Türkiye - Yunanistan ilişkileri

Yunanistan’ın yeni Başbakanı Miçotakis'in, göreve geldikten sonra Türkiye ile ilgili yaptığı açıklamaları dikkat çekiyor. Göreve geldiği ilk gün dostluk mesajları veren Miçotakis, geçtiğimiz günlerde GKRY’ye yaptığı ilk yurtdışı ziyaretinde, “Türk işgalinin son bulmasının ilk öncelikleri olduğu ve çağ dışı garantiler sisteminin çözümle birlikte kaldırılması gerektiği” açıklamasında bulundu.

Türkiye - Yunanistan ilişkileri

Hükümet programını açıkladığı parlamento toplantısında Miçotakis, “Komşumuz Türkiye ile ilişkilerimizin pusulası uluslararası hukuk kurallarına saygı ve iyi niyetli dostluk ilişkileri olacaktır.” ifadelerini kullandı. Sözlerine, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilişkilerimizi ileriye taşıyacak cesur adımlar atmaya davet konusunda tereddüt etmeyeceğim" açıklamasıyla devam eden Miçotakis, "Bulunduğumuz coğrafya birlikte yaşamamızı buyurmaktadır. Gereksiz gerginlikler, hışımlı retorikler ve silahlanma yarışları için yaptığımız harcamaların kaynakları halklarımızın yararlanmasından yoksun kılmaktadır.” diye de sözlerine ekledi.

Yüzyıllardır komşu halklar olan Yunanlılar ve Türkler uzun zaman bir arada yaşamalarına rağmen son 100 yılda, 1. Dünya Savaşı ile başlayan süreçte; nüfus mübadelesi, kıta sahanlığı, Kıbrıs meselesi ve Ege adaları konularında ihtilaf yaşamış ve bu anlaşmazlıkların büyük bir kısmı çözüme kavuşmamıştır. Askeri ve ekonomik olarak Türkiye’yi tehdit edebilecek bir konumda olmayan Yunanistan, Avrupa Birliği’ni bu anlaşmazlıklara müdahil ederek kendi çıkarına sonuçlar elde edebilmek için birliği kullanmaktadır. Fakat şu ana kadar istedikleri desteği tam olarak bulabilmiş gözükmüyorlar.

İlişkileri etkileyen temel faktörler

İlişkilerin gergin seyretmesinde, her ne kadar bahsedilmesede, din faktörünün önemi büyüklüğünü koruyor. Yunanistan’ın “Megali İdea” görüşüne, ülkedeki kiliseler öncülük etmiştir. İdealin hedefinde ise Türkiye toprakları bulunmaktadır. Bu ise barış ortamlarında bile anlaşma sağlanamamasının bir nedeni olarak gözükmektedir.

Kısaca "Megali İdea"

Megalo İdea’nın kelime anlamı “büyük fikir”dir. Megalo İdea ya da diğer bir deyişle Megali İdea, Yunanlıların Büyük Helen İmparatorluğu’nu yeniden kurma hayalidir. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethederek Bizans İmparatorluğu’na son vermesinden itibaren süregelen bu fikir ile Yunanlılar, eskiden Bizans’a ait tüm toprakları tekrar elde edip başkenti İstanbul olan (Konstantinopolis) büyük Helen İmparatorluğu’nun kurmayı hedeflemektedir. 

Her ne kadar geçmişte kaldığı söylensede bu idealin terkine yönelik bir açıklama mevcut değil.

İlişkileri etkileyen diğer etmenlerle ile ilgili olarak İlhan Tekeli, “Tarih Yazıcılığı ve Öteki Kavramı Üzerine Düşünceler” adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak: “Uluslararası sistemdeki gelişmeler doğrultusunda hareket etme çabası içerisinde olan Türkiye ve Yunanistan için en önemli engel, dış politikalarını birbirleri ile olan ilişkilerindeki sorunların ipoteğine bırakmış olmalarıdır. Yunanistan açısından olduğu gibi, Türkiye  de, dış politikasını saptarken ve diğer ülkelerle diplomatik faaliyetlerini yürütürken Kıbrıs ve Ege Denizi'ndeki uzlaşmazlıkların etkisini göz önünde bulundurmak zorunda kalmaktadır.

