Türkiye Rusya - Ukrayna krizinde arabulucu olabilir mi?

Rusya’nın Kırım’ı ilhak ettiği 2014 tarihinden bu yana gergin seyreden Rusya-Ukrayna ilişkileri yeni bir krizle karşı karşıya. Moskova ile Kiev arasındaki krizde Türkiye'nin arabulucu olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Peki, Rusya ile ilişkileri güçlenen Türkiye böyle bir rol üstlenebilir mi? 

Fethiye Mutaf Narin / INTELL4

fethiyemutaf@intell4.com

Rusya’nın Kırım’ı ilhak ettiği günden bu yana oldukça gergin seyreden Moskova-Kiev ilişkileri yeni bir krizle karşı karşıya. İki ülke arasında 2014'ten bu yana devam eden gerginlik, Ukrayna'nın doğusundaki Donbas bölgesinde, 26 Mart'ta 4 Ukrayna askerinin ölmesi ve Rus ordusunun Ukrayna sınırlarındaki hareketliliği nedeniyle had safaya çıktı.

Donbas bölgesinde, Rusya destekli ayrılıkçılar ile Ukrayna ordu birlikleri arasındaki çatışmalar yoğun şekilde devam ederken, uluslararası toplum harekete geçti. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Ukrayna arasında üst düzey temaslarlar artarken, NATO’dan da Ukrayna’yı destekleyen mesajlar ardı ardına geldi. 

Son olarak ABD’nin Karadeniz’e iki savaş gemisi çıkarması krizi bambaşka bir boyuta taşıdı. Artık Rusya sadece Ukrayna ile değil ABD ve NATO ile de karşı karşıya. Bu tabloda Türkiye’nin hangi tarafta durmayı tercih edeceği ise merak konusu.

DİPLOMATİK TEMASLAR SÜRÜYOR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Donbas krizi ve Karadeniz'deki hareketlilikle ilgili, ilk olarak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Türkiye-Rusya ilişkilerini geliştirecek hususlar ve bölgesel gelişmelerin ele alındığı görüşmede, Putin'in Montrö Sözleşmesi'ne vurgu yaptığı duyuruldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Donbas kriziyle ilgili diplomatik temasları bununla sınırlı kalmadı. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, İstanbul’a gelerek Erdoğan ile görüştü. Huber Köşkü'nde üç saat süren görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘’Karadeniz'in bir barış, huzur ve işbirliği denizi olmaya devam etmesi temel hedefimizdir. Ortak coğrafyamızda ne surette olursa olsun gerilimin artmasını arzu etmiyoruz” açıklamasını yaptı.

Mevcut krizin diplomatik yöntemlerle çözüme kavuşturulması gerektiğini kaydeden Erdoğan, ‘’Son dönemde sahada gözlemlediğimiz endişe verici tırmanmanın bir an evvel son bulmasını, ateşkesin sürdürülmesini temenni ediyoruz’’ dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu açıklamaları, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna krizinde arabulucu olabilme ihtimalini, gündeme getirdi. Peki, Rusya ile ilişkileri güçlenen Türkiye böyle bir rol üstlenebilir mi? 

RUSYA - UKRAYNA KRİZİNDE TÜRKİYE'NİN ROLÜ

Rusya-Ukrayna krizinde Türkiye’nin nasıl bir rol üstleneceğine dair değerlendirmelerde bulunan dış politika uzmanlarına göre, Ankara’nın Moskova’yı tam anlamıyla karşısına alma lüksü yok. Bununla birlikte Türkiye’nin Ukrayna ile stratejik ilişkiler sürdürmesi her iki ülkenin de çıkarına. Üstelik Türkiye kısa süre önce Ukrayna’yla geniş kapsamlı savunma sanayii ve askerî işbirliği anlaşmaları imzalamıştı. Ancak Rusya, bu durumdan hiç memnun değil.

Özellikle son dönemde ülkemizin kırılgan bir ekonomik yapıya sahip olması ve Doğu Akdeniz meselesinde çevremizin ateş çemberine dönmesi, Türkiye’yi Rusya-Ukrayna krizi karşısında temkinli ve tedbirli olmaya zorluyor. Böylesine kritik bir süreçte Türkiye’nin başlatacağı kıvılcım büyük bir bölgesel yangına dönüşebilir.

Analistlere göre, Türkiye’nin bu tabloda olmak istediği bir taraf yok. Bu aşamada Ankara’nın, elindeki tüm diplomatik araçları seferber ederek, diyalog kanallarını zorlayacağı öngörülüyor. Zelensky’nin Türkiye ziyareti ve Putin ile gerçekleşen telefon görüşmesi bu yöndeki çabaların en önemli göstergesi.

Öte yandan Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da, Donbas konusuna ilişkin Kremlin ile bir görüşme planlıyor ancak Ukrayna, Zelenskiy'in olmayacağı bir görüşmeye karşı çıkıyor. Merkel, Macron ve Putin’in önümüzdeki günlerde video konferans yolu ile görüşmesi planlanıyor.

Sonuç olarak, Türkiye’nin yanı sıra Almanya’nın da yanına Fransa’yı alarak, bu krizi ara buluculukla çözmeye yakın bir noktada olduğunu söyleyebiliriz.

PEKİ YA SAVAŞ OLURSA?

Ukrayna Başbakan Yardımcısı ve Geçici Olarak İşgal Altındaki Bölgelerden Sorumlu Bakan Oleksiy Reznikov, gerginliğin artırılmasıyla toplumda panik havası oluşturulmak istediğini belirterek, “Korkmayın, savaş olmayacak. Ukrayna’nın provokasyonlara hiçbir karşılık verme niyeti yok, ama güçlü bir orduya sahibiz. Kuzey komşumuzdan saldırıya uğramamıza yol açacak bir karşılık ya da şans vermeye yönelik hiçbir şey yapmayı planlamıyoruz” açıklamasını yaptı.

Bölgede yaşanan son gelişmeleri ve ABD’nin savaş isteği tutumunu değerlendiren uzmanlar,  Rusya’nın da ABD’nin ya da bazı NATO ülkelerinin içinde olacağı bir savaşa sıcak bakmayacağı görüşünde. Ancak NATO’nun bölgeye olası müdahalesi Rusya’nın kırmızı çizgisi.

BİDEN DİPLOMASİ MASASINI YIKMAK İSTİYOR

Ukrayna’nın (Rusya’nın bu kırmızı çizgisini ihlal edip onun hiç tasvip etmeyeceği şekilde) NATO’ya üye olması gerginliği savaş boyutuna taşıyabilir. Nitekim Biden’da savaş gemilerini Karadeniz’e göndererek, bölgedeki diplomasi masasını sert bir şekilde kaldırma gayreti içinde.

Uzmanlar, Türkiye gibi gerilimi azaltmak isteyen ülkelerin diplomasi hamlelerinin karşılık bulacağı düşünüyor. Ancak bölgedeki gerilimi çözmede diplomasi yoluna gidilse de, günümüzde Ukrayna ve Rusya arasında yaşanan bu kriz son olmayacak. Çünkü ilişkilerin normalleşmesini ancak Rusya’nın Ukrayna’nın egemenliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü tanıması sağlayabilir.

Temennimiz bundan sonraki süreçte bölgede savaşsız, diplomasi çerçevesinde nihai antlaşmaların yapılması ve kısa vadede normalleşme yolunda bir an önce ateşkes sürecine geçilmesi.