkelerle birlikte yaptığı tatbikatlar ise yalnızca birer gövde gösterisinden ibaret. Ankara ile Atina arasında olabilecek olası bir çatışma ve meydan okuma durumunda, Yunanistan’ın müttefiklerinden beklediği desteği görmeyeceğine dair öngörüler oldukça kuvvetli.

DİPLOMATİK ÜSTÜKLÜK VE TÜRKİYE’Yİ YALNIZLAŞTIRMA ÇABASI

Ayrıca olası bir çatışma durumunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) çok hızlı ateşkes kararı alması ve o karara uymayan tarafın tüm diplomatik avantajını kaybetme ihtimali yüksek.

Burada sorulması gereken soru şu: Cephede savaş kazanamayacağını bilen Yunanistan, diplomatik üstünlük adına çok kısa bir çatışmayı göze alır mı?

Yunan halkı, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik şartlar nedeniyle olası bir savaşa kesinlikle sıcak bakmıyor. Yunan hükümeti çatışma riskini göze alsa dahi, halkın desteğinden yoksun kalmayı göze alamayacaktır. Atina, Fransa’nın kışkırtmasıyla Türkiye’yi yalnızlaştırmak adına böyle bir adım atsa dahi, ABD’nin NATO’ya katkısı oldukça sınırlı.

Bununla birlikte Almanya’nın, Fransa, Avusturya ve Güney Kıbrıs gibi bir anda Türkiye ile ilişkilerini koparıp atmak istemeyeceği gayet açık. Her fırsatta Türkiye ile aradaki diyalogun kesilmesi ihtimalini göz önünde bulunduran Almanya’nın AB üzerindeki gücü düşünüldüğünde, bu gerginliğin silahlı aşamaya geçme ihtimali oldukça düşük.

Zira Ankara, AB ve ABD’nin Yunanistan’ı üzerimize kobay gibi sürmesi ve Türkiye’nin tetiği çekmesi tuzağına düşmeyecektir.

DOĞU AKDENİZ'DE  KÜRESEL SATRANÇ OYUNU

Son olarak AB ve ABD’nin Yunanistan’ı kışkırtması durumunda Türkiye ve Rusya daha yakın ilişkiler içinde olacaktır. Bu da ABD’nin ‘Kenar Kuşak Teorisi’nin tehlikeye girmesi anlamına gelir. Bu durum her ne kadar Rusya ve Çin’in işine gelse de ABD ve AB’nin aleyhine olacaktır.

ABD, Soğuk Savaş sonrası devreye giren Kenar Kuşak Teorisi’yle Avrasya coğrafyasını kontrol ederek Asya’da hâkimiyet kurmayı hedefliyor. Bu stratejinin önündeki hiçbir engeli de kabul etmiyor. Washington, stratejisinde ısrar ederken Türkiye gibi müttefik ülkelere de “Benim çizgimden ayrılmayın” dayatmasında bulunuyor. Ancak Türkiye’nin binlerce yıllık devlet geleneği biat etmeye müsait yapıda değil. 

Bununla birlikte Rusya’nın dış ticaretinin yüzde 65’inin Ege ve Türk Boğazları’ndan geçtiğini de göz önünde bulundurursak, olası bir çatışma durumunda Rusya’nın bundan çok etkileneceği ve Ankara-Kremlin hattının daha da yakınlaşması kaçınılmaz olacaktır.

Fethiye Mutaf Narin / INTELL4

fethiyemutaf@intell4.com