Türkiye S-400 krizinde keskin viraja girdi

Rusya devlet savunma sanayi şirketi Rosoboronexport, S-400 sistemlerinin Türkiye'ye teslimatının temmuz ayında başlayacağını duyurmasının ardından, Amerikan yönetiminin tavrının ne olacağı konuşulmaya başlandı. Olası bir krizin önüne geçecek formüller var mı? Türkiye kendi menfaati için hangi adımı atmalı? 

Türkiye S-400 krizinde keskin viraja girdi

Bir süredir S-400 savunma sistemi konusunda anlaşmazlık yaşadığımız Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile krizin eşiğindeyiz. Türkiye, Suriye’nin sınırında yaşanan güvenlik sorunları sebebiyle kendisine ait bir hava savunma sistemi ihtiyacı olduğunu çok kez dile getirmişti. Amerika ve Avrupalı müttefiklerin Türkiye-Suriye sınırına yerleştirilen MIM-104 Patriot sistemlerini, Türkiye ile yeterince istişare etmeden geri çekmeleri güvensizlik yaratmıştı. 2015’te düşürülen Rus uçağı sonrası yaşanan krizde NATO’nun Türkiye’ye verdiği desteğin yeterince güçlü olmaması da Türkiye’nin kaygılarını arttıran bir başka sebep olmuştu. Obama döneminde ABD Rusya’ya jeopolitik bir rakip muamelesi yapmamış ve Suriye’ye girmeleri konusunda da nispeten duyarsız kalmıştı. Bu gelişmelere genel olarak NATO’nun yeni dönemdeki misyonunu tanımlama arayışları eklenince Türkiye’nin güvenlik kaygılarının NATO tarafından tam olarak karşılanamayacağı hissiyatı güçlenmiş oldu. Bu bağlamda Türkiye kendi hava savunma sistemini kurmaya yönelik arayışlarını artırdı.

ABD’nin 2014’ün son çeyreğinden bu yana Suriye’de YPG’yi desteklemesi ve Türkiye’nin güvenlik kaygılarını ciddiye almaması ikili ilişkilerin zedelenmesine sebep oldu. Zeminde oluşan bu güvensiz ortamla birlikte ABD’nin uzun süredir Türkiye’yi oyalaması,  Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alma kararını vermesini sağladı. Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alma kararına nasıl vardığı ise ABD tarafından göz ardı edildi.

S-400’lerin ilk kez bir NATO ülkesinde konuşlandırılıp operasyonel hale getirilmesinin siyasi anlamına ilaveten Amerikan savunma endüstrisinin pazarının Rusya’ya açılması kaygı yaratıyor.ABD’yi tedirgin eden bir diğer husus ise; Türkiye'nin de üretim programında yer aldığı ve konuşlandıracağı 5’inci kuşak savaş uçağı F-35'lerin hassas ve üstün özelliklerinin ve her türlü faaliyetlerinin S-400 radar sistemi tarafından ele geçirilebilecek olması kaygısı. NATO açısından ise öne çıkan husus, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemlerinin hiçbir şekilde NATO'nun mevcut savunma ve radar sistemlerine entegre edilemeyecek olması olarak görünüyor. Stratejik olarak da Rusya’nın etkisinin bölgede ve NATO içerisinde artacak olması belirtilen kaygıların başında geliyor.

Trump ne yapabilir?

Rusya devlet savunma sanayi şirketi Rosoboronexport, S-400 sistemlerinin Türkiye'ye teslimatının temmuz ayında başlayacağını duyurmasının ardından, Amerikan yönetiminin kesin tavrının ne olacağı konuşulmaya başlandı. ABD’nin S-400 alımı durumunda yaptırım uygulama ve F-35 programından çıkarılma tehditleri bir sonuca ulaşmayacaktır. ABD’nin Türkiye’yle bu konuda geniş bir diyalog süreci başlatarak konunun teknik, askeri, ekonomik ve stratejik boyutlarını gözeten, aynı zamanda Türkiye’nin güvenlik kaygılarını gidermeye yönelik bir süreç başlatması daha yapıcı olacaktır.

