Türkiye ve Libya arasındaki mutabakat

Türkiye Cumhuriyeti ve Libya’nın meşru seçilmiş hükümeti arasında Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması ile güvenlik ve askeri işbirliğinin genişletilmesine yönelik anlaşma imzalandı. Bu anlaşma ile Türkiye, Suriye’de düzenlenen Barış Pınarı Harekatı sonrasında Doğu Akdeniz’de de Türkiye’nin güney sınırlarında kurulması beklenen ve Türkiye’yi es geçen enerji ve terör koridoruna izin vermeyeceğini bir kez daha ifade etmiş oldu.

Türkiye ve Libya arasındaki mutabakat

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarını Türkiye’yi dışlayarak paylaşma çalışmaları yürüten Yunanistan, yanına Mısır ve İsrail’i de alarak Akdeniz’e en uzun kıyısı olan Türkiye’yi görmezden gelerek uluslararası hukuka aykırı çalışmalar yürütüyor.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez el Sarraj, Dolmabahçe Ofisi’nde gerçekleşen görüşmenin ardından anlaşma imzalayarak Yunanistan’ın başını çektiği konsorsiyumun tek taraflı faaliyetlerine bir uyarıda bulunuldu.

ANLAŞMA NELERİ KAPSIYOR?

Yapılan anlaşma sadece Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları için değil aynı zamanda Akdeniz’in su altı zenginliği ve gıda güvenliği noktasında da Türkiye’yi daha fazla söz sahibi yapacaktır.

Bu anlaşmayla birlikte Türkiye’nin Marmaris, Fethiye ve Kaş kıyı hattı ile Libya’nın Derne,Tobruk ve Bordiya kıyı hattı komşu olacak. Türkiye, Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını tehdit eden gelişmeleri Girit Adası açıklarına kadar uzanan bir alan içerisinde rahatça koruma avantajına sahip olacaktır.

LİBYA’NIN ÖNEMİ

Kaddafi’nin 2011 yılında devrilmesinin ardından yaşanan hükümet boşluğunu fırsat bilen Yunanistan, Libya’ya ait 9 bin kilometrekarelik alanı kendisininmiş gibi kullanmaya başladı. Bu durum Türkiye’nin mevcut karasuları sınırlarını tehlikeye atmaktadır. Hafter’in son zamanlarda Türkiye’ye karşı olan düşmanca tutumu Türkiye’nin endişelerini ve bu anlaşmayı imzalamadaki haklılığını açıkça göstermiştir. Açık bir şeklde ifade etmek gerekir ki, Trablus hükümetinin lağvedilmesi halinde Türkiye’nin mevcut anlaşmayı korumak için anlaşma sağlayacak hükümet bulması oldukça zor görünüyor.

Yunanistan’ın başını çektiği konsorsiyumun hedefi Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de Antalya Körfezi açıklarında bir alana hapsetmektir. Yunanistan kaynaklı medya kaynaklarından yayınlanan haritalarda bu açık bir şekilde gözükmetir.

EASTMED’E DARBE

Kısaca EastMed, Doğu Akdeniz gazının Avrupa’ya taşınması için planlanan doğal gaz boru hattı projesine verilen isimdir. İngilizce Doğu Akdeniz kelimelerinin kısaltılmasıyla oluşturulmuştur.

Kıbrıs açıklarıda tespit edilen zengin rezervlerden elde edilecek doğal gazın, EastMed projesiyle Güney Kıbrıs-Girit-Yunanistan üzerinden, iki bin kilometreden uzun bir boru hattı ile İtalya’ya kadar getirilmesi planlanıyordu. Ancak Türkiye ile Libya arasında imzalanan anlaşmayla birlikte bu projenin geçiş güzergahıda kesilmiş oldu.

SONUÇ: ANLAŞMANIN BÖLGEYE OLASI ETKİLERİ

Türkiye, kendi milli menfaatlerini korumak için stratejik adımlar atmaya devam etmelidir. Zengin hidrokarbon ve doğal gaz yataklarına sahip olan Doğu Akdeniz’de ve Ege’de, kendi Münhasır Ekonomik Bölge stratejisini tüm bu dengeleri göze alarak belirlemelidir. Libya ile imzalanan anlaşma stratejik açıdan önem taşımaktadır. Lakin, Libya’da yaşanan iç savaşta Hafter’in mevcut hükümeti devirmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir. Ülkede darbe yapmaya çalışan General Hafter’in Türkiye aleyhine açıklamalarının üzerinde durulması gerekmektedir. Yunanistan’ın başını çektiği konsorsiyum tarafından da açıkça desteklenmektedir.

Yunanistan, 2011 yılında gerçekleşen darbeyle Girit açıklarındaki münhasır ekonomik bölgesini genişletmiş ve uluslararası hukuka aykırı olarak kendisininmiş gibi davranmaktadır. Türkiye ile Libya arasında imzalanan mutabakatın ortadan kalkması ve Hafter’in yönetime gelmesiyle tutumlar değişecek ve Türkiye’nin Akdeniz’den dünya açılan kapısı tehlikeye girecektir.

Yunanistan'ın öngördüğü Münhasır Ekonomik Bölge

 

Bölgede yaşanan gelişmeleri Suriye’den bağımsız değerlendirmemek gerekmektedir. Türkiye’nin Suriye’de düzenlediği üç büyük harekatın devamı niteliğinde olan bu yarma hareketiyle bölgede Türkiye’ye rağmen bir planın hayata geçirilemeyeceği gösterilmiştir. Bölgedeki enerjinin Türkiye’yi devre dışı bırakarak EastMed projesiyle hayata geçirilmesi hayali şimdilik durdurulmuştur. Ancak mücadele devam etmektedir. Önümüzdeki günlerde Libya’da daha şiddetli çatışmaların yaşanması kuvvetle muhtemeldir. Bu noktada mevcut Libya hükümetinin karşılıklı güven, kazan-kazan ve uluslararası hukuğa uygunluk politikaları temelinde desteklenmesi elzemdir.