Mantıksal açıdan, Türkiye ve Yunanistan arasındaki sorunların giderilmesi her iki ülkenin de ulusal çıkarları  açısından olumlu bir girişim olarak nitelendirilebilecekken, sorunun duygusal yönünün ağır basması ve her iki ülke arasında derin bir güvensizliğin yaşanmakta oluşu, sorunların adil ve kalıcı bir dostluk ve işbirliğini sağlayacak şekilde çözümlenmesini güçleştirmektedir.

İki ülke arasındaki güvensizliğin, uzlaşmazlığın sürmesinde tek etken olduğunu söylemek mümkün değil; gerçekte, Türkiye ve Yunanistan arasındaki güvensizliğin giderilmiş olduğu bir ortam içerisinde dahi bu uzlaşmazlıklardan söz edilebilir. Bu durum, özellikle, Türkiye ve Yunanistan arasındaki pek çok soruna kaynaklık eden Ege Denizi'nin konumundan kaynaklanmaktadır. Uluslararası hukukun 1940'ların ikinci yarısından itibaren güç dengesindeki değişmeler ve teknolojik gelişmeleri ve diğer pek çok etkeni dikkate alarak, devletlerin egemenlik haklarına getirmiş olduğu genişletici yorumlar, Ege Denizi'nin coğrafik konumu ve bu denizde kurulan egemenlik dağılımı dikkate alındığında, kıyıdar ülkeler arasında uzlaşmazlığa neden olabilecek bir görünüm ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla, iki ülke arasında oluşturulacak bir güven ortamı, uzlaşmazlığın giderilmesi için zorunlu bir faktör olmakla birlikte, tek başına yetersiz kalmaktadır.

Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerde uzlaşmazlık konularına ilişkin değerlendirmelerde göz önünde  bulundurulması gereken nokta uluslararası ilişkilerin sistematiği içinde sorunlara çözüm bulunabilmesinin ancak tarafların hak ve çıkarlarının dengelendiği, sıfır toplamlı olmayan bir yöntemle çözümlenebileceğidir. Eğer taraflardan herhangi biri tek yanlı bir çözüme ulaşmak arzusunda ise, bu durumda çatışma kaçınılmazdır. Bu bağlamda dile getirilmesi gereken bir başka nokta ise, tarafların birbirleri ve elde etmeye çalıştıkları çıkarları hakkında doğru bilgilendirilmeleridir. Karşısındakinin davranışlarını, kendisini onun yerine koyarak anlamaya çalışan kimsenin belli olgular karşısındaki yargıları birden bire değişecektir." ifadelerini kaleme almıştır.

Yakın geçmişteki siyasi İlişkiler

Özellikle mevcut dünya düzenindeki bozukluklar, uluslararası anlaşmaların ve bağlayıcılıklarının iyice aşındığı bir ortamda ilişkilerin dahada gerildiğini söylemek mümkün. Yakın geçmişteki siyasi ilişkiler ile ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı’ndan edinilen bilgilere göre;

Türk-Yunan ilişkileri 1999 yılı itibariyle işbirliği ve diyaloğa dayalı yeni bir döneme girmiştir. Bu çerçevede, iki ülke arasındaki sorunların diyalog yoluyla ele alınması amacıyla siyasi istişareler, istikşafi temaslar, Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) gibi çeşitli mekanizmalar geliştirilmiş ve son yıllarda üst düzey ziyaretler artış göstermiştir. Bu doğrultuda, Türkiye, bir yandan, sorunların diyalog yoluyla çözülemesi için çaba göstermeye devam ederken, diğer yandan, ikili ilişkilerin her alanda geliştirilmesini hedeflemekte ve her iki ülkenin yararına somut projelerin hayata geçirilmesini desteklemektedir. 

