Türkiye-Mısır ilişkilerinde yeni dönem

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen tezkere ile Türkiye-Mısır arasında dostluk grubu kurulacak. Son dönemde iki ülke ilişkilerindeki normalleşme adımlarına böylelikle parlamenter diplomasi de eklenecek. Peki, bu gelişmeler ışığında Türkiye ile Mısır ilişkileri nasıl devam edecek? İki ülke arasındaki yakınlaşmanın Doğu Akdeniz'deki dengelere etkisi nasıl olur?

Geçtiğimiz günlerde Türkiye ile Mısır arasında dostluk grubu kurulmasına yönelik teklif Meclis Başkanlığı’na sunulmuştu. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda oylanan tezkere kabul edildi.

Mursi’nin 2013’teki darbeyle devrilmesinden bu yana Türkiye ve Mısır arasındaki diplomatik ilişkiler maslahatgüzar seviyesinde sürdürülüyor. Ancak son dönemde iki ülke arasındaki ilişkilerde normalleşme adımlarının atıldığı görülüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır’la çeşitli kanallardan görüşmelerin yapıldığını ve bu sürecin çok daha güçlü bir şekilde devam ettirilmesinden yana olduğunu belirtti. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ise iki yılın ardından Mısır’la bakanlık seviyesinde gerçekleştirilen ilk görüşmeyi yaparak, mevkidaşı Melih Şükrü’yü ramazan tebriki için aradı.

Öte yandan, Çavuşoğlu’nun 21 Nisan’da yaptığı açıklamada, Mısır ile normalleşme görüşmelerinin dışişleri bakanlıkları seviyesinde sürdürülmesine karar verildiğini belirtti. Mayıs ayının ilk haftasında yapılması planlanan görüşmelerde iki ülkenin dışişleri bakanlıkları bir araya gelerek büyükelçilik atamaları da dahil olmak üzere çeşitli konuları ele alacak.

TÜRKİYE-MISIR İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM

Mısır’da demokratik yollarla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi'nin dönemin Savunma Bakanı Abdelfettah el Sisi’nin öncülüğündeki bir askeri darbeyle devrilmesine en sert tepki veren ülke Türkiye olmuştu. Ardından Sisi’nin cumhurbaşkanı olarak göreve başlaması ve Müslüman Kardeşleri hedef alması Türkiye’nin tepkisinin daha da sertleştirdi.

Ancak Türkiye’nin son dönemde Orta Doğu’da başlattığı açılım sürecinde en dikkat çeken ve somut gelişmelerin yaşandığı ülke Mısır. İki ülke arasındaki normalleşme adımlarıyla birlikte siyasi ilişkilerin yanı sıra, ticari olarak da yatırımların yapılması bekleniyor. Öte yandan, Libya, Suriye ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere bölgesel konularda da Türkiye ve Mısır arasında yeni iş birliklerinin oluşturulması planlanıyor.

Türkiye’nin Mısır ile olan ilişkileri, henüz cumhurbaşkanlığı seviyesinde değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasında, Mısır ile olan ilişkilerin “en üst seviyenin bir tık altında” devam ettiğini belirtti. Dışişleri bakanlıkları seviyesinde yürütülen ilişkilerin ilerleyen dönemde Erdoğan ve Sisi arasındaki iletişimin yolunu açıp açmayacağı ise merak konusu.

DOĞU AKDENİZ DENKLEMİ

Türkiye-Mısır ilişkilerinin normalleştirilmesi, Doğu Akdeniz’deki denklem için de oldukça önemli bir adım. Türkiye, Mısır ile deniz yetkilendirme anlaşması imzalayarak Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) karşı avantaj elde etmek istiyor. Mısır’ın da Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye yönelik olumlu adımları olsa da bu sürecin devam ettirilebilmesi için iki ülkenin de bazı şartları olduğu biliniyor.

Kahire’nin başlıca isteklerinden biri, Mısır Devlet Başkanı Sisi’ye yönelik eleştiri ve sert tutumun sonlandırılması. Bunun yanı sıra, Mısır’dan kaçıp Türkiye’ye gelen Müslüman Kardeşler yanlısı kişilerin de Kahire yönetimine karşı faaliyet göstermesinin engellenmesi isteniyor. Geçtiğimiz günlerde Türkiye’den yayın yapan Müslüman Kardeşler’e bağlı televizyonlara Kahire yönetimine dair eleştirilerin dozunun düşürülmesine yönelik talimat verildiği iddiası da bu bağlamda yer alıyor.

Mısır’ın rahatsız olduğu bir diğer konu da Türkiye’nin Libya’daki askeri varlığı. Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri’nin Arap Birliği toplantısında yaptığı konuşmada bu konuya yönelik bazı vurgular vardı. Ancak yine de Mısır’ın Libya konusundaki tavrı eskisi kadar katı değil. Mısır’ın Trablus ile temas kurması ve Libya ile 11 iş birliği anlaşması imzalanması da bu durumun bir göstergesi.