Türkiye hükümeti bugün S-400 krizinde gelinen noktada, ABD Kongresinden çıkacak yaptırım kararının hayata geçmemesi için bizzat ABD Başkanı Donald Trump'tan muafiyet bekliyor. Peki Trump'ın, Amerikan demokrasisinin denge ve kontrol mekanizmaları dahilinde Kongre'yi Türkiye için baypas etmesi mümkün mü? Kongre, 2017 tarihli ‘ABD’nin Düşmanlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası’ (CAATSA) kapsamında yaptırım tehdidinde bulunuyor. Trump’ın Türkiye’ye bu yaptırımlardan muafiyet sağlayabilmesi için S-400 alımının ‘önemli bir alışveriş’ olmadığını, ‘NATO’nun birliğini tehlikeye atmayacağını’ ve ‘Amerikan askeri operasyonlarına olumsuz yansımayacağını’ kanıtlaması gerekiyor.

Bu senaryoda Trump’ın ilişkileri kurtarmaya yönelik adım atmasının umut ediliyor olabilir fakat ABD, 2019 Kasım ayı itibariyle seçim ortamına girecek ve ABD Kongresi Temsilciler Meclisinde dengelerin Demokratlar lehine ve Trump aleyhine olduğu bir süreçte Trump’ın bunu yapması kolay değil gibi görünüyor. Trump arkasına Pentagon’u ve Dış İşleri Bakanlığını alırsa mevcut konuda daha şanslı olacaktır. Bununla birlikte bu desteklerin tatsız bedellerinin olacağı da muhtemeldir.

ABD Kongresi CAATSA Yasası kapsamındaki yaptırımları devreye soktuğu taktirde, Trump’ın tavrının aslen orada önem kazanacağını söyleyebiliriz. Bunun sebebi ise yaptırımları ertelemenin veya onaylamamanın ABD Başkanı’nın yetkisinde olması. Trump Kongre’den gelebilecek baskıyı kıramadığı taktirde, CAATSA Yasası kapsamındaki yaptırımlar ve Global Magnitsky olarak adlandırılan yasal yaptırımların ardından Türkiye’nin savunma sanayi aktörlerinin, kimi siyasilerin ve ekonomik aktörlerin bireysel olarak yaptırımlarla karşılaşması olasılığının yönetilmesi gerekecek.

Aksi takdirde ABD’nin Türkiye’yi F-35 programından dışlaması gibi adımlar ikili ilişkilerde çözülmesi güç bir kriz sürecini doğuracak ve NATO ittifakı içindeki ihtilafları da artıracaktır. Türk-Amerikan ilişkilerinin yeniden tamir edilmeye ve Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulmaya çalışıldığı bir dönemden geçmekteyiz.Bu aşamada S-400 meselesinin Türkiye’nin F-35 programında yer almasına engel teşkil etmemesi ve savaş uçağı teminini zaafa uğratmadan aşılabilmesinin yolları üzerine düşünmek durumundayız.

S-400’lerden vazgeçilir mi?

ABD’nin geri adım atmaması ve yaptırım tehditlerini arttırmasıyla birlikte, Türkiye’nin önünde S-400 füzelerinden vazgeçilmesi veya S-400’leri aldıktan sonra üçüncü bir ülkeye nakletme seçenekleri var. Türkiye’nin S-400’lerden vazgeçmesi durumunda ABD ile ilişkiler muhtemelen tam anlamıyla yerine oturmayacak ve bununla birlikte Rusya ile olumlu seyreden ilişkilerde bozulacak.

Türkiye’nin S-400’leri aldıktan sonra üçüncü bir ülkeye nakletmesi durumunda ise ABD’nin bu durumu kabul edip etmeyeceği bilinmiyor. Bu söz konusu hamleden önce karşılıklı görüşmelerle ortak bir karara varılması zorunlu hale geliyor.Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan S-400 füze savunma sistemleri konusunda ısrarcı olur ve kurulumu tamamlatırsa, Amerikalıların Türkiye’ye ne çapta bir ekonomik ya da mali yaptırım uygulayacağı henüz bilinmiyor. Fakat zorunlu yaptırımların yanı sıra uyarı olarak Türkiye ile askeri işbirliğini gerçekten kısıtlayabileceği düşünülüyor.