Türkiye Libya’da savaşacak mı?

Libya'da ateşkes için Moskova'da bir araya gelen UMH Başkanı Fayiz es-Serrac ve Halife Hafter arasında gerçekleşen görüşmelerden sonuç alınamadı. Hafter, ateşkes metnini imzalamadan Moskova'dan ayrıldı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, süreçten sonuç alınamamasının nedeninin Hafter olduğunu belirtti. Hafter neden ateşkese yanaşmadı?

Türk Akım’ının açılış seremonisi için Türkiye’ye gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ikili görüşme gerçekleştirerek, Libya'daki savaşın bitirilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardı. Daha sonra basın açıklaması yapan iki ülke dışişleri bakanları, Türkiye ve Rusya’nın Libya’daki tarafları 12 Ocak itibarıyla ateşkese davet etti. 

Ateşkesin detaylarını konuşmak üzere 14 Ocak 2019’da Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya gelen taraflardan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanı Fayiz es-Serrac, hazırlanan mutabakatı imzaladı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın Moskova'daki Devlet Konukevi’nde Türk ve Rus heyetlerinin gözetiminde 8 saat süren diplomasi trafiğinin ardından Halife Hafter ise Libya'da kendine bağlı birliklerin ilerleyişi, UMH’yi Trablus ve Misrata’ya sıkıştırması, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkelerin sınırsız desteğini alması dolayısıyla ateşkes metnine imza atmadan Moskova’dan ayrıldı.

Libya lideri Muammer Kaddafi’nin 2011 yılında devrilmesinin ardından ortaya çıkan Halife Hafter, 2014 yılında Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye gibi pek çok ülke tarafından tanınan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) darbe girişiminde bulunmuştu. O tarihten beri resmi hükümete karşı savaşan Hafter’in Moskova’dan ayrılması, barış umutlarını suya düşürdü.

Bunun üzerine Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Hafter'in ateşkes anlaşması imzalamaması, kimin savaş kimin barış istediğini gösteriyor. Böyle devam ederse Berlin Süreci'nin anlamı yok" açıklamasında bulundu.

Çavuşoğlu açıklamasında, “Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Libya'da bir ateşkes ve barış için üzerimize düşeni yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

BERLİN SÜRECİ: Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın geçen yıl başlattığı Berlin Süreci, Libya’da faal durumdaki ülkelerin mümkün olduğunca tümünü masaya oturtmayı hedefliyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ardından konuyla ilgili Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da bir açıklama yaptı. Akar açıklamasında, “İdlib'de ve Libya'daki ateşkesin büyük ölçüde uygulandığını görüyoruz alanda. Biz bunu sonuna kadar destekliyoruz. Dileğimiz, bir an önce hem İdlib hem Libya'ya barışın, huzurun gelmesi, akan kanın durmasıdır" ifadelerini kullandı.

HAFTER’İN SONU MU?

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni destekleyen Türkiye, yanına Hafter’i destekleyen Rusya’yı da alarak savaşın son bulması, bölgenin istikrara kavuşması ve daha fazla göçün yaşanmaması için tarafları ateşkese ikna etmeye çalıştı. Fakat 2011 yılından bu yana Hafter, BM nezdinde tanınan bir hükümet ile savaşmayı sürdürmeyi tercih etti.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun da belirttiği gibi tüm dünya kimin savaş istediğini kimin de barış istediğini görmüş oldu. Moskova’da Hafter’in ateşkese olumsuz yaklaşımı, Berlin Süreci’nin sonucunu da etkileyecektir.

Moskova’dan ayrılışının ardından Hafter'e bağlı birlikler, işgal alanlarını genişletmeye başladı. Öyle görünüyor ki Hafter, Berlin Süreci’ne kadar uluslararası kamuoyunun muhatap aldığı UMH’yi ortadan kaldırarak mutlak hakimiyetini ilan etmeyi planlıyor.

Mutlak hakimiyetini ilan etmeyi planlayan Hafter’in önündeki en büyük engel, Türkiye'nin tutumu ve bölgeye gönderdiği askerler. Muharebe alanına inmeyecek dahi olsa bölgedeki Türk askeri Hafter’e karşı caydırıcı bir unsur. Fakat Türk askerine karşı Hafter’in herhangi bir saldırı gerçekleştirmesi, Türkiye’nin Libya sorununa fiili olarak dahil olmasına yol açacaktır. Böyle bir durum ortaya çıkarsa hem BM hem de Türkiye'nin müttefiki NATO büyük bir sınav ile karşı karşıya kalacaktır.