Türkiye-Irak ilişkilerinde yeni dönem

Türkiye Irak ilişkileri uzun bir sürenin ardından yeniden rayına oturmaya başladı. Uzun yıllardır inişli çıkışlı bir seyir izleyen ilişkiler, bu senenin başından itibaren normalleşmenin sinyallerini verdi ve iki ülke arasında yeni bir döneme girildi.

Türkiye-Irak ilişkilerinde yeni dönem

Türkiye Irak ilişkileri uzun bir sürenin ardından yeniden rayına oturmaya başladı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 2003 yılındaki işgalinden sonra Irak’ta “Pandora’nın kutusunu” açmış ve Irak’ı istikrarlı bir hale getiremeden 2011 yılında çekilmişti. 2003 sonrası siyasi otoritenin oldukça zayıf olması ve ABD ile İran’ın fazlasıyla etkisi altında olması bir yandan Irak’ın siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında dağılma yaşamasına ve dış ilişkilerde sorunlar oluşmasına yol açmıştı. Bu sebeple uzun yıllardır oldukça inişli çıkışlı bir seyir izleyen Türkiye-Irak ilişkileri bu senenin başından itibaren normalleşmeyenin sinyallerini vermeye başladı.

İran ile ABD’nin Irak üzerindeki kapışmasının sona erdiğini elbette söyleyemeyiz. Seçimlerin üzerinden neredeyse bir yıl geçmesine rağmen hükümetin kurulamamış olması İran ve ABD gibi ülkelerin baskılarını ortaya seriyor. Öte yandan hem bölgesel dengeler hem de Irak’ın iç siyaseti 2008-2018 döneminden oldukça farklı bir seyir izliyor. DEAŞ’ın yenilgiye uğratılması, bölgesel dengelerdeki değişim ve hem genel seçimler hem de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gerçekleşmiş olması Irak’ın siyasi açıdan toparlanması için de bir fırsat sundu. Iraklılar önümüzdeki dönemi değerlendirmeye kararlı görünüyor.

Cumhurbaşkanı Behram Salih’in Körfez turu, Ürdün ve Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaretler bu kararlılığın işaretleri gibi görülüyor. Son dönemde iki ülke arasındaki sorunların ve işbirliği olanaklarının kapsamlı olarak görüşüldüğü bu ziyaretler ile elbette tüm konuların çözümlenmesi mümkün değil. Fakat iki ülke arasında 2012'den bu yana dalgalı bir seyir izleyen ilişkilerin niteliği dikkate alındığında, ziyaretin önemi gözardı edilemez. Nitekim 2019 yılının başında Berhram Salih’in Türkiye ziyareti sırasında Irak için hayati bir konuma sahip olan su meselesi konusunda Türkiye’nin takındığı dostane tavır bu ilişkinin biçiminin başlangıcı sayılabilir. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun oldukça yoğun bir programla Irak’a yaptığı resmi ziyaret de Türkiye-Irak ilişkilerinin yeni bir döneme girdiğine dair önemli ip uçları barındırmakta.

Türkiye'nin öncelikleri

2000'li yılların ortalarında ülkede artan çatışmalar, Irak'ı parçalayacak noktaya getirdiğinde, bu konudaki en ciddi karşı çıkışı sergileyen ülkelerin başında Türkiye geliyordu. Güvenlik durumunun iyileşmesi, işgalden sonra siyaseten dışlananların kısmi olarak sisteme entegre edilmesiyle yakından ilişkili bir süreçti. Bu sürecin en önemli aktörlerinden birisi de Türkiye oldu. Bu bağlamda Türkiye-Irak ilişkileri açısından, Türkiye hükümetinin dikkat ettiği bazı önemli hususlar ön plana çıkıyor.

Bunlardan birincisi güvenlik. Güvenlik bağlamında PKK ile mücadele en önemli mesele olarak ön plana çıkıyor. PKK terör örgütünün Irak topraklarında yuvalandığı öteden beri bilinen bir konu. Türkiye'nin mart ayından bu yana Irak'ın kuzeyinde icra ettiği sınır ötesi operasyonlar, PKK'yla mücadelede çok önemli bir süreç. Irak hükümetinden bu konuda zaman zaman çelişkili açıklamalar gelse de İbadi'nin son ziyaretinde kullanılan söylem karşılıklı güvenlik işbirliğinin artırılabileceğini gösteriyor. PKK'nın Sincar'dan çıkarılmasına Irak hükümetinin destek vermesi iki ülke ilişkilerinde güçlü bir dayanak noktası olacaktır.

İkinci önemli mesele ise ekonomi. Türk şirketleri için önemli bir ticaret fırsatı sunan Irak, yeni sınır kapısının açılmasıyla birlikte ekonomik ilişkilerde de yeni bir dönemin başlamasını sağlayabilir. Irak, 2003 yılındaki işgal öncesi Türkiye’nin Ortadoğu’daki en önemli pazarlarından biriydi ve Türkiye’nin petrol ihtiyacını karşılayan bir kaynak durumundaydı. İşgal sonrası Irak’ta yaşanan siyasi istikrarsızlık, terör girdabı ikili ekonomik ilişkilere darbe vurmuştu ancak Irak merkezi hükümeti toparlandıkça ve otoritesini tesis ettikçe bu durum düzelmeye başladı.

Türkmenlerin Irak siyasetindeki konumu Türkiye’nin masada tuttuğu bir diğer önemli dosyalardan biri. Türkiye'nin gerek Kerkük'te Türkmenlerin haklarının çiğnenmemesine yönelik vurgusu gerekse Musul'daki başkonsolosluğun yeniden açılması çağrısı yakın gelecekte Türkiye tarafından yeni kurulacak hükümete yönelik güçlü bir mesaj içeriyor. Çünkü, Musul'da istikrarın sağlanması hem Irak'ın genel siyasi dengeleri hem de ülkenin güvenliği açısından hayati öneme sahip.

Özetle, Türkiye-Irak ilişkilerinin yeni bir döneme girebilmesi için hem bölgesel şartlar hem de iki ülkenin ihtiyaçları gayet uygun bir zemin sunuyor. ABD bir yandan İran’ı baskılamak için Irak hükümetine de baskı yapacak. İran ise Irak içindeki güçlerini kullanarak Irak’ı yanında tutmaya çalışacak. Dolayısıyla Irak için en önemli açılım yönü Türkiye olacak. Öte yandan Türkiye’nin ABD yaptırımları dolayısıyla İran’dan petrol ithalatının kısıtlanacak olması Irak’ı Türkiye için bir alternatif kılıyor. Bu durum Türkiye-Irak ilişkilerinin kazan-kazan formülünü beraberinde getirecek. Bu sebeple ilişkilerin en uygun zeminde yeniden canlanması için öncelikle Irak'ta sağlıklı, kapsayıcı, adil ve dengeli bir hükümetin kurulması şart.