YDİK toplantıları, her iki ülke Başbakanları başkanlığında ve Dışişleri Bakanları koordinasyonunda, sırasıyla ülkemizde ve Yunanistan’da düzenlenmektedir. YDİK toplantılarının birincisi 14-15 Mayıs 2010 tarihlerinde Atina’da, ikincisi 4 Mart 2013 tarihinde İstanbul’da, üçüncüsü 6 Aralık 2014 tarihinde tekrar Atina’da ve dördüncüsü 8 Mart 2016 tarihinde İzmir’de gerçekleştirilmiştir. YDİK sürecinde bugüne kadar toplam 54 belge imzalanmıştır. YDİK Toplantıları çerçevesinde ayrıca İş Forumu gerçekleştirilmektedir.

Son dönemde iki ülke arasında üst düzey ziyaretler artmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın 7-8 Aralık 2017 tarihlerinde Atina ve Gümülcine’yi kapsayan bir program çerçevesinde Yunanistan’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret, iki ülke arasında Devlet Başkanı düzeyinde 1952 yılından beri yapılan ilk resmi ziyareti teşkil etmiştir.

Yunanistan eski Başbakanı Aleksis Çipras 5 Şubat 2019 tarihinde ülkemize bir çalışma ziyareti yapmıştır.

Yunanistan Dışişleri eski Bakanı Georgios Katrugalos, 21 Mart 2019 tarihinde Antalya’ya çalışma ziyareti gerçekleştirerek Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmüştür.

İki ülke Dışişleri Bakanlıkları arasında Bakan Yardımcısı/Genel Sekreter düzeyinde düzenli siyasi istişareler gerçekleştirilmekte olup, son siyasi istişareler 12 Nisan 2019 tarihinde Atina’da yapılmıştır.

Bir başka açıdan ele alındığında; Türk-Yunan uyuşmazlığı, bu ülkelerin iç politikalarındaki gelişmelerden büyük ölçüde etkilenmiştir. Bu etkileşim Türk-Yunan ilişkilerindeki gerginliğin artmasına yol açabilecek bir yön izleyebildiği gibi, bunun aksi örneklerine  pek sık rastlanmamaktadır. Siyasi iktidarlar, muhalefet partileri, silahlı kuvvetler, basın/yayın organları, baskı ve çıkar grupları Türkiye ve Yunanistan arasında yaşanan uyuşmazlığı gündeme getirerek stratejik/taktik amaçlarını gerçekleştirme çabası içerisinde olmuşlardır. Türk-Yunan ilişkilerinde sıklıkla rastlanan örnek, siyasilerin, iki ülke arasındaki uyuşmazlığı gündeme getirerek kamuoyunun desteğini kazanmak istemeleri; seçim zamanlarında bu desteği oya dönüştürülmek istenmesi olmuştur.

Bunun yanı sıra, hükümetlerin kamuoyu desteğini kaybetmeye başladıkları, saygınlıklarını yitirdikleri dönemlerde veya ülkenin ağır bir ekonomik, siyasal, toplumsal bunalım içerisinde olduğu dönemlerde hükümetlerin Türk-Yunan uyuşmazlığını gündeme getirerek içinde bulundukları bunalımı aşmak istemelerinin örneklerine de rastlanmaktadır. Bu örneklerin büyük bir çoğunluğu Yunanistan tarafından gelmektedir. Bu gibi durumlarda hükümetlerin tercihleri, izledikleri yaklaşım gerginliğin tırmandırılmasına yol açabilecek nitelikte olabildiği gibi, karşılıklı ilişkilerde diyalog sürecine girilmesi ve gerginliğin azaltılmasına çalışılması yönünde de olabilmiştir. Her iki ülkede iktidarlar değişsede, mevcut sorunların milli güvenlik meselesi sayılabilecek derecede önemli olması ve Yunanistan tarafının AB’ye ikili ilişkiler arasında üçüncü bir güç olarak sırtını yaslaması sorunların çözümünü dahada zorlaştırmaktadır.