MISIR TÜRKİYE'YE YÖNELİYOR

İki ülkenin verdiği mesajlar yalnızca ortak çıkarlarına değil, aynı zamanda değişen uluslararası ve bölgesel dinamiklere de yanıt veriyor. ABD Başkanı Joe Biden'ın seçimlerdeki zaferi, Mısır ve Türkiye de dahil olmak üzere birçok bölge ülkesinin dış politikalarını yeniden değerlendirmesine neden oldu.

Mısır’ın Doğu Akdeniz ve Libya’da Türkiye ile iş birliği yapması iki ülke için de kazan-kazan durumunu sağlayabilir. Nitekim Libya’daki tutumunu değiştiren Mısır’da, Doğu Akdeniz’de de benzer şekilde Yunanistan, GKRY ve İsrail ile yürüttüğü iş birliğinden kazancına dair soru işaretleri oluştuğu görülüyor.

GKRY ile Mısır arasındaki anlaşmadan Mısır’ın zararlı çıktığı fark edildi. Mısır bu anlaşmayı Türkiye ile yapsaydı fazladan 11 bin 500 kilometrelik bir deniz alanı kazanacaktı. Bu da Kıbrıs Adası’ndan büyük bir deniz alanına denk geliyor. Ancak bu alan yapılan anlaşmaya göre GKRY’de kalmış oldu.

Benzer bir şekilde Mısır ile Yunanistan arasında yapılacak deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması da Mısır’ın zararına olacaktı. Yunanistan’ın teklifinde, Mısır’ın Türkiye ile yapacağı olası bir anlaşmaya göre 15 bin kilometrelik bir alan kaybedilecekti. Türkiye’nin araya girmesi ve Mısır’a yönelik telkinleriyle birlikte Yunanistan bu alanın yarısından vazgeçmek zorunda kaldı. Sonuç olarak Mısır da GKRY ve Yunanistan ile yapacağı iş birliğinden zararlı çıkacağını anladı.

BÖLGEDEKİ DENGELER NASIL DEĞİŞECEK?

Mısır’ın 18 Şubat’ta Doğu Akdeniz’de hidrokarbon çalışmaları için çıktığı ihalede Türkiye’nin kıta sahanlığını gözeterek sınır çizmesi, Türkiye tarafından memnuniyetle karşılandı. Yunanistan, Mısır’a önerdiği hattan daha kuzeyde bulunan bu hattın kendisine ait olduğunu düşünüyor. Dolayısıyla Türkiye lehine atılan bu adım Yunanistan’ı da oldukça rahatsız etti.

Mısır ile Türkiye arasında yapılacak yetki alanları sınırlandırma anlaşmaları çerçevesinde iki ülkenin de bölgedeki faaliyetlerden kazançlı çıkacağı görülüyor. Normalleşme adımlarının sürmesiyle bölgedeki kaynakların çıkarılması ve ekonomiye kazandırılması noktasında iki ülkenin birlikte çalışması ilerleyen süreçteki planlar dahilinde olabilir.

Bu duruma ek olarak, Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etmesi de bölgedeki faaliyetlerin hukuki zemine oturtulması açısından önemli olacak. MEB ilan edilmesi ve diğer devletlerle bu sınırları teyit etmesi halinde bu durum Yunanistan ve GKRY’yi rahatsız edebilir. Ancak Mısır, İsrail ve Lübnan gibi ülkelere daha fazla deniz alanı sunulacağı için bu ülkelerden destek sağlanabilir.

Türkiye ile Mısır ilişkilerinde olumlu süreç devam etse de tamamen normalleşmenin sağlanması vakit alacaktır. Karşılıklı güvenin sağlanması ve geçmişten gelen krizlerin çözülmesinde yapıcı ve olgun dış politika tercihlerinin yapılması gerekiyor. Böylelikle Katar ve Suriye gibi bölgesel konularda da iki ülkenin ortak hareket edebilmesine yönelik bir zemin hazırlanmış olacaktır.

Bölgesel düzeyde Mısır, sözde müttefikleri olan Suudi Arabistan ve BAE'nin Kahire ile koordine etmemeleri ve Doha ile uzlaşmaya karar verirken çıkarlarını dikkate almamaları nedeniyle son Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) zirvesinin sonucundan memnun değildi. Kahire, başta BAE, Suudi Arabistan, Yunanistan, İsrail ve hatta Fransa olmak üzere Körfez ve Doğu Akdeniz'deki ortakları ile ilişkilerinde gerileme yaşarken, Türkiye karşıtlığının kendi çıkarına olmayacağını hesapladı.

Siyasi olarak Türkiye, Mısır'ı Türkiye ile kendi savaşlarında bir kalkan olarak kullanmak isteyen diğer devletlere, özellikle BAE ve Yunanistan'a karşı hayati bir önem taşıyor. Kahire’nin de bu doğrultuda adımlar atması ve gelecek dönemde Türkiye ile daha fazla iş birliği yapması bekleniyor.