Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde son durum

Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasının ardından, Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkiler, dönemsel uzlaşmalar dışında çoğu zaman gerginlikler ve savaşlarla günümüze kadar geldi. Peki tarih boyu süregelen krizler çözüme ulaştı mı? İşte Türk-Yunan ilişkilerindeki son durum..

Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde son durum

Yunanistan’ın 1821’de bağımsızlığını kazanmasının ardından, Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkiler, dönemsel uzlaşmalar dışında çoğu zaman gerginlikler ve savaşlarla günümüze kadar geldi. Geçmiş dönemlerde yaşanmış olan bu savaşlara bakacak olursak 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı, 1’inci Balkan Savaşı, 1’inci Dünya Savaşı ve dolaylı yoldan karşımıza çıkan Kıbrıs Harekatını görüyoruz. Geçmişi hatırladığımızda Yunanistan’ın Türkiye’nin dış politikasında ne kadar da önemli bir gündem maddesi olduğunu biliyoruz. Ege adaları, kıta sahanlığı ve Batı Trakya gibi sorunlar üzerinden doksanlı yıllarda büyük çekişmeler yaşanırdı. Bugün dönüp baktığımızda ise Yunanistan Türkiye’nin çok az önemsediği bir aktör konumuna düştü.

Bu durumun çeşitli sebeplerinden söz edilebilir. Öncelikli olarak Türkiye’nin yakın coğrafyasında istenmeyecek kadar büyük krizler meydana geldi. Irak ve Suriye gibi çökmüş devletler ana güvenlik sorunları haline dönüştü. Bu şartlar altında Türkiye’nin Yunanistan’la yaşadığı sorunlar önemini biraz daha yitirdi. Elbetteki Türkiye’deki Yunanistan gündeminin arka plana düşmesinin tek nedeni Ortadoğu’daki gelişmeler değil. Yunanistan geçmiş dönemde yaşamış olduğu ekonomik kriz sebebiyle, her açıdan oldukça zayıf bir aktör konumuna düştü. Aynı sırada Türkiye ekonomik olarak büyümekle kalmadı askeri ve siyasi olarak da Yunanistan’ın boy ölçüşebileceği bir ülke olmanın çok ötesine geçti.

Günümüzde Yunan televizyonları, Türkiye’nin ürettiği yerli silahların haberlerini yapıyor ve spiker haberi korku dolu gözlerle anlatıyor. Tüm bu gelişmelere dönüp baktığımızda Türkiye’nin nereden nereye geldiğini görebiliriz. Bugünden 20 yıl önce, bu iki ülke de Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin çok yakın kontrolündeydi. Çünkü iki ülkenin ekonomileri gibi askeri teknolojileri de Amerikan destekliydi. Soğuk Savaş boyunca Türkiye’yle Yunanistan arasındaki ana rekabet alanlarından biri de Amerika’dan alınacak yardım miktarının nasıl dağıtılacağıydı. Türkiye nüfusu büyük bir müttefik olduğu için daha fazla yardım talep ederken, Yunanistan Türkiye’ye çok yardım gelmesini engellemekle uğraşırdı. Hatta bu konuda bir uzlaşı çıkmıştı. Türkiye’ye yapılan her on yardım karşılığında Yunanistan’a da yedi yardım yapılacaktı.

Geçmiş yıllarda, Amerika’nın kapısında yardım kavgası veren bir ülke olarak bugün bu duruma gelmiş olmamız utanılacak değil gururlanılacak bir durum. Türkiye bugün kendi yerli ve milli İnsansız Hava Araçları (İHA) ve SİHA’larını üretiyor. Yunanistan ve Türkiye’nin geçmişten günümüze yaşamış olduğu gelişimi karşı karşıya koyup bir değerlendirme yaptığımızda bugün iki ülke arasında devasa bir farkın olduğunu söyleyebiliriz.Yunanistan Avrupa Birliği’ne bağımlı bir ülke konumundayken, Türkiye Amerika’ya ve tüm Batı ittifakına rağmen siyasi pozisyon alabilen kendi ürettiği silahlarla askeri operasyon yapabilen ülke oldu.

İnişli çıkışlı ilişkilerde çözülmeyen sorunlar

Ülkemiz ile Yunanistan arasında Ege Denizi’nde birbiriyle bağlantılı ve ülkemizin temel hak ve çıkarlarını doğrudan etkileyen bir dizi sorun bulunuyor. Geçtiğimiz dönemde Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, bu sorunları konuşmak üzere Türkiye’yi ziyaret etmişti ve görüşmenin sonuçlarının olumlu olduğu mesajları verilmişti. Çipras’ın bu ziyareti Türkiye ve Yunanistan arasında uzun süredir ertelenen sorunların yeniden gündeme gelmesine sebep olmuştu.

Bunlardan ilki kuşkusuz uzun süredir tartışılan 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Yunanistana kaçan FETÖ’cülerin durumuydu.  Yunanistan uzun bir süre darbecileri iade edeceğini dile getirerek Türkiye’yi oyalamıştı, sonucunda ise iade gerçekleşmedi. Bu durum bir türlü yolunda gitmeyen Türk-Yunan ilişkilerinin yeniden gerilmesine sebep oldu.

Ana ekseni oluşturan bir diğer sorun ise Yunanistan’ın özellikle Akdeniz’de yaptığı gaz arama çalışmalarıydı. Zira bu işin içerisinde Türkiye’nin şu günlerde arasının hiç iyi olmadığı Mısır yönetimi, İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan var. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye’yi bir bakıma dışlamış gözüküyorlar. Hem aramalarda hem de bulunacak olan doğalgazın Avrupa’ya ulaştırılmasında Türkiye’yi baypas eden çeşitli anlaşmalar imzalıyorlar. Bu konu Yunanistan ile her fırsatta masaya yatırılan ve sık sık tartışılan bir konu olarak gündemden düşmüyor.

Türkiye ve Yunanistan’ın anlaşmazlık yaşadığı hatta iki ülkeyi savaşa götürebileceği konuşulan bir diğer önemli mesele de Kardak krizi.  1996’da Kardak kayalıklarında bir gemi kazasıyla başlayan ve kapandığı düşünülen kriz son dönemlerde yeniden gündemde. Uzun yıllar önce kapandığı düşünülen kriz Yunanlı Bakanların Kardak’a çelenk bırakmak istemeleriyle alevlenendi ve bu konuda iki ülkenin nasıl bir adım atacağı henüz şekillenmedi.

Bir başka mesele ise hali hazırda devam etmekte olan Kıbrıs görüşmeleri. Kıbrıs Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasından itibarenden hedef olmuştur. 2004’de Kıbrıs Rum Kesiminin Avrupa Birliğine tam üye olması, iki toplum arasındaki görüşme sürecini bir süre için dondurmuştur.  Türk Yunan ilişkilerinde Lozan Anlaşmasından sonra yaşanan ve günümüzde hala çözüme kavuşmamış olan Ege sorununa baktığımızda ise Ege Denizi’nin Türkiye ile Yunanistan arasında bir dostluk ve işbirliği denizi haline gelmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Ege sorunlarının çözümü ancak her iki ülkenin de üzerinde mutabakata vardıkları, meşru hak ve çıkarlarına karşılıklı saygı gösteren bir ortak payda üzerine inşa edildiği takdirde işlevsel ve kalıcı olacaktır.