Libya’da yeni dinamikler: Türkiye’nin atması gereken adımlar neler?

Yaklaşık 10 yıldır iç savaş sarmalının içinde olan Libya'da geçici hükümet kuruldu ve çatışmalar fiilen durdu. Peki, Türkiye'nin Libya iç savaşına dahil olmasından bu yana değişen dinamikler, Ankara için ne anlama geliyor? Türkiye, Libya'dan askeri desteğini çekecek mi? Ülkedeki çatışmasızlık hali kısa bir mola mı yoksa barışan giden yol mu?

Fethiye Mutaf Narin / INTELL4

Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi'nin bundan tam 10 yıl önce iktidardan devrilmesinin ardından iç savaş sarmalına sürüklenen ülkede, askeri çatışmalar fiilen durdu. Birleşmiş Milletler (BM) arabuluculuğu ile gerçekleştirilen ateşkes anlaşması, Libya için adeta bir dönüm noktası oldu. Söz konusu ateşkesin ardından 2014’ten itibaren ikiye ayrılan Libya Temsilciler Meclisi, ilk kez bir bütün olarak oturum düzenledi ve geçici hükümeti onayladı.

Peki, Libya’daki bu çatışmasızlık hali, yalnızca bir mola mı yoksa kalıcı barışa giden bir yol mu?

İçinde bulunduğumuz evrede bu sorunun cevabını vermek oldukça zor. Ancak Libya’da çatışmaların sona ermesi ve yeni bir hükümetin kurulması ile Türkiye’nin müdahil olduğu Ocak 2020’deki şartlar ve dinamikler büyük oranda değişmiş oldu.

Libya’daki çatışmasızlık hali ve yeni hükümetin kurulması, Türkiye’nin Libya krizine müdahil olduğu şartları ve masaya oturduğu aktörleri değiştirdi. Türkiye, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile biri güvenlik iş birliğine, diğeri Doğu Akdeniz’deki deniz sınırlarına ilişkin iki mutabakat zaptı (MoU) imzalamış ardından Libya iç savaşına doğrudan müdahil olmuştu.

Peki, yeni Başbakan Abdülhamid el Dibeybe’nin siyasi stratejisi ne? Libya’da yeni dinamikler neler ve Türkiye için ne anlama geliyor?

LİBYA İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM

Dibeybe, ülkedeki çatışmasızlığın sürmesini hedefliyor. Özellikle Libya’daki güç dengesi üzerinde önemli etkilere sahip Mısır, Türkiye ve Rusya gibi aktörlerle iyi ilişkiler geliştirilmesinde ekonomik anlaşmalar kilit bir rol oynuyor. Bu kapsamda ilk seyahatini Kahire’ye yapan Dibeybe, Mısır’ın Libya’ya yönelik değişen politikasındaki yeni tonu korumaya çalışıyor.

2014’ten itibaren Trablus tarafını görmezden gelen Mısır, yeni siyasi dengeleri de dikkate alarak Trablus ile ilişkilerini geliştirme yönünde önemli adımlar atıyor. İki ülke arasında yaşanan gelişmeleri analiz eden uzmanlar, Mısır-Libya işbirliğinin önümüzdeki günlerde yoğunlaşacağını kaydediyor.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Rusya içinde benzer bir durum söz konusu. Dibeybe, ülkesi için stratejik öneme sahip ülkelerle uzlaşı stratejisini sürdürmeyi hedefliyor. Ancak Mısır ve BAE ile sürdürmeyi planladığı bu uzlaşma, Türkiye ile daha gerilimli bir ilişkiyi tercih edeceği anlamına gelmiyor.

İlk Türkiye ziyaretini Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyinin ilk toplantısı kapsamında gerçekleştiren Dibeybe’ye, 5 başbakan yardımcısı ve 14 bakanın yanı sıra Genelkurmay Başbakanı Orgeneral Muhammed el-Haddad ve diğer hükümet yetkilileri eşlik etti. Ziyaretin Libya’daki iktidar değişikliğine rağmen Türkiye-Trablus ilişkilerinin hâlâ stratejik önemini koruduğu mesajını vermek istediği açık.

TÜRKİYE LİBYA’DAN ASKERİ DESTEĞİNİ ÇEKECEK Mİ?

Libya’nın geleceğini belirleyecek en zorlu mesele, ülkedeki yabancı güçler ve paralı askerlerin çekilmesine yönelik artan talepler. Yeni hükümetin kurulmasıyla birlikte, bu talepler ciddi şekilde arttı. Ancak Dibeybe’nin bu meseleyi kısa süre içinde çözebilmesi pek mümkün değil. Çünkü sahada bugün devam eden çatışmasızlık Haziran itibariyle kurulan yeni güç dengesinin ürünü. Yani Türkiye’nin bölgedeki askeri desteği sayesinde Trablus ablukası kırıldı ve Libya Ulusal Ordusu birlikleri Sirte-Jufra hattının gerisine çekildi.

Bu yeni askeri dengeye bağlı olarak ortaya çıkan çatışmasızlığın sınırı da Sirte-Jufra hattı ile çizilmiş oldu. Bu hat 2020 yazında Mısır tarafından da kırmızı çizgi olarak kabul edildi. Hattın doğusunu tahkim eden ülke Rusya. Türkiye ise Libya’nın batısına güvenlik şemsiyesi sağlıyor. 

Mısır, Türkiye ve Suriye’nin kontrolü altında olan belli başlı bölgeler olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, Libya’daki yeni hükümetin Türkiye ile anlaşmalık yaşaması pek mümkün görünmüyor. Türkiye’nin ülkedeki askerlerini çekmesi, Libya’nın Türkiye desteğiyle kontrol altına aldığı bölgeleri yeniden kaybetmesi anlamına geliyor. Bu da şu anda devam eden ateşkesi, olumsuz yönde etkileyecek en önemli unsur olarak masada duruyor.

TÜRKİYE’NİN ÖNCELİKLERİ NELER?

Türkiye, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’daki konumunu güçlendirmek ve bunları güvence altına almak için Libya’daki iç savaşa müdahil oldu. Ancak, Türkiye’nin Libya’daki çatışmaya ilk müdahalesinden bu yana bölgede çok şey değişti. 2021 sonunda gerçekleşmesi planlanan seçimlerle birlikte ise siyasi görünümün yeniden değişmesi muhtemel.

Bu durumu göz önünde bulunduran Türkiye’nin odaklandığı üç temel nokta var. Bunlardan ilki bölgedeki mevcut askeri varlığını korumak. İkincisi ülke siyasetindeki etkisini sürdürmek ve sonuncusu ise imzaladığı anlaşmaları korumak.

Ancak Türkiye’nin uzun yıllardır Doğu Libya ile diplomatik iletişim kanalları kopuk. Türkiye’nin, önümüzdeki dönemde Libya siyasetinde etkisini sürdürmek için Doğu Libya’daki aktörlerle de iyi ilişkiler kurması gerekecek. Tıpkı içinde bulunduğumuz dönemde Mısır’ın, Batı Libya ile ilişkilerini normalleştirme yönünde ilerleme kaydetmesi gibi.

Uzun vadede Libya siyasetinde etkili olunmak isteniyorsa Türkiye’nin de benzer adımlar atarak bu alandaki eksikliğini gidermesi gerekecek. Yani imzalanan anlaşmaların yürürlükte kalmaya devam etmesi biraz da Türkiye’nin atacağı bu adımlara bağlı.